İslam ittifakı sağlanmadan dünyaya barış gelmez

Abone Ol

Başlığı bir tahmin üzerine bina etmiş değilim. Sadece yakın çevremizde yaşanan olaylar bile dikkatlice değerlendirildiğinde yeryüzünde sömürgeciler arasında bir Haçlı ittifakının yüzyıllardan beri devam ettiğini görmek mümkündür. Bu gerçek görülüp, buna karşı nasıl bir tedbir alınabileceği üzerinde kafa yorulduğunda Haçlıların sadece güçten anladığını hem tarihin seyri içinde hem de günümüzde yaşanan olayların ışığında değerlendirmek güç olmayacaktır. Çünkü Haçlıların özellikle İslam dünyasında sürekli olarak birtakım maşalar kullandıklarını, bunlar vasıtası ile başta İslam ülkeleri olmak üzere tüm dünyayı sömürdüklerini görmek zor olmayacaktır.

Hemen belirteyim ki; dünyanın bugünkü tek sorunu sömürülmek değildir. Dünyanın önemli bir bölümü sömürgecilerin kullandıkları maşalar vasıtası ile kan gölüne çevrilmiştir. Öyle ki özellikle İslam ülkeleri, yaşadıkları iç çekişme, çatışmalar ve darbeler sebebiyle sürekli olarak tüm imkânlarını bu yolda tüketmektedirler. Bir misal ile meseleyi ele alırsak, 12 yıldır çatışmaların ortasında kalan, milyonlarca Suriyelinin ülkesini terk ettiği, yine milyonlarcasının hayatını kaybettiği iç çatışmalar sonucu bir yandan çatışmalar sürerken, öbür yandan da Müslüman ülkelerin zenginlikleri terör örgütleri ile sömürgeci ülkeler arasında yağmalanmaktadır. Hemen belirteyim ki; bu yağmanın eşit şartlarda olduğunu söylemek de bir başka yanlış olur. Söz gelimi Suriye Petrol Bakanlığı’ndan yapılan bir açıklamada ABD’nin, terör örgütü YPG/PKK’nın kontrol ettiği bölgelerde ülke petrolünün yüzde 83’ünü çaldığı belirtildi. Bu açıklama da gösteriyor ki; ABD, Rusya ya da bir başka emperyalist ülke bir ülkeye, özellikle de bir İslam ülkesine demokrasi, özgürlük getirmek gibi bazı iddialarla el uzatırsa bilinmelidir ki; onların bildiği tek özgürlük dünyayı sömürmek, sömürürken de ciddi bir direniş ile karşılaşmamaktır. Ne yazık ki, bu taktiklerini yıllardan beri rahat bir şekilde uyguladılar, uyguluyorlar. Uzun soğuk savaş yıllarında dünya iki sömürgeci arasında pay edildi. İki taraf da sömürü konusunda birbirlerine destek verdiler.

Kısacası bu tezgâh biraz değiştirilmiş olarak devam ediyor. Dikkat edilirse yapılan tüm açıklamalara rağmen sömürgeciler kan gölüne döndürülmüş bir ülkede barışı sağlamak hususunda kıllarını bile kımıldatmıyorlar. Ancak tüm bu işler olurken Haçlılar Haçlı ruhunu hep içlerinde canlı tutuyorlar. Bunun en son örneği Suriye’den kaçanların Avrupa kapılarından geri çevriliyor, hatta denize ölüme itiliyor olmalarıdır. Bunu Yunanistan ya da bir başka ülke eliyle yapmalarının fazla bir önemi yok. Önemli olan, Haçlı dayanışmasıdır.

ABD’nin sürekli olarak Yunanistan ve Kıbrıs Rumlarına destek vermesi, hatta Türkiye de bir NATO üyesi olmasına rağmen Yunanistan bir hafta içinde savaş uçaklarımıza radar kilidi atmış, hem de uçaklarımız NATO görevi yaparken böyle bir muameleye maruz kalmıştır. Buna karşılık başta ABD olmak üzere hiçbir NATO ülkesinden ses çıkmamıştır. Yani Türkiye’nin NATO üyesi olması ona NATO’nun sahip çıkmasına yetmiyor. Bunun yanında milyonlarca Pakistan, Afganistan ve Suriye’den Avrupa’ya giden mülteciler denize itilirken Ukrayna’dan Avrupa ülkelerine gidenler sınır kapılarında merasimle karşılanmıştır. Yani sadece Müslüman olmak bile onların sokaklarda bırakılmasına yetiyor. Böyle olunca da artık Haçlıların insafını sağlamak için onların gönüllerini alacak birtakım adımlar atmak, hamleler yapmak hiçbir anlam ifade etmiyor. Çünkü Haçlıların sempatisini kazanmak Müslüman için mümkün değildir. Bu gerçeği bir an evvel görmek, atılabilecek İslam Birliği adımının bir an evvel atılması, Haçlıların gönlünü almak için harcanan çabanın, gayretin İslam Birliği için gösterilmesi gerekiyor. Çünkü dünya üzerinde barışın sağlanmasının bir başka yolu görülmüyor.