İSLAM ORDUSU MU FİTNE ORDUSU MU?

Abone Ol

Dile kolay, tam yüz yıl geçti aradan. Yüz yıldır uğramadığımız musibet kalmamıştı. Söylediklerine göre yüz yıldır beklediğimiz diriliş muştusu buydu. Görüntüleri izleyince ne kadar heyecanlandık, ne kadar umutlandık anlatamam.

Çünkü adını İslam ordusu koymuşlardı. Doğrusu pek de güzel ambalajlamışlardı. Anlaşılan hiçbir masraftan da kaçınmamışlardı. Körfez sermayesinin petro dolarlarıyla teçhiz etmişler, ardından ilkokul müsameresi gibi geçit törenleri düzenlemişlerdi. Düşmanın yüreğine korku salan tatbikatlar yapmışlar, birinci sınıf Hoolywood işi bir klip çekmeyi de unutmamışlardı.   

Protokolün en başında Arap kralları, hemen yanlarında Mısır ın son firavunu, arka sıralarda da ülkemizi temsil eden üçüncü sınıf bir bürokrat vardı. Beylerin keyifleri yerindeydi. Birbirlerine gülücükler saçıyorlar, haklı olarak kasım kasım kasılıyorlardı. Ne de olsa yüz yıldır beklediğimiz İslam ordusunu kurmuşlardı. Fakat durun bir dakika! Hoolywood işi bir kliple ikna olacak mıydık gerçekten

Mesela İslam ordusunun düşman tanımında ne yazıyordu

Bağrımıza bir hançer gibi saplanan Siyonist rejim hakkında ne düşünülüyordu

Mesela işgal altındaki Kudüs ü ne zaman geri alacaklardı

Türlü imkânsızlıklara rağmen İsrail le boğuşan HAMAS ın yükünü sırtlanacaklar mıydı İslami Cihat örgütüne el verecekler miydi

Açık hava hapishanesine dönen, Siyonistlerin hedef tahtasına çevrilen Gazze nin imdadına yetişecekler miydi Halit Meş al in ya da İsmail Heniyye nin çağrısını duyacaklar mıydı

Batı Şeria sokaklarında kurşuna dizilen çocuklarımızın ve genç kızlarımızın öcünü alacaklar mıydı

Ya da İsrail askerlerinin postalları altında ezilen Mescid-i Aksâ yı kurtaracaklar mıydı

Mesela Amerika yı İslam coğrafyasından ne zaman kovacaklardı Ya da canımıza ot tıkayan NATO operasyonlarına dur diyecekler miydi

Acaba bu beylerin böyle bir niyetleri var mıydı

Ey efendiler! Eğer varsa böyle bir niyetiniz, ya da gücünüz; lütfen işe kendi topraklarınızdaki NATO üslerini kapatarak başlayınız.  Mesela yarından tezi yok, Katar dan Suudi Arabistan a, Türkiye den Pakistan a kadar dört bucağa yayılan Amerikan üslerinin kapısına kilit vurunuz.

O üslerdeki 125 bin Amerikan askerini okyanus ötesine kovunuz.

Eğer hakikaten de İslam ordusunu kurduysanız;

Eğer gerçekten de iddianızda samimi iseniz;

Eğer bütün bu teşrifatı mezhep savaşına hazırlık için yapmadıysanız; İşte önünüze yol haritanızı seriyoruz. Lütfen bir avuç Siyonist in önünde boyun eğmeyiniz.

Lütfen İsrail e muhtaç olduğunuzu söylemeyiniz.  Lütfen ne Suriye deki, ne de Yemen deki yangınlara ateş taşımayınız.

Böylece fitne ordusunu değil de, gerçekten de yüz yıldır özlediğimiz ve beklediğimiz İslam ordusunu kurduğunuzu ispatlayınız.

Yüreğiniz yeter mi bunları yapmaya, ne dersiniz

SON ŞEHİT KRAL

Söz günümüzün Amerikan ve İsrail dostu Arap krallarından açılmışken, Hicaz Yarımadası nın son şehit kralı Faysal Bin Abdülaziz i hayırla yâd etmeden geçmeyelim.  Şöyle ki; 1964 yılında Arabistan tahtına oturan Kral Faysal, tıpkı Erbakan Hocamız gibi İslam Birliği mefkûresi için çalışan bir liderdi. 1969 un 21 Ağustos unda Siyonist bir saldırgan tarafından Mescid-i Aksâ yakılmış, bu hain saldırının üzüntüsüyle derhal harekete geçen Kral Faysal, hemen o gün Fas ın başkenti Rabat ta 57 İslam ülkesinin liderlerini ve temsilcilerini toplayarak bugünkü İslam İşbirliği Teşkilatı nı kurmuştu.

Bir gün içinde bütün İslam ülkelerini tek bir çatı altında toplayan Kral Faysal, bu hamlesinin ardından Mescid-i Aksâ ya gitti ve ağlayarak tarihe geçen şu muhteşem konuşmasını gerçekleştirdi:

Kardeşlerim!

Neyi bekliyorsunuz Uluslar arası vicdan dedikleri şeyi mi bekliyorsunuz

Hani neredeymiş o Mescid-i Aksâ bizi çağırıyor, Kudüs ü Şerif bizi çağırıyor. Bu kutsal mescidin çığlıklarını duymuyor musunuz Peki, neden korkuyorsunuz, bizi durduran nedir Ölümden mi korkuyorsunuz Allah yolunda cihat ederken ölmekten daha güzel ve izzetli olan bir ölüm olabilir mi

Ey benim Müslüman kardeşlerim!

Bizler yeniden dirilişi arzuluyoruz. Ne ayrılıkçı, ne kavmiyetçi, ne de mezhepçi olmayan bir diriliş. Onun adı İslam dır! Adı cihat olan, Allah yolunda bir davanın dirilişi.

Dinimizin ve imanımızın izzeti için, bu mukaddes beldemizi korumak için! Beni onun yolunda şehit olanlardan kılması için yalvarıyorum Rabbime.

Duygusallığımdan dolayı bağışlayınız. Ama ne zaman Mescid-i Aksâ mızın, bu mukaddes beldemizin iffetine saldıranları görsem, Rabbime el açarak yalvarıyorum;

Ey Rabbim!

Eğer bana bu mukaddes beldemizin uğrunda cihadı nasip etmeyecek ve onun hürriyetini göstermeyeceksen, daha fazla yaşamama müsaade etme ne olur!

ARAP-İSRAİL SAVAŞI VE OPEC KRİZİ

Bu konuşmadan dört yıl sonra, 1973 te Kral Faysal ın çağrısı karşılık buldu ve fakat meydana gelen Arap-İsrail savaşı, içerideki türlü ihanetler sayesinde Arapların yenilgisiyle sonuçlandı.

Söz konusu savaşta başta Amerika olmak üzere bütün Batılı ülkeler, fiilen İsrail in yanında yer almıştı. Bunun sonucunda da yine Kral Faysal ın önderliğinde, petrol üreticisi Arap ülkeleri tarafından Batılı ülkelere petrol ambargosu uygulandı.

 Tarihe OPEC krizi olarak geçen petrol ambargosu sayesinde, birkaç gün içinde tüm dünyada enerji krizi baş göstermiş, borsalar çökmüş ve dünya ekonomisi alt üst olmuştu.

Yaşanan kriz sebebiyle paçaları tutuşan Amerikan Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, soluğu kralın huzurunda aldı. Kissinger önce kralı petrol kuyularını bombalamakla tehdit etti. Fakat Kral, Atalarımız ve biz hurma ve deve sütüyle yaşadık, yine öyle yaşayabiliriz!.. Fakat siz petrolsüz yaşayamazsınız diye karşılık verdi. Sert kayaya çarptığının farkına varan Kissinger, uçağının yakıtını bile yalvar yakar doldurtarak, eli boş bir şekilde ülkesine döndü. 

Dünya ekonomisinde OPEC krizinin etkileri yıllar boyu sürdü. Fakat Kral Faysal, bu dirayetli duruşunun bedelini 1975 te bir tören sırasında Amerika dan henüz dönen yeğeni tarafından suikasta uğrayarak ödedi.

Kral Faysal ın Mescid-i Aksâ da tüm dünyanın gözleri önünde ettiği dua karşılık bulmuştu. Böylece başı dik şekilde Rabbine kavuşan Faysal Bin Abdülaziz, Suud hanedanının tek şehit kralı ünvanıyla tarihteki şerefli yerini almış oldu.

Bugün artık yazık ki Kral Faysal gibileri yok. Onun yerine Allah ın İslam ümmetine bahşettiği petrolle küresel zulüm çarkını döndüren; itibarı kanlı dolarlarla inşa ettikleri saraylarda arayan; hepsinden önemlisi de, coğrafyamızda çıkarılmak istenen mezhep yangınlarına ateş taşıyan işbirlikçiler var.

Son şehit Kral Faysal Bin Abdülaziz in ruhu şad olsun. Türlü ihanetlerine rağmen hâlâ kendisini kral ya da büyük lider zanneden işbirlikçilere de Allah hidayet versin.