Müslümanların birlikte yaşadıkları zâlim hattâ kâfir bir
idareye karşı nasıl davranılması gerektiğini Peygamber (s.a.s) efendimiz
hadislerinde çok net bir şekilde bildirmiştir.
Bir gün Ashab Resulullah a (s.a.s) gelerek bizlere
işkence eden müşriklerin liderleri gece geç vakitlere kadar Kâbede oturduktan
sonra her biri tek başına evlerine gidiyor. Bize izin ver bir duvarın arkasına
saklanarak onlar geçerken bir kargı darbesiyle hepsini bir gecede öldürebiliriz,
dediler. Peygamber Efendimiz, onların yerine geçeceklerin kendilerine daha
fazla zulüm yapmak isteyeceklerini bildirerek ashabı böyle silahlı bir hareket
yapmaktan men etti. Görevlerinin hakkı tebliğ olduğunu bildirdi.
Ashab arasında müşrik bir kişinin kölesi olan ve
kendisine çok işkenceler yapılan Habbab bin Eret (r.a.) bir gün Kâbenin
duvarına dayanmış vaziyette istirahat ederken Resulullah (s.a.s) efendimize
yaklaşıp selam verdiğini ve Ya Resulallah bize çok işkence ediyorlar. Bir dua
etsen de Allah bu müşrikleri helâk etse dedim. diye anlatıyor. Resulullah
doğruldu. Bana Size ne oluyor da sizden önceki, iman eden müminlerin etlerini
müşrikler demir taraklarla tararlardı da onlar Allahın yardımına güvenir
sabrederlerdi deyince utandım. Bir daha şikâyet etmedim, diyor. Hadis
kitaplarında sahabelere yapılan işkenceler ayrıntılarıyla anlatılmıştır. Ancak
Peygamberimiz onların silah kullanmasına katiyen izin vermemiştir.
Hatta Medine dönemindeashabın bir kısmı savaşa izin verilmesi ve Allah ve Resulünün düşmanlarına
hadlerinin bildirilmesi için heyecanlı bir bekleyiş içinde idiler. Onlara,
imanlarını müşriklerden saklayan müminleri farkında olmadan öldürmeleri
ihtimali olduğu için izin verilmemişti. Suriye de hem Özgür Suriye Ordusu hem
devletin resmi ordusu masum insanları öldürüyor. Şuurlu bir Müslüman bir tarafı
tutarak o tarafın yaptığı zulme ortak olmaz. Zira zulme rızanın zulüm olduğunu
bilir. Ayette Allah buyuruyor. Zalimlere meyletmeyin sonra size ateş dokunur.
Olayın dışında olduğu halde kendini ateşe atana mani olmaya çalışmak Müslüman
kardeşliğinin gereğidir. Milli Görüşçüler, İslami hükümleri bilmeden hisleriyle
hareket eden veya Siyonizmin propagandasının etkisiyle hatalı bir kanaate sahip
olanlara hakkı göstermeye çalışıyorlar. Bu bizim milletimize karşı vicdani
görevimizdir.