İslam Hâk, öteki düzenler batıldır - 2

Abone Ol

Hadid Suresi 25. ayette yine “yeryüzünde insanlar arasında adaletin sağlanması/ayakta tutulması için kitabın, mizanın ve demirin indirildiği/ihsan edildiği” bildirilmektedir.

Mülk Suresi 1, 2, 3, 4, 5. ayette Rahman’ın kâinattaki hükümranlığına, semadaki muhteşem nizamına dikkatimiz çekiliyor. Ve bu düzenin bozulacağı kıyamete de. Rabbimiz, kitabı ve Elçisiyle (s.a.v.) bize hem ideal/ekmel/hak nizamını hem de birlikte her şeyi değerlendirecek, ölçecek kıstaslar (mizan) sunmuştur. O’nun adıyla hem kitabını, hem O’nunla (vahiyle) kâinatı, insanı, olayları her şeyi ölçüp, değerlendirmemizi “oku”mamızı emretmiştir. (A’lak/1) Ölçmelerimizi/değerlendirmelerimizi bu hakikate uygun/hak ile yaparsak doğru bir ölçme/değerlendirme yapmış olabiliriz. Bu Hak terazisi doğrudur, şaşmazdır. Hak’tan başka nasıl her şey dalalet/sapıklıksa, Hak ölçüsüne uymayan her ölçme de yanlıştır, hatalıdır, doğru değildir, batıldır. Güneş nasıl bize hem görünüyor ışığıyla, hem de eşyayı onunla görüyor, ayırt edebiliyoruz; her şeyi değerlendirirken de Güneş gibi olan vahye/Kur’an ve sünnete bakacağız, hem de her şeyi onunla değerlendireceğiz, okuyacağız. Vahiy bizim için hem Nur, hem Furkan, hem nizam, hem de mizandır.

O halde iyi, güzel (husun), kötü/çirkin (kubuh) ölçü ve değerlendirmesinde de Hak olan vahyi esas alacağız, almalıyız. Bir şeye “vahiy” iyi/güzel diyorsa o şeyler güzel ve iyidirler. Kötü ve çirkin diyorsa kötü ve çirkindirler değerlendirmesinde bulunmak ‘imanımızın’ gereğidir. Değerlendirmede Hak/vahyi olanın dışına çıktığımızda “heva”dan, akıldan kendi görüşümüzle değerlendirme yaptığımızda sapar, yanlışa, batıla düşebiliriz. Adalet-zulüm, hayır-şer, hak-batıl, doğru-yanlış, yararlı-zararlı tüm değerlendirmeler kime, kimlere, neye göre belirlenecek?!

Ya vahye (Hak) veya hevaya veya akla göre? Kimin aklı, hevası?! Hak bilinince doğru, gerçek bilinmiş olunur. Aykırı, farklı olanlar da tümüyle yanlıştır, sapıklıktır, batıldır, denir.

Hak olanı/doğruyu bilmek gerekli ve yeterlidir. Hakka ve hakikate ulaşmak için. Yoksa sayısız yanlışlarla meşgaleye ömür de yetmez, sonuç da hüsran olur.

O’ndan başka Hak, İlah, Rab yoktur. Kitabı da haktır. Öteki tahrif edilmiş veya uydurulmuş dinler, kitaplar batıldır. İslâm dini hak dindir. Ondan başka dinler batıldır. İslâm hak nizamdır, ötekiler batıldırlar. Ehli sünnet vel cemaat fırkası “ehli hak”tır. Öteki 72 fırka “ehli dalal”dır.

İslâm biricik ilahi hak nizam ve mizandır. Aykırı düzen ve kriterler batıldır. Görüşlerimizi vahye arz etmeli ve uyarlamaya çalışmalıyız. Yoksa, şirk tehlikesi bizi bekler. Bunun için ilim farz. Vahiy ve selim akıl ölçüsü esas alınmalı. Akıl ya vahiyden beslenir, aydınlanır; yoksa nefsin karanlığının etkisindedir. Bu nedenle görüşler çeşitli ve farklıdırlar. İslâm’la meşgul olmak yeterli ve gerekli, batıllarla meşguliyet batıl, abes, yararsızdır, yanlıştır. Akıl da, ömür de sınırlı.

2+2=4 her zaman her yerde haktır, gerçektir, doğrudur.

Gece, gündüz, güneş, ay... Kevni ayetleri nasıl hak ise, teşri/kelami ayetleri de haktır.

Hakkı batılı, her şeyi zıdları ile bilebilir, anlayabilir, seçebiliriz. Tüm ayetler, ölüm ayeti gibi haktır. Ölüm ayetini inkâr eden var mı? Ahiret hayatı da ölüm gibi kesin, gerçek.

Hak bilinmeden, kavranmadan, tanınmadan, seçilmeden, batıl nasıl bilinebilir? Batıl da ancak Hak ile bilinebilir. Hakkı bilen batılı da bilir, tanır. Doğru bilinmeden yanlışlar nasıl bilinebilir? Yanlışlardan doğruya gitmek, ulaşmak ne kadar mümkün?

Ancak Hak terazisi doğru tartarak, ihtilafları sonlandırır. Çekişmeler niçin giderek artıyor? Çünkü ya teraziler batıl veya Hak teraziyi tutanlar batıldalar...

Besmelesiz eğitimle, haram lokmalarla, teknolojik kuşatma altında hak ve batılı seçebilmek Allah-u Teala’nın lutfuyla olsa gerektir.

“Ya Rabbi! Bizi hakkı hak bilip, ona ittiba edenlerden/uyanlardan, batılı da batıl bilip ondan kaçınanlardan eyle.”