İki Üstadımızın yarım yüzyılı da aşan zaman öncesinde yazdıkları “İki İslam İktisadı Kitabı” üzerindeki değerlendirmelerimize kaldığımız yerden devam ediyoruz…
Sezai Karakoç’a ait “İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü” (1967) ve Süleyman Karagülle’ye ait “İslamiyet ve Ekonomik Doktrinler” (1969) adlı eserler üzerinde durmaya ve ‘üstatlarımızı anmaya’ devam ediyoruz; detaylar birinci yazımızda…
3. Akademik Çalışmalar
“Akademik çalışmalar bağlamında yer alan araştırmalar ve atıflarda Sezai Karakoç’un başta şiir olmak üzere edebiyat alanındaki eserlerle dikkat çektiği fakat araştırma konumuz olan alanda İslam iktisadı/ekonomisi alanındaysa dikkate dair bir çalışmanın olmadığı görülür. 1990 yılında kurmuş olduğu Diriliş Partisi tanıtım konuşmaları ve konferansları çalışmalara konu olduğu halde yine araştırma konusuyla ilgili alanla orada da kayda değer bir ize rastlanılamaz.
Süleyman Karagülle, daha önce girişte de değinildiği gibi kurmuş olduğu S.S. Akevler Kredi ve Yardımlaşma Kooperatifi içinde ortakların destekleriyle oluşan yaklaşık yirmi senelik tecrübelerini 1987 yılında İstanbul’da yapılan Faizsiz Yeni Bir Banka Modeli (Faizsiz Kredileşme Sistemi) adlı ulusal sempozyumda tanıtır ve tartışmaya açar. Buradaki tebliğ ve müzakereler “Faizsiz Yeni Bir Banka Modeli (Faizsiz Kredileşme Sistemi)” adıyla kitaplaşmış olduğu görülür. Ayrıca bu kitaptan bağımsız olarak “Alternatif Faizsiz Banka” adıyla da bir eser yayınlar. Ayrıca çok sayıda arkadaşlarından özellikle yazar Reşat Nuri Erol, Doç. Dr. Süleyman Akdemir ile Prof. Dr. Ersoy bu konuda özgün çalışmalar yapar ve eserler verirler. (Erol, 1976; Ersoy, 1986; 2019; Akdemir, 1988, 1990; 2017; 2018).
Ayrıca Karagülle’nin Akevler ekolü içinde yer alan çok sayıda arkadaşı tarafından www.akevler.org adıyla oluşturulan web sitesinde 50.000 sayfayı aşan makale, seminer, kitabın önemli bir kısmı ekonomi üzerine yazılmış olduğu görülmektedir.
Sonuç
Her iki yazar (Sezai Karakoç ve Süleyman Karagülle) İslamiyet’in her alanda olduğu gibi kendi iç bütünlüğü içinde ekonomi alanında da kendine özgü bir sistemi olduğunu, gerekli özgüvenle ifade ederler. Ayrıca diğer ekonomik doktrinlerin eksikliklerini söylerken onların sadece ekonomik alanı öncelediklerini belirtirler. İslam ekonomisi insanı merkeze alırken, diğerlerininse eşyayı ve kazancı öncelediklerini vurgularlar.
Toplumun diğer kurumlarıyla ortak hareket eden bir iktisat anlayışının var olabileceğini ve üretilebileceğini anlamsız devşirmelere gerek olmadığını açıklamalarıyla gösterirler. Sadece eşya merkezli hayat süren çeşitli doktrinler arasında sıkışıp kalmanın makul olmadığını vurgularlar. Süleyman Karagülle ayrıca daha ileri bir adım atarak pratiğine dikkat çekmek üzere kooperatifleşme yoluyla uygulamalar yaparak örnek model oluşturma rolünü üstlenir. Karakoç’un öncelikle İslam tarihi içinde araştırılmasını önerdiği durumu, Karagülle tamamen disipline ederek İslam’ın kaynakları olan Kitap, Sünnet, Kıyas ve İcma yolunu da güncellemek suretiyle genel bir Ar-Ge çalışmasına öncülük etmek üzere aynı ideali paylaşan toplumun her katmanına açık S.S. Akevler Kredi ve Yardımlaşma Kooperatifi’ni kurar.
Yeni neslin bu tür çalışmaları bir başlangıç kabul ederek, tecrübeden yararlanarak geliştirmeleri gerektiği ortadadır. Bu çağ özellikle faiz uygulamalarıyla sermaye birikimini sağlayarak teknolojide büyük gelişmelere sahne olmuşsa da özellikle gelir dağılımında dengesizliklere yol açmış, dünya servetinin % 80’i % 1’in eline geçmesine neden olmuştur. Dünya varlık içinde yokluk çeker duruma düşmüştür.
Faizli sistemden faizsiz sistem olan ortaklık sistemine geçilmedikçe bu dengesizlik devam edecektir. Bütün mesele ortaklık sisteminin bileşenlerini ortaya koyan çalışmaların artırılmasından geçer. Bu da bir boşluk olarak görülen kendine özgü muhasebe sisteminin yani ortaklık muhasebesinin kurulmasını gerekli kılmaktadır.
Bu çalışmada bu iki öncü yazarı (Sezai Karakoç ve Süleyman Karagülle) ele alarak insanlığın ihtiyaç duyduğu pratik ortaklık ekonomisinin çalışmalarına dikkat çekilmiştir.”