Bismillahirrahmanirrahim
Yaratan, yaşatan, yöneten, iki cihan saadetinin tek
çaresi İslam ı bir hayat nizam olarak gönderen âlemlerin Rabbi Allah (c.c) a
hamd, Peygamberimiz, muallimimiz, liderimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ya,
âline ve ashabına salât ve selam ederiz.
İslâm: Teslim olmak, müslüman olmak, İslam dinine girmek,
sulh yapmak anlamındadır. İslam, barış, selamet ve huzur bulma, Allah ve
Resulu nun bildirdiklerine tabi ve teslim olma anlamı sebebiyle bu adı
almıştır. İslam ı kabul eden, kendi iradesini, Allah ve Resulü nün iradesine
tabi kılan kimseye müslim veya müslüman denir. Erbakan hocamız bu konuyu izah
ederken İslam bize uymayacak, biz İslama uyacağız. Biz, İslam ın hem şekline
hem de ruhuna uymak zorundayız. sözünü söyler ve eklerdi: bizim işimiz metamatik isbattır, kuru laf
ebeliği yapmak değildir. İslam ın esası Allah a Resulüne ve emir sahiplarine
itaat etmektir. Ayetler ve sahih hadisler İslam dininin dayanağıdır.
Zanlarımızı, heva ve hevesatımızı Kur an ve sünnetin yerine koyamayız. Koyarsak
Allah korusun helak oluruz. Samimi ve sadık bir Müslüman olmanın temel şartı,
hayatı iman ve cihad olarak görmek ve yaşamaktır. Peygamberimiz buyuruyor:
Size, Allah a çok saygı duymanızı, başınıza bir Habeşli köle bile emir olsa,
onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Benden sonra sağ kalıp uzunca bir
hayat sürenler pek çok ihtilaflar görecekler. O zaman sizin üzerinize gerekli
olan, benim sünnetime ve doğru yolda olan Raşid Halifelerin sünnetine
sarılmanızdır. Bu sünnetlere sımsıkı sarılınız. Sonradan ortaya çıkarılmış
bid atlardan şiddetle kaçınınız. Çünkü her bid at dalalettir, sapıklıktır. (Tirmizi İlim 16) Müslüman bir insanın İslam dan başka bir yola
sapması zulüm ve yoldan çıkmadır. Rabbimiz buyuruyor: Kim, İslam dan başka bir
din (hayat nizamı) ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir nizam) asla kabul
edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır. (Ali İmran: 85)
Dünya hayatımız Rabbimizin bizi İslam ile imtihan ettiği
bir hayattır. Bu imtihanı kazanmak ancak hakikaten İslama uymak ile mümkündur.
Çünkü İslam Allah tandır. Ali İmran Suresi 19: Allah nezdinde hak din
İslam dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradır ki,
aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah ın ayetlerini inkâr
edenler bilmelidirler ki Allah ın hesabı çok çabuktur. Toplumların dünya ve
ahiret saadetleri için İslam dan başka çare yoktur. İslam a uymak lafla olmaz.
Emir ve yasaklarına uymakla olur.
Barışı Bozan Hatalı Davranışlar
Milli Görüş toplumun sağlam hücresidir. Bu hücre sağlam
olduğu müddetçe toplumun her zaman kurtulma imkânı vardır. Bu sağlam hücre
hastalandığı zaman toplumun kurtulma imkânı ortadan kalkar. Bu hücreyi
hastalıklı hale getirecek hatalı davranışlar vardır. Bunlardan bazıları
şunlardır. 1- Benlik (Enaniyet): İnsanın, yaptığı ibadetleri veya iyilikleri
sebebiyle kendini beğenmişlik zafiyeti içerisine düşmesi ve kendi nefsini hak
etmediği mertebenin üzerinde görmesidir. Bu vasfı kuvvetli olan insan herşeyde
kendi isteğinin olmasını arzu eder. Kendisi dışında oluşacak her faaliyeti
eksik görür, eleştirir. Herkesin kendisine uymasını ister. Bu önemli bir
hastalıktır. Rabbimiz buyuruyor: Çünkü Allah, kendini beğenip övünen,
böbürlenen kimseleri sevmez. (Hadid: 23) Çözüm: İtaatte, sadakatte ve ihlâstadır. İRFAN sahibi olmak, ben de
yanılabilirim diyebilmektir.
2- Tefrika: Sözlükte eşyayı birbirinden ayırmak, insanlar
arasına düşmanlık sokmak, parçalara, bölüklere ayırmak, parçalamak demektir.
Tefrika, ümmet birliğini bozmayı ve böylece ayrılmaması gereken bir bütünü
parçalamayı ifade eder ki, İslâm bunu şiddetle yasaklamıştır. Emir sahibi kendi
düşüncesi yönünde karar vermedi diye TEFRİKA çıkarmak sadece kötülüğe yol açar.
DOĞRU OLAN ümmete, teşkilata dâhil olmak ve İTTİFAK halinde bulunmaktır.
Rabbimiz buyuruyor: Hepiniz toptan Allah ın ipine (Kur an a ve İslam a)
sarılın. Dağılıp tefrikaya yapmayın. (Ali İmran 103) Biz sizden daha iyisini
yapacağız diyerek TEFRİKA çıkarmak cinayettir.
3- Makam Mevki Hırsı, Şahsi Menfaat İsteği: Hırs:
herhangi bir şeye karşı aşırı istekli ve düşkün olmak, açgözlülük, onu elde
etmek için aşırı uğraşmak, ondan başka bir şey düşünmemek anlamındadır. Hırs,
daha çok insanın mal elde etmek ve zenginlik arzusu ile makam ve mevki sahibi
olmak arzuları üzerinde görülür. Peygamberimiz buyuruyor: Siz yöneticilik alma
konusunda pek istekli davranacaksınız. Hâlbuki o yanıp tutuştuğunuz görev,
kıyamet gününde bir pişmanlık sebebi olacaktır. (Buhari, Ahkâm 7) İstediği
için kendisine yöneticilik verilenler, Allah tan yardım görmezler. Bunlar bir
müddet sonra insanların itimadını kaybederler. Doğru olan, görev verilirse
ihlâsla, sadakatle, feragatle çalışmaktır. Bir makamı elde etmek için kulis yapmak, grup oluşturmak, teşkilat
içinde tefrika yapmak yanlıştır. Bu bir insanın davasına yapabileceği en büyük
zarardır. Milli Görüşçüler tek bir yürektir. Hak davaya gönülden bağlananlar
olarak tek bir vücuddur.
4- Gıybet: Gıybet, bir kimsenin bulunmadığı ortamda, onun
hoşuna gitmeyecek ve sevmeyecek sözler söylemek ve onu çekiştirmektir. Hz.
Peygamber (s.a.v), ashabına: Gıybet nedir, bilir misiniz diye sorar. Onlar:
Allah ve Elçisi daha iyi bilir derler. Hz. Peygamber (s.a.v.) gıybeti,
Müslüman kardeşini, sevmediği bir şeyle anmakdır. diye tanımlar.
Peygamberimize sorarlar: Ya söylediğimiz şey kardeşimizde varsa
Peygamberimiz: Söylediğiniz şey gerçekten onda varsa onun gıybetini yapmış
olursunuz, ama onda yoksa o vakit ona iftira atmış olursun. (Müslim Birr: 70)
cevabını vermiştir. Gıybet, toplumu birbirine düşüren, gücünü zaafa uğratan çok
zararlı bir hastalıktır. Sosyal medyada yapılan kimi ifşaatler, onarılması
mümkün olmayan yaralar açmaktadır. Bizim usulümüz yol göstermek, hizmete
katkıda bulunmaktır. Gıybetten, iftiradan şiddetle kaçınmalıyız.
5- Kötü Zanda Bulunmak: Kötü zan, bir kimsenin davranış
ve hareketleri hakkında kötü zan, kötü tahmin, şüphe, fenalık, kötü ve yanlış
düşünmek demektir. Bundan şiddetle kaçınmak gerekir. Çünkü kötü zan büyük
vebaldir. İnsanın kalbini bozar ve kişinin kendisine zarar verir. Rabbimiz
buyuruyor: Onlar ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Hâlbuki
kendilerine Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir. (Necm: 23) Çok kesin
delillerle aksi belli olmadıkça herkes hakkında hüsnü zanda bulunmak esastır.
Peygamberimiz buyuruyor: Zandan sakının. Çünkü zan, sözlerin en yalan
olanıdır. (Buhari, Müslim) Bir Müslüman Allah ve Resulünün sözünü
dinlemeyecekse, kimin sözünü
dinler.
6- Cedelci olmak: Cedel: sözlükte sert tartışma,
münakaşa, niza, sözlü kavga demektir. Bir mevzu hususunda sertliği de içeren
boş yere yapılan tartışmadır. Bu husus dinimiz tarafından yasaklanmıştır. Çünkü
cedel esnasındaki tartışma, istenilen neticeyi elde etmeyi sağlamadığı gibi, bu
esnada yapılan tartışma üzücü olaylara ve kavgalara sebep olabilmektedir.
Teşkilat içinde cedelci bir tutum sergilemek, ağız tadıyla çalışma imkânını
ortadan kaldırmaktadır. Peygamberimiz buyuruyor: Bir kavim, içinde bulunduğu
hidayetten sonra sapıttı ise, bu mutlaka cedel sebebiyle olmuştur. Resulüllah
(s.a.v.) bunu söyledikten sonra, delil olarak: Onlar: Bizim tanrımız mı,
yoksa O mu daha iyidir dediler. Sana böyle söylemeleri, sırf tartışmaya
girişmek içindir. Onlar şüphesiz münakaşacı bir millettir. (Zuhruf: 58) ayetini okudu. (Tirmizi)
7- Koğucu, zehir kovası taşıyıcısı olmak: Bir kimseye, o
kimse hakkında bir başkasının söylemiş olduğu bir sözü, yapmış bulunduğu bir işi
gördüğünü veya duyduğunu öne sürerek aktarması, götürmesi, taşıması işine
koğuculuk adı verilir. Bu çirkin bir davranıştır. Rabbimiz buyuruyor: Arkadan
çekiştirmeyi, yüze karşı eğlenmeyi adet edinen herkesin vay haline! (Hümeze:
1) Peygamberimiz buyuruyor: Koğuculuk yapan cennete giremeyecektir. (Buhari-
Edeb, 49) Başkalarının belirlediği gündeme mahkûm olmak yanlıştır. Biz onların
gündemiyle meşgul olup her gün yayılan yalan yanlış haberleri birbirimize
aktarırsak bu kendimize zarar vermek demek olup, zehir kovası taşımaya benzer. Bunun için biz
bu tarz haberlerden etkilenmeden kendi görevimizi yapmalıyız.
İslam ı Hevaya Uydurmak
Peygamberimiz buyuruyor: Arzuları benim getirdiğim
(İslâm) a uymadıkça hiç biriniz (gerçek) mümin olamazsınız. Hevaya bağlılık,
şeytanın düzenine uyup onun adımlarının izleyicisi olmaktır. Heva, insanın
Allah (c.c.) tan gelen vahye uymayan aşırı istekleri, tutum ve davranıslarıdır.
Kişi, nefsinin meşru isteklerini inandığı İslam ın emir ve yasaklarına uyarak
karşılamak zorundadır. Aşırı isteklere uymak, kişinin Allah ve Resulünün
koyduğu ölçülere aldırmaması anlamına gelir. Heva yı ilah edinmek, Allah
(c.c) a isyanda şeytanın azgınlığından daha beter bir azgınlıktır. Yeryüzündeki
bütün günahların, bütün şirklerin, bütün kâfirliklerin sebebi hevaya
uymaktandır. Cihad ediyorsunuz, cihadınız yaralanıyor, namaz kılıyor, zekât
veriyorsunuz boşa çıkıyor, Kur an okuyorsunuz okuyuşunuz sizin günahınızı
çoğaltıyor. İslam ın hevaya uydurulması derin bir sapıklıktır ve fesattır. Rabbimiz
buyuruyor: Eğer hak, onların kötü arzu ve isteklerine uysaydı, mutlaka gökler
ve yer ile bunlarda bulunanlar bozulur giderdi (Müminun: 71)
Bugünkü Yeni Dünya Düzeni hevasını ilah edinenlerin
düzenidir. Bu düzene uyulmaz, işbirlikçilerinin arkasından gidilmez. İslam dan
başka bir şeye uyulmaz. Bugün bu Milli Görüştür, Adil Düzendir, İslam
Birliğidir. Rabbimiz buyuruyor: Sana da, daha önceki kitabı doğrulamak ve onu
korumak üzere hak olarak Kitab ı (Kur an ı) gönderdik. Artık aralarında
Allah ın indirdiği ile hükmet; sana gelen gerçeği bırakıp da onların hevasına
(düzenlerine) uyma (Maide: 48) vesselam.