İslam düşmanlığı

Abone Ol

Özgürlüklerden, düşünce hürriyetinden, kendilerinden başkalarına saygıdan ve empati kurmaktan bahseden batı medeniyetinin aslında bu kavramlarla yakından uzaktan ilgisi olmadığı, pratik hayatta çok canlı biçimde karşımıza çıkmaktadır. Bazı medeniyeti, öteden beri İslam düşmanlığı noktasında her türlü endişe ve korkuyu körükleyerek kendi insanının zihinlerini dönüştürmeyi bir felsefe olarak telakki etmektedir. Batı toplumlarının genetik yapısında, İslam dini ve Müslümanlar “Barbar, terörist” olarak bir algı şeklinde yerleştirilmiştir. İslamın muazzez ve “Alemlere rahmet olarak gönderilen” Peygamberine “Terörist yakıştırması yapabilecek” kadar alçalan, üstelik bunu “Düşünce ve ifade hürriyeti” kılıfı altında zihinlere yedirmeye çalışan batı medeniyetinden kime ne hayır gelir ki

İslamafobi, yani İslam korkusu Batı medeniyetinin bir parçası olmuştur. Bu korkuyu derinleştirmek için elinden ne geliyorsa yaparlar, medya organlarında bunu işlemeye çalışırlar, sinema eserlerinden, edebiyat eserlerinde bir şekilde işlemeye çalışırlar. Geçtiğimiz günlerde okuyucularımız bizleri hararetle arayarak TVEM televizyon kanalındaki bir çizgi filmden bahsettiler. Çizgi filme bir şekilde ulaştık ve iki bölümünü birden seyrettik. Gazetemizin birinci sayfasında da haberini yaptığımız bu konunun önemine binaen tekrar gündeme getirilmesi elbette çok anlamlı ve manidar olacaktır.

Çizgi Filmin konusu Endülüs Müslümanlarının İberya Yarımadası dönemini anlatıyor. Hristiyan küçük bir çocuğun gözünden Hristiyanlarla Müslümanlar arasındaki savaş anlatılıyor. Küçük Cid Ruy adındaki çocuk, Hristiyan bölgesindeki bir şovalyelin oğlu. Şovalye, Kral’a hizmet etmek üzere Saray’a gidince, O’nu yetiştirilmek üzere manastıra bırakıyor. Küçük çocuk Manastır’da farklı bir maceradan sonra tesadüfen Müslümanların sarayına ve konağına giriyor. Müslümanların Hristiyanlara saldıracağını öğrenince bu haberi babasına ve krala yetiştiriyor. Hatta bu saldırı sonrasında Müslümanlar kaleyi fethetmek üzereyken “Ağaçtan Askerler” hilesiyle Müslümanların yenilmesine sebep oluyor.

Öncelikle sormak gerekiyor… Böyle bir çizgi filmin Türk televizyonlarında işi nedir Müslüman mahallesinde salgangoz satmaktan başka bir amacı olmayan bu çizgi filmin, tamamen İslam düşmanlığını körüklemek üzere ve üstelik bunu zihinleri daha gelişme çağında olan çocuklarımızı hedef almasını ne ile izah edeceğiz

Çizgi filmde Müslüman karakterlerin hepsi eciş büçüş tipler olarak çizilmişken, Hristiyanlar ise yüzüne bakılabilecek nitelikte ve yakışıklı olarak yansıtılıyor.

Müslümanlar barbardır, Müslümanlar yağmacıdır, Müslümanlar kötüdür, Müslümanlar teröristtir.

Çizgi filmlerinde bile zihinlerimize böyle bir algıyı yerleştirmeye çalışan Batı medeniyetinin masum olduğunu söylemek ve bizlere “güzel şeyler aktardıklarını” ifade edebilmek ne mümkün.

Bu tür dizileri ve çizgi filmleri satın alırken, bu televizyonların Yayın Koordinatörleri acaba “Ver şurdan birkaç kilo dizi veya çizgi film” zihniyetiyle mi hareket ediyorlar Bu ülkenin gerçeklerini, bu ülkenin genetik kodlarını doğru okuyamayanlar bu ülkede medyacılık yapmasınlar! Bu işte en büyük görev elbetteki RTÜK’e düşüyor. Toplumun gerçeklerine aykırı hareket ederek, bu ülke insanını aşağılamayı marifet bilenlere en ağırından cezalar vererek yüreklerimizi soğutmalılar.

Bu işin başka çaresi yok!