İslam ülkeleri uydu değil; lider olmalı

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Dünya büyük bir girdap içinde kıvranıyor. Savaşlar, iç çatışmalar, sosyal çalkantılar, açlık, yoksulluk gibi sorunlar dünyayı yaşanmaz hale getirdi. Dünyanın jandarmalığına soyunan ABD , kaos oluşturmaya devam etmekte. Avrupa’yla bir olarak terörü hazırlıyor, besliyor, silahlandırıyor, sömürmek istediği mazlum ülkelerin üzerine salıyor. Daha kötüsü; bunları, insanların iyiliği için yapıyormuş görüntüsüyle kamufle ediyor. Ah ve feryatlar semalara yükseliyor.

Bu atmosferde, ümmetin problemlerini müzakere etmek üzere, 14 - 15 Kasım’da Uluslararası 26. Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi yapıldı. İstanbul’daki toplantının ana teması “Küresel Krizler, İslam Dünyası ve Batı” şeklindeydi. 81 ülkeden 172 delegasyonun katıldığı toplantıda, İslam dünyası ve mazlum coğrafyalarda yaşanan problemler konuşuldu; gerekli tedbir ve çözümler ortaya kondu.

Problemlerin biliniyor ve konuşuluyor olması ümit verici. Toplantının ev sahipliğini yapan ESAM Genel Başkanı Recai Kutan, “Batı’nın dünyaya sorunlar pazarlayarak açlık, yoksulluk, savaş, ölüm, korku ile simgeleştiğini” anlattı: “Barış ve Hakk’a teslimiyet anlamına gelen İslam, nereye ulaşmışsa oraya barış götürmüştür. Asla terörle bağdaşmaz. Dünya barışı için tehdit değil; bilakis teminattır. Sömürgeciler ve Siyonistler İslam’ı yanlış tanıttı.”

Dünyanın sevk ve idaresinin Batılılara bırakılamayacağı apaçık görüldü. Onlar menfaatleri uğruna dünyayı sömürmekten başka bir şey düşünmüyorlar. Plan ve entrikaları yüzünden son 30 yılda 11 milyon insan hayatını kaybetti. 2 milyarlık İslam âlemi geleceğine sahip çıkmak zorunda.

ÇÖZÜM KENDİ İÇİMİZDE

İSLAM ülkelerindeki yöneticilerin çoğu düşmanlarının süslü ve aldatıcı sözlerine aldanıyorlar. Onların planlarının parçası oluyorlar. Halbuki çözüm için kendi orijinal planlarını ortaya koymaları gerekiyor.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu Irak , Suriye , Suudi Arabistan örneklerinden hareketle, ABD’nin İslam ülkelerini birbirini kırdırmaya çalıştığını anlattı: “Onların demokrasi ve insan hakları sözlerine aldanmayın. Onlar sadece insanlığı sömürmeyi düşünürler. Ümmet şuuruyla birlikte hareket etmek zorundayız.” Karamollaoğlu, “Siyonistlerin gayri insani planlarının ancak güç birliği yaparak bozulabileceğini” vurgulayarak, dünyada huzur ve barışın ancak İslam Birliği’nin kurulmasıyla sağlanabileceğini açıkladı.

Konuşmacılar gelecekten ümitli idiler. Beraberce problemleri müzakere etmenin özgüven ve heyecanını yaşadılar. Özellikle gençler… AGD Genel Başkanı Salih Turhan, “Sömürgecilerin Müslümanları birbirine karşı savaştırdığını; zulümlerin kronik hale gelmesini kabul edemeyeceklerini” anlattı. Saadet Partisi Gençlik Kolları Başkanı Salih Akyüz ise Müslümanların geleceklerini birlikte kurma görevlerini hatırlattı.

Toplantıda İslam dünyasına tehlikenin nereden geldiği konusunda fikir birliği oluştu. Moritanya Tavasul Partisi Genel Başkanı Muhammet Cemil Mansur’un sözleri bunu özetliyordu: “Batı’yı iyi tanımalıyız. Filistin’deki asırlık işgalin sebebi Batılılardır. Batı’nın planlarını, komplolarını, fitnelerini iyi bilmeliyiz.”

Konuşmacılar, daha sık bir araya gelme, asla ümitsiz olmama, düşmanlarının tuzağına düşmeme gibi konuları dile getirerek, sorunları birlikte aşma görevlerini pekiştirdiler: “Birlikte rahmet vardır; ayrılıkta azap.”

D-8’LER GENİŞLETİLMELİ

“İYİLİKLERİ emretme, kötülükleri ortadan kaldırma” görevi her Müslüman’ın en vazgeçilmez görevi. Yeryüzü coğrafyası yangın yerine dönüşmüşken gelişmelere ilgisiz kalınamaz. Allah’ın üzerimize yüklediği bu görevi yerine getirmek zorundayız.

Kongre’de bir konuşma yapan Saadet Partisi YİK Başkanı Oğuzhan Asiltürk, NATO’nun İslam’a karşı kullanıldığını anlattı: “İslam ülkeleri uydu değil, lider olmalıdır. Zulüm ve haksızlıklara sessiz kalmamalı; fesadın önlenmesi ve bütün insanlığın saadeti için çalışmalıdırlar.”

Programın sonuç bildirgesinde, insanlığı tehdit eden savaşlar, çatışmalar, açlık, yoksulluk, terör gibi temel problemlere dikkat çekildi. Bunların sebepleri ortaya kondu. Çözüm için özetle şu görüşlere yer verildi:

* Müslümanlar, bir an evvel şahsi ve mezhebi ihtiraslardan kurtulmalı; bölgesel taassuptan arınıp bir araya gelmeli; İslam Birliği’ni kurmalıdırlar.

* İslam Ülkeleri Birleşmiş Milletleri; Ekonomik İşbirliği; Ortak Para Birimi; Savunma İşbirliği; Bilim ve Kültürel İşbirliği Teşkilatları kurulmalıdır.

* D-8 bütün İslam ülkelerini kapsayacak şekilde genişletilmelidir. İfsada uğramış dünyada ıslah çalışmalarına hız verilmelidir.

* Müslümanlar yöneticilerini uyarmalı; her alanda işbirliği içinde olmalıdırlar. Hak ve adalet merkezli “Yeni Bir Dünya”nın kurulmasına ihtiyaç vardır.

Akıl ve iz’an, yaşanan ağır şartlarda Müslümanların birlikte hareket etmesini zorunlu kılmaktadır. Sömürgeciler Müslümanları tek tek tuzağa düşürerek yok etmek istemektedirler. Buna seyirci kalmak kendi sonlarını hazırlamak olur.

Müslümanlara İslam Birliği’ni kurmanın en büyük ihtiyaç olduğunu öğreten Erbakan Hocam’ı rahmetle anıyorum.