İslam, şuur, cihad ve müslüman

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, iki cihan saadetimiz için bizlere İslamı ihsan eden, Allah(c.c)a hamd, muallimimiz, liderimiz, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)ya salât ve selam olsun.

Allah(c.c) Erbakan hocamızdan razı olsun, ona rahmetini, mağfiretini daim eylesin. O bizim kafamıza -kendi tabiriyle- üç çivi çaktı. Bu çiviler: 1- İslamsız saadet olmaz, 2- Şuur, 3- Cihad çivileridir. O bize dünya hayatının İMAN ve CİHAD olduğunu yeniden öğretti. Başlattığı Milli Görüş hareketiyle 1- Milleti temsil, 2- Milletimizin kurtuluş ilacını temsil, 3- Uygulamadaki gayri milli tahribatı engellemek, 4- Hayım Nahum doktrini ile Türkiyenin İsraile vilayet yapılması planlarının engellenmesi, 5- Bir römorkör gibi Türkiyenin aslına döndürülmesi hizmetlerinin öncüsü olmuştur.

Milli Görüş kırk yıllık mücadelesinde yukarıda sayılan beş hizmeti yapmış ve başarılı olmuştur. Bundan sonraki mücadelesinde ise iki yeni hizmeti yapmanın gayreti içersinde olacaktır. Bu hizmetler: 1- Milli Görüş iktidarı ile Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiyenin kurulması, 2- Hâlihazır zulüm dünyası yerine Yeni Bir Saadet Dünyasının kurulması hizmetleridir inşallah. (D-8, D-60, D-160)

Milli Görüşçüler bu hedefe ancak İMAN ve CİHAD ile ulaşabilirler. İnananların yardımcısı Allahtır. Allah(c.c), yolunda bulunup cihat edenlere yardım edeceğini vaat etmiştir. "Ey iman edenler! Eğer siz Allaha yardım (yolunda hakkını vererek cihad) ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı (İslamda) sabit kılar."(Muhammed: 7) Bunun için her durumda esas olan; Milli Görüşe sarılmak, hidayet, feraset, dirayet, cesaret ve azmi yitirmeden Hakkın hâkim, Batılın zail olması, bütün insanlığın dünya ve ahirette saadet bulması için mücadele etmektir. Bu, Allah (c.c)ın bir emridir. "Gençler ve yaşlılar olarak (yaya ve binek üzerinde, kolay da gelse, zor da gelse) Allah yolunda sefere çıkın. Mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır."(Tevbe: 41) Günümüz Müslümanları birtakım etkilerle cihad şuurundan uzaklaşmışlardır. Zannediliyor ki, cihad farzı geçmişteydi, bugünün küreselleşen dünyasında böyle bir farzı uygulama imkânı yoktur. Böyle bir farz olsa bile bu işler birden olmuyor, çalışıyoruz başarılı olamıyoruz, mevcut duruma razı olmalıyız, bak güzel şeyler de oluyor, gibi bir takım tevillerle cihad farzını eda etmekten kurtulmaya ve ıslah sorumluluğundan kaytarmaya çalışmaktadırlar. Hâlbuki Allah kullarını cihad farzıyla da imtihan etmekte ve bütün farzlar içerisinde cihad farzını temel farz olarak bildirmektedir. "Yoksa Allah içinizden, Allahtan, Resulünden ve müminlerden başkasını kendilerine sırdaş edinmeksizin cihad edenleri ayırt etmeden bırakılacağınızı mı sandınız Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır."(Tevbe: 16)

Cihad şuurundan uzak olanlar için Peygamberimiz şu ihtarda bulunmuştur. "Herkim gazaya çıkmadan(cihada) ve gazaya (cihada) çıkmayı gönlünden geçirmeden ölürse münafıklığın bir şubesi üzere ölür." (Müslim)

Müslümanın kime karşı cihad edeceğini Rabbimiz tanzim buyurmuştur. "Kendilerine kitap verilenlerden Allaha ve ahiret gününe iman etmeyen, Allahın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslâmı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın."(Tevbe: 29) "Ey peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı çetin ol. Onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir varış yeridir orası!" (Tevbe: 73)

Müslüman bilmelidir ki Allahtan kaçmanın, hesap ve azabından kurtulmanın imkânı yoktur. Bundandır ki Müslüman realiteye ve mevcut hale değil; Allah ve Resulünün emirlerine teslim olur. "Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size "Allah yolunda sefere çıkın" denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir. Eğer Allah yolunda sefere çıkmazsanız, sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. Siz ise Ona hiçbir zarar veremezsiniz. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir." (Tevbe: 38-39)

Müslümanın ne için cihad edeceğini de Rabbimiz tanzim buyurmuştur. "Baskı ve şiddet kalmayıncaya ve din tamamen Allahın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer (küfürden) vazgeçerlerse, şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir." (Enfal: 39)

İSLAM NEDİR

İslam; Rahman ve Rahim olan Rabbimizin bu sıfatlarından dolayı insanların dünya ve ahiret saadetine ulaşabilmesi için onlara gönderdiği saadet yoludur.

İslam Allahın rızasıdır. "...Bugün size dininizi ikmal ettim, (böylelikle) size olan nimetimi tamamladım ve sizin için razı olduğum din olarak İslamı seçtim..." (Maide: 3) Allahın İslamdan başka hiçbir şeye rızası da yoktur. "Kim, İslamdan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır." (Ali İmran: 85)

İslam Allah katında tek hak dindir. "Allah nezdinde hak din İslamdır..." (Ali İmran: 19)

İslam bir bütündür, yarısı kendisi değildir, İslamın yarısı değil tamamı insana saadet getirir. "...Yoksa siz Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz Sizden öyle davrananların cezası dünya hayatında ancak rüsvaylık; kıyamet gününde ise en şiddetli azaba itilmektir. Allah sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir."(Bakara: 85) "Hüküm Allahındır" diyen inanan bir insan İslamdan başka bir yerde karar kılamaz.

ŞUUR NEDİR

Şuur; Hak ile batılı birbirinden ayırdıktan sonra hak olan İslamda karar kılmaktır. Çünkü tek çare ve ilaç İslamdır. Dünya hayatının geçici, ahiret hayatının ebedi olduğunu bildikten sonra, dünyamızı İslama göre tanzim etme hidayeti ve ferasetidir. Çünkü İslam kuvveti değil, hakkı üstün tutan bir anlayışla toplumun; a- Din ve ahlakını b- İlim, talim ve terbiyesini, c- İktisat ve ekonomisini, d- Siyaset, yönetim ve hukuk alanını adaletle tanzim eden üstün bir hayat nizamıdır. "Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allaha karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız " (Enam: 32)

Şuur; bütün bu gerçeklerin Milli Görüşte olduğunu idrak edip kuruluşlarına dâhil olmaktır. Milli Görüşün tek temsilcisinin Saadet Partisi olduğunu kavradıktan sonra Adil Düzen kurulsun ve yürütülsün diye iktidara gelmesi için çalışmaktır.

CİHAD NEDİR

Cihad; İslam ile insan arasına konulmuş bütün engelleri kaldırmak için yapılacak çalışmaların tamamıdır. Cihad, Müslümanın dirayetidir. Cihat şuuruna sahip olmak önemli bir meseledir. Allahın kullarıyız. Mükellefiz. Nefsimizi, ferdi, toplumu, kurumları Milli Görüş ile ıslah etmek, hakkın hak anlayışının hâkim olduğu "Yaşanabilir Bir Türkiyeyi, Yeniden Büyük Türkiyeyi, Yeni Bir Dünya"yı kurmak ve bu gün ırkçı emperyalizm ve işbirlikçileri tarafından yürütülen ifsat ve zulmü engellemek temenni ile değil, cihad ile gerçekleşecektir.

Cihad kurtuluş ve esenliktir. "Ey iman edenler! Allahtan korkun. Ona yaklaşmaya yol arayın ve yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz." (Maide: 35) Cihad, bazı Müslümanların zannettiği gibi tek başına yapılacak bir ibadet değildir. Cihad, ümmet halinde yapılır. Ümmet olmak teşkilatlı olmak demektir. Cihad, ittifak halinde, BÜNYANÜN MERSUS gibi teşkilatlanarak yapılması emredilmiştir. "Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir yapı gibi (BÜNYANÜN MERSUS) saf bağlayarak savaşanları sever." (Saf: 4) Erbakan hocamız "Biz siyaset yapmıyoruz, cihad ediyoruz." derken Milli Görüşçü kuruluşların gerçekte birer cihad kuruluşları olduğunu ilan ediyordu. Bu kuruluşlara dâhil olmak bu açıdan önemlidir. Aklını vahyin emrine vermiş her Müslüman bu gerçeği kolaylıkla görür.

MÜSLÜMAN

Müslüman hakkın yanında, batılın karşısında olan adamdır. Hak-Batıl mücadelesinde tarafsız olan bertaraf olur. Haktan yana taraf olamayan insanlar bir nevi batılın yanında yer almış olurlar. Bugün hakkı Milli Görüş temsil etmektedir. Müslüman batıla karşı Milli Görüş safında yerini aldıktan sonra topluma rehberlik ederek saadetlerine vesile olma görevini tebliğ, davet, tanıtma, eğitim ve siyaseti hakkı destekleyen bir şey haline dönüştürme etkinlikleri ile yerine getirir. Şuurlu bir Müslüman inancının gereği olan hedefleri gerçekleştirmek ve gayesine ulaşmak için kiminle, nasıl ve hangi iş bölümü ile çalışacağını da bilir. Disiplin ve ciddiyetten taviz vermez. Tertipsiz, düzensiz, disiplinsiz, ciddi tutulmayan bir işten hayır gelmeyeceğini bilir. "İşte onun için sen (tevhide) davet et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heveslerine uyma ve de ki: Ben Allahın indirdiği kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz de sizedir. Aramızda tartışılabilecek bir konu yoktur. Allah hepimizi bir araya toplar, dönüş de Onadır." (Şuara: 15)

Müslüman kâfirlere itaat eden değil; onlara karşı Kuranla mücadele eden kimsedir. Rabbimiz: "Öyle ise kâfirlere itaat etme, onlara karşı bu Kuranla büyük bir mücadele ver." (Furkan: 52) buyuruyor vesselam.