İslami dayanışma oyunları

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Bakara 204-205: “İnsanlardan bazılarının dünya hayatı ile ilgili sözleri senin hoşuna gider. Kalbindeki, kafasındaki düşüncelerinde de samimi olduğuna Allah’ı şahit tutar. Üstelik tartışmada da hayli usta, Allah’a isyanda ısrarcı, azılı bir düşmandır. O, iş başına, iktidara geldiğinde yeryüzünde hakkın yerine batılı ikame ederek bozgunculuk çıkarmak, kadını ve tarlayı, insan ve ürün neslini helak etmek için çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez.” Kur’an bize fesat ve helakin her türlüsünü haber veriyor ve bizleri bunlara karşı uyarıyor. Bu ayetlerde değişik bir insan türünden bahsediliyor. Bu ayetler hikmetle okunduğunda, milyonlarca kişi içinden öne çıkan bazı kimseler için; “işte Kur’an’ın anlatmak istediği fesatçı budur” kanaati oluşuveriyor. Sözü edilen bu fesatçı karakter konuşuyor ve kendisini iyiliğin, samimiyetin, bağlılığın, sevginin, fedakârlığın, insanlara iyilik, dürüstlük, adalet ve saadet sunma arzusunun sembolü olarak tanıtıyor. Konuşurken sözleri hoşunuza gidiyor, sizi büyülüyor, sesinin ahengine bayılıyorsunuz, iyilikten, iyilikseverlikten ve yapıcılıktan söz ederken ağzından bal akıyor. Sözlerinin etkisini ve inandırıcılığını daha da artırmak, bağlılık ve samimiyetini vurgulamak, kendini Allah’tan korkan takvalı bir kişi gibi gösterebilmek için kalbindeki duygularının içtenliğine Allah’ı şahit gösteriyor. Gerçekte o, en amansız bir düşmandır. Kalbinde kin ve düşmanlık kaynar. Gönlünde sevginin ve hoşgörünün kırıntısı bile olmaz. Bu fesatçı insan; günün birinde iktidar olup sorumlu bir konuma gelince, bütün katılığı, kırıcılığı ve inatçılığı ile kötülüğe ve bozgunculuğa yönelir. Bu yıkım eyleminden ne bitki, ürün ve meyve alanı olan tarım alanları ve ne de hayatın sürekliliğini sağlayan insan nesli kurtulabilir. Oysa Allah, kargaşa ve bozgunculuk çıkarmayı kesinlikle sevmez. Sözü edilen insan tipinin gerçek mahiyeti, yüce Allah’tan saklanamaz. Allah böylesi karakterlerden asla razı olmaz. Fesatçı insanların tatlı diline aldanmayacağız, çünkü tatlı dilin gerisinde yıkıcı bir tahribat ve fesat vardır. Mesela Konya’da şu günlerde düzenlenen “İslami Dayanışma Oyunları” kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi? Bu oyunlar hem İslami hem de içinde dayanışma var. Bu oyunların açılış töreninde besmele ile konuşmasına başlayan Erdoğan: “5. İslami Dayanışma Oyunları spor faaliyetlerini başlatıyorum. Tüm emeği geçenleri şahsım, milletim adına tebrik ediyorum. Hayırlı uğurlu olsun” diyor ve takdir ve temennilerini dile getiriyor. Oyunlar İslami olunca, haliyle bay ve bayan sporcuların kıyafetleri değerlendirme konusu oluyor. Biliyorsunuz İslam’da tesettür, farz olan emirlerden. İslami oyunlarda bu kural ayaklar altına alınıyor. Demek ki “İslam’ın güncellenmesi” böyle bir şey… Demek ki Sayın Erdoğan’ın açılışı besmele ile yapmış olması her şeyi mubah haline getiriyor? Şuurlu İslam’ın yerine Amerikan ılımlı İslam’ını ikame ederseniz, sonuç böyle oluyor işte.

GÜNÜMÜZDE

Günümüzde; “Yeryüzü çekilmez oldu, havalar, denizler ve karalardaki canlılar yaşayamaz hale geldi. Havadaki kuşlar düşüp ölüyor, denizdeki balıklar yok oluyor, karada insanlar zehirleniyorlar. Din elden gidiyor, büyük bir yozlaşma var, aman bunun bir çaresine bakalım!” diyenler, asıl onlar dünyamızı, yeryüzümüzü kirletiyor, dinimizi elimizden alıp yozlaştırıyorlar. Ayet-i kerimede “Şirk zulmün bizzat kendisidir” buyuruluyor. Şirk zulme benzer denilmiyor, bizzat kendisidir deniliyor. Yani bir adam müşrik veya onların işbirlikçisi mi, Allah’a ve kitaba inanmıyor veya inanmış gibi yaparak yokmuş gibi mi davranıyor, bu adam yeryüzünü bozguna verir, kuşların, balıkların ve insanların ölmesine yol açar, İslam’ın yozlaşmasına sebep olur. Bunun merhameti yoktur. Çünkü böylesi adam, katı kalplidir. Bunlar AB ile bizi şirkin, inkârcılığın ve ırkçılığın kapısına bağlarlar. Faizci kapitalist düzenle malımızı, mülkümüzü, toprağımızı elimizden alırlar, paramızı pula çevirirler. Bunlar, materyalist eğitim müfredat ve programlarıyla nesillerimizi İslam’dan uzaklaştırırlar. Sosyal hayatımızın en dinamik kurumu olan aile yapımızı bozarlar. Nüfus planlaması adı altında doğum oranlarını düşürürler. Televizyon dizileri ile yatak odalarımıza kadar girerler, iffet, edep ve hayâyı elimizden söke söke alırlar. Ilımlı İslam derler, şuurlu İslam’ın izlerini hayatımızdan ustalıkla silerler. Onlar bizi ifsat etmek için çalıştılar, çabaladılar ve başardılar. Bizler ise ağzı açık alıklar gibi olup bitenleri seyrettik, deney fareleri gibi kabullendik ve sonunda bu rezil duruma düştük. Bunun için “İslami Dayanışma Oyunları” gibi yüzkarası etkinliklerle avunur hale geldik, rakı içerken “besmele” çeken adamın haline imrenir olduk.

OKUR-YAZAR TAKIMI

Okur-yazar takımımız, kanaat önderlerimiz, merkez sağ ve sol siyasetçilerimiz, AB’den, ABD’den ve Siyonist çevrelerden dost edinmeyi bir imtiyaz olarak gördüler. Hâlbuki ince düşünen şuurlu bir insan için bu, zilletten başka bir şey olamaz. İzzet; “bana ne Amerika’dan” diyebilen Millî Görüş ile olur. Bunun için de Millî Görüş’e sarılmak gerekir. Batı’yı üstün medeniyet olarak gören bu adamlar; yüksek Amerikan çıkarlarını korumaya, bunu hiçbir devlet veya şahsa tercih etmemeye yemin ediyorum, dedikten sonra, bizlere gelerek “faiz dünya gerçeğidir, bu iş Amerika’sız olmaz” demeye başlıyorlar. Ve kendilerini bizden üstün ve akıllı görüyorlar. Bu tip insanların yaptığı şey sadece bozgunculuktur. Onlar kadını kısır, toprağı çorak hale getirerek fesada koşuyorlar, nesli bozma, helak etme tarafına gidiyorlar. Yukarıdaki ayetler bize, böylesi insanlar karşısında uyanık olmayı telkin ediyor. Bakara 206: “Onlara: ‘Allah’a sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arının, azaptan korunun’ denildiği zaman gururları kendilerini bilerek daha fazla günah işlemeye, zarar vermeye sevk eder. Onların hakkından sadece cehennem gelir. Orası ne kötü bir yerdir, ne kötü bir mekândır.” Selam hidayete tabi olanlara…