İslam Ekonomisi ve Adil Düzen çalışmaları…-2

Abone Ol

ERBAKAN haftalarının başlaması vesilesiyle; ERBAKAN HOCA’MIZ ANISINA

Karşılıklı para ve selem sistemi konusuna devam ediyoruz…

“İKTİSAT/EKONOMİ; toprak/tesis, sermaye, emek, hizmet/kamu unsurları arasında oluşan bir dengeye dayanır. Günümüzde bu denge sosyalist sistemde kamu/devlet, kapitalist sistemde ise sermaye/kapital lehine olmak üzere bozulmuştur. Bu gelişmelerin sonucunda devlet ve sermaye tekelleri oluşmuş, sosyalist uygulamaların çökmesi ile birlikte dünya sermaye tarafından yönetilir hale gelmiştir; sonunda devletleri de güdümüne alan sermaye emek faktörünü ciddi kayıplara uğratmıştır. Bu durum OXFAM Raporu’nda Çalışmayı Ödüllendir, Zenginliği Değil/Reward Work, Not Wealth başlığı ile ifade edilmiş, dünya servetinin yüzde 84’ünün en zengin yüzde 1’in eline geçtiği vurgulanmıştır.

Faizli ekonomi uygulamalarının ortaya çıkardığı gelir dağılımında adaletsizlik, sömürü ve benzeri ağır ekonomik sonuçlar artık gizlenememektedir. Sermaye’nin bu denli büyümesinin temelinde faiz gerçeği önemli bir yer tutmaktadır. O nedenle günümüzde faizsiz sistem arayışları ile ilgili çalışmalar yeniden gündeme alınmış, faizsiz sistemle ilgili çalışmalar hız kazanmıştır. Faizin bir yönüyle sağlamış olduğu fayda ve imkânlar ile ortaya çıkardığı zararlarına işaret edilmiş, faize çatma yerine onun zararlarını giderici ve iyileştirici unsurlara yer vererek alternatifler oluşturmak gerekmektedir. Bu bağlamda tarihte uygulaması olan günümüzde parça parça uygulanan selem akdinin güncellenerek yenilikçi bir yaklaşımla alternatif olarak geliştirilmesi gerekmektedir. Bu konuda yayınlanmış olan makalemize bakılabilir. Bu makalede önce kredi kavramı ele alınmış, daha sonra faiz kavramı tanımlanmış, faiz ile kâr, kira ve selem arasındaki farklar ortaya konulmuştur.

Soru 3-Batı nerelerde PARADİGMA DEĞİŞİKLİĞİ ile dünya üzerinde egemenlik kurdu? Buna karşı neler yapılabilir. Nasıl bir paradigma değişikliğine gidilebilir?

Batı uygarlığı gelişirken İslam uygarlığı sırasında geliştirilerek uygulanan ‘akit serbestliği’ ilkesini almıştır. Buna karşılık toplumsal sözleşme anlamında yasaları ise oluşturduğu meclislere devretmiştir. Meclisleri de siyasilerden oluşturmuş, böylece yasa yapma keyfiyeti hem siyasilerin hem de siyasi partilerin tekeline geçirmiştir. Siyasilerin gerisinde ise sermaye yer almıştır. Bunun üzerine hemen hemen bütün yasal düzenlemeler sermaye lehine gelişmeye başlamıştır. Geçmişte hukuk üretimi magistra ve/veya müçtehit adı verilen bilim insanları ile ekoller anlamına gelen mezhepler tarafından üretiliyordu.

Batı uygarlığı döneminde burada bilim insanlarına ait olan yasaları keşfetme ve düzenleme yetkisi, bu yetkiye dayalı bilimsel dokunulmazlık meclisler yoluyla siyasilere verilmiş, böylece denge bilim insanları ve vatandaşlar aleyhine gelişirken, sermaye ve siyasiler lehine oluşmaya başlamıştır. Ancak bu durum çatışmaları beraberinde getirmiş, yasal düzenlemeler imtiyazlılara, güçlülere ve çıkarcılara oluşmaya başlayınca gelir dağılımındaki dengeler sermaye lehine vatandaş aleyhine bozulmuştur. Sermaye dünya üzerindeki egemenliğini özellikle karşılıksız olduğu artık saklanamayan ve tüm dünyaya dayatılan dolar üzerinden yürütür hale gelmiştir. Altına ve gümüşe karşılık çıkarılan banknotlar 1970’li yıllarda petrol karşılığı denilmeye başlanmış, sonunda senyöraj hakkına dayalı basılmaya başlamıştır. Dünya üzerinde dolar ile kurulan bu hegemonya sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır. Buna karşı çözüm karşılıklı para basma sistemini içine alan ‘selem’ sistemidir.

Batılılar ve özellikle de ABD kendi düzenlerini hem faize hem de artık karşılıksız olduğu dahi tartışılmayan dolara, kısmen de euroya dayandırmışlardır. Onlar için başka bir yol ve yöntem kabul edilemez. Kurmuş oldukları dengelerin bozulması işlerine gelmez. Ancak bu durum diğer ülkeler ve insanlar için kabul edilebilir olmaktan çıkmıştır. O halde yapılması gereken önce paraların merkezden çıkarılmasına karşı alternatifler geliştirmektir.

Burada yeri gelmişken yerinde yönetim merkezi yönetim dengesine de işaret etmek gerekir. Böylece işletme senedi ile selem senedi çıkarma sistemini hangi işletmelerde ve birimlerde başlatmamız gerektiği sorunu da çözülmüş olur.” (DEVAMI VAR.)