Tarihin hemen her döneminde insanlığın tercihleri sonucu
sapmalar, sapkınlıklar yaşanmış ve yaşana geliyor. Bundan sonra da olacak.
İslâm, insanlığa huzur bulması için sapkınlıklara ve sapmalara gidecek olan
yolları tıkar ve engeller. Sınırlamalar getirir. İslâm ın ruhunu ve gereklerini
yaşayanlar huzur içinde olurlar.
Çile, hüzün ve ağır koşullar insanlık için. Bilinmedik an
ve zamanlarda, insanın yoluna çıkan engeller yüzünden zorluklar yaşanır. Bunlar
da insan için bir sınav. Sapkınlar veya İslâm a karşı olanlar fırsat ellerine
geçince sınır tanımazlar. Bu, onları daha bir hırçınlaştırır. İslâm insanlığa
yol gösterir, tebliğde bulunulur. En önemli tebliğ bireyin yaşama biçimi ve
davranışları ve halleridir.
İslâm, aşırılıklara izin vermez. Getirdiği sınırlar
doğaldır. İnsanlık kendiliğinden yaşamına İslâm ın gereklerini uyarlar ve
uygular, yani bir bakıma doğaçlama yaşar.
İslâm, insan hayatındaki en küçük ayrıntılarda bile
belirginleşir.
İnsanlık tarihi inişli çıkışlı. Özellikle yüzyılımızda
İslâm ı karalamak, gözden düşürmek için bireylerin davranışları ölçü
gösterilir. Son zamanlarda yaşanan gerilim ve çatışmalar İslâm dan
kaynaklandığı ihsas edilir. Müslüman olan bir zalim kral ya da demokratik
yollarla yönetime gelmiş olanların hırslı davranışları, aşırı tutkuları,
hırstan ötürü gözü dönmüşlükleri İslâm ile bağdaştırılır. Müslümanlar arasında
yaşanan gerilim ve çatışmaların İslâm dan kaynaklandığı öngörülür. Bu öne
çıkarılır.
Müslümanların parçalanmışlıkları, birbirlerine
düşürülüşleri, dünya tamahına tutulanların halleri de onların bu tezlerine
yardımcı olur. Müslümanlara ait kavramlar onlar tarafından üretilir. Sonra o
kavramlar etrafında insanlar bir kısır döngüde vuruşturulur.
Bugün için insanlara düşen en önemli görev kendi
kavramlarını yeniden gün yüzüne taşımaları onların etrafında dünyalarını
yeniden inşa etmeleri bir zorunluluk.
Müslüman ız. Müslüman olmamız birçok sorunu baştan çözer
ve sınırları belirler. Müslümanlık ve İslâm dışında bize yakıştırılan kavramların
hiçbiri bizi temsil etmez ve tanımlamaz.
Geçmişte sağ-sol, kavmi bölünmeler olan Kürt, Türk,
Boşnak, Laz, Çerkez, Abaza, Arap, Acem ve diğerlerinin hiçbiri insanlık
arasında bütünleşme sağlamaz. Bütün bu kavimler İslâm ın çatısında bir birlik
oluştururlar. Bundan bir ümmet birliği oluşur. Bu ümmet tarihin başlangıcından
itibaren oluşturduğu birlikten oluşan kültür ve uygarlık kendine özgüdür. Bu
insanlık için bir yol aydınlığıdır.
Geçmişe bakarken kritik etmek, yanlışları ayıklamak,
doğruları ölçü almak olmalı. Geçmişin kusur ve eksikleri ayıklanmadan sağlıklı
bir değerlendirme yapılamaz. Geçmişte, iyi ile kötüyü, yanlış ile doğruyu
birbirinden ayırt etmek için bir nekkad gözüyle bakılırdı. Bir sarraf altına
bakarken ayar ve işlenmişlik bakımından hangisinin daha değerli olduğunu anlar.
İyiye talip olur veya olunur.
Müslüman hayatındaki en küçük ayrıntılara da bu gözle
bakmak durumunda. Kendisi için hayırlı, iyi ve doğru olanını seçer.
Günümüzdeki egemen ortamın ruhuna uygun olarak ikiyüzlü
bakılamaz. Bütüncül bakılmalı. Bir şey yanlışsa o dışlanmalı. Alkol yasak ise
bunun yasaklanması ve bundan uzak durulması İslâm a göre bir zorunluluk. Bir
takım çevrelerin gönlü hoş olsun diye ikiyüzlü davranılamaz. Oportünizm insanın
ruhuna aykırı. Bu tutum insanlığı dürüstlükten uzaklaştırır.
Haram olan her şey insanlığın zararına olan şeyler.
İslâm ın yasakladığı haramların insanlık için hayırlı ve iyi olduğu söylenemez.
Bunlar da kendi içinde sınıflanır.
İnsan öldürmek en büyük günahlardan. Bunun cezası da çok
ağırdır. Bugün ise insanlığın önündeki bu büyük tehlikenin engellemesine dönük
bütün yollar kapatılıyor. Katiller hapislere tıkanınca bu kötülük bertaraf
olmuyor. İnsanların öldürme edimi giderek ağırlık kazanıyor.
Müslüman ız, kendi kavramlarımızı, çekinmeden, hiçbir
küçümsenme duygusuna kapılmadan savunmamız gerekir. İyiyi, doğruyu, güzeli
yaşamak için çaba gösterilmeli.
Müslüman ız ve kendi dinimizden, uygarlığımızdan,
utanacağımız, sıkılacağımız hiçbir durum yok.