İslam ve Hayat

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Allah; insana verdiği nimetlerini İslam ile tamamlamıştır. İslamsız bütün nimetler ve saadetler eksiktir ve yetersizdir. Bu nedenle “bugün dininizi ikmal ettim ve nimetlerimi tamamladım” ayeti en son indirilmiştir. Düşmanlar ve canavarlarla dolu ıssız ve karanlık bir ormandan kurtulmak için, nasıl ki; 1- Tehlike bölgelerini ve güvenlik yollarını gösteren bir haritaya, 2- Doğru yön tayinine yarayan bir pusulaya, 3- Ve çevremizi aydınlatacak bir ışığa ihtiyaç vardır. İşte, haksızlık ve şeytanlıklarla kaplı bir dünyada, saadet yolunu bulmak için de, Kur’an bir harita, akıl bir pusula, iman ise önümüzü aydınlatan bir fener hükmündedir. Bunlardan biri olmadan diğeri işe yaramaz. İslam, beş temel üzerine bina edilmiş bir hakikat sarayıdır ve hayat programıdır. Bunun için herkes, her zaman, İslam’a uymak durumundadır. Dünya hayatındaki kulluk imtihanını kazanmak üç esasa bağlıdır. 1- Her şeyden önce İslam’ı öğrenmek, İslam’ın her konudaki emrini bilmek. 2- Öğrendiğimiz İslami esaslara göre yaşamak, Kur’an’ın hükmünü hayatımıza tatbik etmek. 3- Her yerde, her halde ve her meselede, mutlaka İslam’a göre, yani İslam’ca düşünmek. Yani, itikat ve ilmihal konularını öğrendiği, bildiği ve bir kısım ibadetleri yerine getirdiği halde, ticaret, siyaset ve devlet hayatında müşrikler gibi düşünen, olayları batılı ve cahili ölçülerle değerlendiren bir kimse, hakikat nazarında mümin sayılamaz. Müslüman’ca düşünmenin üç temel esası vardır. 1- Dünya hayatı, çok önemli bir imtihandır. Ahiret ise dünya hayatının hesabı ve imtihandaki artı ve eksi puanların karşılığıdır. Nefeslerimiz sayılıdır. Bunlar Allah yolunda harcanmalıdır. Çünkü ölüm bize çok yakındır. 2- İslam dini, Allah yapısıdır. Bunun için mükemmeldir ve tastamamdır. Haşa, zerre kadar noksanı, fazlası ve hatası bulunmamaktadır. 3- İslam dini, bir bütündür. Ona bir şey katılamaz ve ondan bir şey çıkarılamaz. Baştan sona haktır, hayırdır ve hepsi, herkes için ve her yerde lazımdır. Çünkü İslâm, dünya ve ahiret saadetinin tek ilacıdır. İslam, ancak kendi orijinal kavramlarıyla anlaşılır ve anlatılır. Biz Müslümanlar, İslam’ı bütünüyle; tüm kurum ve kurallarıyla tebliğe memur ve mecburuz. İslam; bütün insanlık için barış dini ve bereket düzenidir.

İNSAN

Kur’an’a göre, insan neslinin yeryüzünde var oluş sebebi, la­yıkıyla Allah'a kul olmaktır. Bu yüzden Allah, insanların hida­yeti için kitaplar ve peygamberler göndermiş; son peygamber Hz. Muhammed’e de, insanları karanlıklardan aydınlığa çıkar­ması için Kur’an vermiştir. Peygamberimiz fıtratın gerçek sesi, hidayetin nefesi, kadını ve erkeği ile bütün insanların peygamberidir. Peygamberimiz, Kur’an'ın bildirdiği hak ve adalet ölçülerini insanlara duyurarak işe başladı. Onları tevhide çağırdı, küfrün, şirkin ve nifakın haram olduğunu ve tövbe edilmedikçe bağışlanmaz bir zulüm olduğunu belirtti. İmanı amelin, İslam’ı da hayatın ayrılmaz bir parçası olarak tanıttı. Böylece İslam'ın insan hayatındaki yerini ve değerini ortaya koydu. Yüce Allah, Peygamberimizin telkin ve teklif ettiği İslam aydınlığında, dünya hayatını tamamlayan kadın ve erkeğe cennet vaat etti. Fert ve toplumları, huzura ve kurtuluşa götürecek tek yol, Kur’an’ın hidayeti ve Peygamberimizin Risâlet’idir. Kur’an’da bulduğumuz ve Peygamberimizden aldığımız İslam; içinde saadet, adalet ve refah kaynaklarını taşıyan ve her asırda in­sanlara çare olacak tek doğru din ve düzendir. İslam’ca düşünmek ve hayatı İslam’la düzene koymak, herkesin kulluk görevidir. İslam evrenseldir, değişmez esaslarıyla, insanın maddi ve manevi varlığını ve haklarını korur. İslam, fert ve toplum için her zaman hayattır. Hayat ise tevhide iman ve İslam’ca yaşama cihadıdır.

NE VAR Kİ…

Geçmişte olduğu gibi günümüzde de Müslümanla­rı, Kur’an’dan, İs­lam'dan uzaklaştırma çabaları devam etmektedir. Bu çaba için­de olanlar, insanların dinden kopuk bir hayat sürmelerini iste­mekte ve dinin toplum hayatına girmemesi gerektiğini savun­maktadırlar. Kadın hakları konusunda da İslam’a saldırıyorlar. Peygamberimiz buyuruyor: “Ey insanlar, kadınların haklarına riayet ediniz. Onlara şefkat ve sevgi ile muamele ediniz. Onlar hakkında Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz.” (Müslim) Bu hadisteki “emanet” kelimesi üzerinden İslam’ı karalamak cehalettir. Bu çağdaş cahiller; İslam’ın toplum hayatında etkili olmasını hastalıklı bir olgu olarak değerlendirerek, bunu sosyal bir felaket ve devlet için bir tehdit olarak görüp devletin İslam’ı bas­tırmasını istemektedirler. İslam’ı, insanlık dışı bir olguymuş gibi kabul eden bu zihniyet, İslam'ı, toplumsal ve siyasal hayat bakımından yabancı bir unsur gibi görüyorlar. Hâlbuki İslam; Türkiye’nin toplum­sal, tarihsel ve kültürel dokusunun en temel dayanağıdır. İdeolojiler eskir, fakat İslam asla eskimez. Geçmişte Türkiye, İslam’la var olmuştur, gelecekte de yine İslam ile var olacaktır. İslam’ı fert, toplum ve devlet için tehlike olarak görenler, asıl kendileri, bu karanlık düşüncelerinden dolayı tehlikedirler. Bu çevrelerin Sayın Erdoğan ve AK Parti iktidarının kapitalist uygulamalarını İslam’a bağlamaları, başka bir garabettir ve tam bir aymazlıktır. İslam için, laikliğin din karşıtlığı olarak okunması ne kadar tehlikeli ise ılımlı Amerikan İslam’ının, gerçek İslam için bir silah olarak kullanılması bir o kadar tehlikeli ve zararlıdır.

SÖZÜN ÖZÜ

İslam'ın, fert, toplum ve devlet hayatında yer alması zararlı değil faydalı bir tercihtir. Ancak bu; din karşıtı sosyal demokratlar ile ılımlı İslamcı muhafazakâr demokratlar yüzünden mümkün olmuyor. Millî Görüşçüler; İslam’ı hayata ikame etmek için çok çalışmalıdır. Selam hidayete tabi olanlara…