İslam?a Göre Zâlim İdareyle Mücadele

Abone Ol

Müslümanların birlikte yaşadıkları zâlim hattâ kâfir bir

idareye karşı nasıl davranılması gerektiğini Peygamber (s.a.s) efendimiz

hadislerinde çok net bir şekilde bildirmiştir.

Bir gün Ashab Resulullah a (s.a.s) gelerek bizlere

işkence eden müşriklerin liderleri gece geç vakitlere kadar Kâbede oturduktan

sonra her biri tek başına evlerine gidiyor. Bize izin ver bir duvarın arkasına

saklanarak onlar geçerken bir kargı darbesiyle hepsini bir gecede öldürebiliriz,

dediler. Peygamber Efendimiz, onların yerine geçeceklerin kendilerine daha

fazla zulüm yapmak isteyeceklerini bildirerek ashabı böyle silahlı bir hareket

yapmaktan men etti. Görevlerinin hakkı tebliğ olduğunu bildirdi.

Ashab arasında müşrik bir kişinin kölesi olan ve

kendisine çok işkenceler yapılan Habbab bin Eret (r.a.) bir gün Kâbenin

duvarına dayanmış vaziyette istirahat ederken Resulullah (s.a.s) efendimize

yaklaşıp selam verdiğini ve Ya Resulallah bize çok işkence ediyorlar. Bir dua

etsen de Allah bu müşrikleri helâk etse dedim. diye anlatıyor. Resulullah

doğruldu. Bana Size ne oluyor da sizden önceki, iman eden müminlerin etlerini

müşrikler demir taraklarla tararlardı da onlar Allahın yardımına güvenir

sabrederlerdi deyince utandım. Bir daha şikâyet etmedim, diyor. Hadis

kitaplarında sahabelere yapılan işkenceler ayrıntılarıyla anlatılmıştır. Ancak

Peygamberimiz onların silah kullanmasına katiyen izin vermemiştir.

Hatta Medine döneminde

ashabın bir kısmı savaşa izin verilmesi ve Allah ve Resulünün düşmanlarına

hadlerinin bildirilmesi için heyecanlı bir bekleyiş içinde idiler. Onlara,

imanlarını müşriklerden saklayan müminleri farkında olmadan öldürmeleri

ihtimali olduğu için izin verilmemişti. Suriye de hem Özgür Suriye Ordusu hem

devletin resmi ordusu masum insanları öldürüyor. Şuurlu bir Müslüman bir tarafı

tutarak o tarafın yaptığı zulme ortak olmaz. Zira zulme rızanın zulüm olduğunu

bilir. Ayette Allah buyuruyor. Zalimlere meyletmeyin sonra size ateş dokunur.

Olayın dışında olduğu halde kendini ateşe atana mani olmaya çalışmak Müslüman

kardeşliğinin gereğidir. Milli Görüşçüler, İslami hükümleri bilmeden hisleriyle

hareket eden veya Siyonizmin propagandasının etkisiyle hatalı bir kanaate sahip

olanlara hakkı göstermeye çalışıyorlar. Bu bizim milletimize karşı vicdani

görevimizdir.