İslam karşıtlarının tıkandığı yerler

Abone Ol

TABİATI araştıran bilim adamları fizik, kimya,

biyoloji... gibi dallarda havsalamızın almayacağı  derecede bilgiler sunuyorlar bizlere.

Sahasında odaklandığı konuda sonuna kadar varıyor,

bakıyor ki o vardığı yer, kendisine yeni ve daha geniş alanlar gösteriveriyor.

Ama sahip olduğu imkânlar henüz ona daha ilerisine

gitmeye izin vermiyor.

Ardından gelen bilim adamı, daha çağdaş aletlerle biraz

daha ileri gidiyor ve o da vardığı yerde duruyor, kendinden sonra gelecek bilim

adamlarına devrediyor yola devamı.

Kıyamete kadar bu ilerleme devam eder.

İnsan ilişkilerinde, uluslararası ilişkilerde kafa yoran

iyi niyetli insanlar da insanlığın geleceğini güzelleştirmek için koydukları

kurallarla her geçen gün cinayetlerin, hıyanetlerin, tecavüzlerin, insan

ticaretinin arttığını görüyor ve parmak hesabıyla doğruların bulunamayacağını

görüyor ve sonunda Parmak hesabıyla çıkarılan kanunlar evrensel değerlere

aykırı olmamalıdır kuralında birleşiyorlar.

Tabiat bilimlerinde bilim adamı yolun sonuna doğru

varırken sebepler ve nedensellikler sona erince doğanın genel kuralları diyerek

teselli bulmaya karar veriyor.

İşte burada hem putperestlik başlıyor hem İman yolunda

şafak atıyor.

Evrensel değerleri kim belirleyecek sorusuna cevap

aramaya başlıyorlar.

Evrensel değeri evreni kim yarattıysa o koyar

diyemeyenler putlarını üretmeye başlıyorlar.

İşte burada Müslüman ilim adamalarımız devreye girmeli.

Bizim sahip olduğumuz imkanlara Türkiye de hiç bir şahıs,

kurum veya kuruluş sahip değildir.

İlk ve orta öğretimde görev yapan din ve ahlak dersi

öğretmenleri görevlerini hakkıyla yapsalar, hayal ettikleri hayat hakikat olur.

Türkiye nin gözde üç lisesinden birine atanan bir tek din

dersi öğretmeni bir kaç yıl içinde okulun yönünü değiştirdi.

Çok çok önemli bir liseye Müdür olan bir arkadaşım,

Liseyi İmam-Hatibe çevirmekten 28 Şubat döneminde soruşturma geçirmişti ve

müfettişin dirayetiyle cezalandırma bekleyenler takdir belgesiyle şaşkına

dönmüşlerdi.

Öğretmenlerimiz hangi dersin öğretmeni olurlarsa

olsunlar, okuttukları ilim dalının kanunlarını Allah ın koyduğunu anlatırlarsa

okulun bütün dershanelerinde İslam anlatılmış olur.

28 Şubat döneminde su profesörü, suyu anlatır,

kanunlarını öğretiyor, hesaplar yaptırıyor ve sonunda soruyor Bütün bu

özellikleri ve kanunları bu suya kim verdi

Öğrenciler cevap veriyor Allaaaaah

YÖK te soruşturma için gelenlere Siz olsaydınız bu

soruya ne cevap verirdiniz Dediğinde onlar da Allah derler.

Çağdaş dünyamızda suyun oksijen ve hidrojeninin oranının

ne olacağını halka sormuyoruz.

Havamızdan, suyumuzdan, yiyeceklerimizden memnunuz.

Şikayetimiz, Kur an ın ifadesiyle (Bak, Bakara süresi

ayet 205) nesli ve zirai mahsulleri bozan inkarcıların yönetime geçmesiyle

dünyanın dengesini bozmaları, yiyecek, giyecek ve içecekleri iyi yapacağız

derken zehirlemeleridir.

Suyun, havanın, tabii gıdaların tabiiliğini bozmamak için

yeni çalışmalara başlandığı bu günlerde evreni yaratanın evrensel hukukunu da

evrenselleştirmenin yolunun açılması için her derste o dersin ana malzemesinin

yaratıcısının tanıtılması ve onun tabiat kanunlarına uyduğumuz oranda sağlıklı

bir toplum meydana getirdiğimiz gibi Kur an daki kanunlarına uyduğumuz oranda

iki dünyamızın güzelleşeceğini anlatmamız gerekir.

Anlattıklarımıza kendi hayatımızla örnek olmamız da

zorunludur.