İslâm Dünyası'nın Feryadını Duyan Yok Mu?

Abone Ol

Osmanlı sonrası, İslâm dünyasının feryadı dinmek

bilmiyor. Bir derdi sona ererken hemen bir diğeri başlıyor. Müslümanlar olarak

İslâm Birliği ni kurarak kurumsal bir birlik oluşturamadık. Problemlerimizin

çözümünü Batılı kurumlardan bekliyoruz. BM ve NATO gibi kuruluşlar da,

problemlerimize yaklaşırken kendi menfaatlerini önceliyorlar. Bu yüzden, bir

türlü çözüme ulaşamıyoruz.

Batılılar, İslâm dünyasının problemlerini çözmek bir

yana, oralardaki savaş, işgal, çatışma ve iç karışıklıkları alabildiğine teşvik

ediyorlar. Hatta din, mezhep, ırk unsurlarını kullanarak stratejik yöntemlerle

karışıklık ve iç çatışma ortamı oluşturuyorlar.

İslâm Birliği kurma görevi Müslümanlara ait. Çözümünü de

biz bulmak zorundayız. Batı dan sağlıklı çözümler beklemek, celladın insafına

sığınmaktan farksızdır.

Afganistan, Türkistan, Irak, Arakan, Lübnan, Kırım,

Kafkaslar gibi pek çok coğrafya, karışıklık ve çatışmalara sahne olurken;

Suriye ve Mısır da feryatlar arşa yükselmektedir. Filistin ise, 1948 den bu

yana İslâm ümmetinin kanayan yarası durumundadır.

Problem yalnız karışıklık ve çatışmadan ibaret de

değildir. Afrika nın pek çok yerinde çocuklar ve halk açlık ve ilâçsızlık yüzünden

ölmektedir.

İslâm dünyası; yeraltı kaynakları, denizi, farklı

ürünleri, jeopolitik konumu ile pek çok alanda zengin imkânlara sahiptir. Fakat

bunların önemli bir kısmı Batılılar tarafından sömürülmektedir. Fakirlik ve

yoksulluğun asıl sebebi budur. İslâm dünyası, toprak ve tabiî kaynaklarına

sahip çıkmak için sömürü zincirlerini kırmak zorundadır. Bu hedefe ulaşmanın

yolu da birlikte hareket etmektir. Bundan dolayı bütün kurumlarıyla İslâm

Birliği nin kurulması şarttır. Erbakan Hoca nın başlattığı D - 8 lerin hedefine

ulaştırılması zorunluluk haline gelmiştir.

Mısır da İnsanlık Katliamı

Bugün, iç çatışmaların büyüğü Suriye ve Mısır da

sahnelenmektedir. Mısır da 3 Temmuz 2013 günü, seçilmiş cumhurbaşkanı Muhammet

Mursi ye karşı, General Abdülfettah Sisi nin darbe yapmasıyla başlayan iç

karışıklıklar şiddetini artırarak devam ettirmektedir.

Darbeci zihniyetin kuklası durumundaki Mısır mahkemesi;

24 Mart ta Müslüman Kardeşler mensubu 529 kişiyi idama mahkûm etmiş; daha,

öncekinin mürekkebi kurumadan şimdi de 683 Müslüman hakkında idam cezası

vermiştir. Son idamlar Müslüman halka korku verip sindirmeyi amaçlamaktadır. Bu

durum tam bir hukuk cinayetidir.

ABD uşağı darbeci Sisi; bu yaptıklarıyla meşru haklarını

savunan Müslümanlardan intikam almaktadır. Mısır daki cinayet ve katliamlar,

geçmişte Firavunların yaşadığı bir coğrafyada yaşanan Firavunca uygulamalardır.

Firavunlar hangi âkıbete uğramışsa; bugünkü darbeci zalimleri de aynı âkıbet

beklemektedir.

İkiyüzlü Batı, idam cezası için insanlık suçu , demokrasi

ayıbı gibi sözler ederken; idam cezasına çarptırılanlar Müslüman olduğu için

sessizliğe bürünmekte, yaşananları görmezden gelmektedirler.

Suriye Müslüman Kardeşler Teşkilat Başkanı Riyad

Al-Shakfa, Batı, kendisi için demokrasi, bizim için diktatörlük istiyor

demişti. Aynı durum Mısır için de geçerlidir. Demokrasi, İslâm dünyasını

sömürmek için uydurulmuş bir kılıftır.

İsrail ve ABD, Mısır da dinamik bir güç oluşturan

Müslüman Kardeşler hareketini silmek istiyor. ABD nin Suriye ve Mısır dan

sonraki hedefi Türkiye dir. Müslümanlar, zalimlerin zulmü daha da genişlemeden

tedbirlerini almak zorundadırlar.

Türkiye Görevini Yapmalı

Osmanlı nın mirası üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti

İslâm dünyasının ağabeyi konumundadır. Milletimizin tarihte yüklendiği büyük

misyon, İslâm ülkelerini Türkiye nin ağabeyliğine hazır hale getirmiştir. En

yüksek nüfusa sahip 8 İslâm ülkesinin, D - 8 oluşumu sırasında, Erbakan

Hoca nın yaptığı bir davetle bu oluşumun içine girmeleri bunun en açık

örneğidir.

Türkiye, İslâm dünyasını sürükleyecek bir potansiyele

sahip olmasına rağmen, Hükümet in, sonucu etkileyecek bir çözüm ortaya

koyamaması düşündürücüdür. Yerinin İslâm dünyasının yanı olduğunu fark edemeyen

Hükümet, AB ye karşı teslimiyetçi bir politika izlemeye devam etmektedir.

Çözümün önündeki en büyük engel budur.

Hüsnü Mübarek döneminde, 1995 te, Müslüman Kardeşler den

15 kişiye idam cezası verilmişti. Meclis te 38 milletvekili ile temsil edilen

Refah Partisi nin Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, İslâm dünyasına karşı sorumluluğunu

yerine getirdi. Dönemin Van Milletvekili Fethullah Erbaş başkanlığındaki

hukukçu milletvekillerinden oluşan bir heyeti Mısır a gönderdi ve idam

kararının durdurulmasına vesile oldu.

Çatışma ve savaşlar Türkiye dışında cereyan etse de,

Batı nın nihai hedefinde Türkiye vardır. Bu yüzden Türkiye nin etrafı hızla

kuşatılmakta; manevra alanı daraltılarak gücü kırılmak istenmektedir. Suriye

sınırına NATO füzesi, Kürecik e NATO Kalkanı, bazı şehirlerimize Patriotlar

yerleştirilmesinin sebebi budur.

Batı ve İsrail Suriye de sonuca ulaşırsa, Türkiye ile

komşu duruma gelecektir. Türkiye çatışma alanı haline getirilmeden tedbir

alınması gerekmektedir. Çünkü Batılılar ayak bastıkları toprakları sömürmekte,

yağmalamakta, yakıp yıkmaktadır. Emperyalist Batı ya yüz verenler zararlı

çıkıyorlar.

Müslümanlar, İslâm dünyasının feryadını bir an önce

duymalı, İslâm Birliği ni kurarak geleceğine sahip çıkmalıdır.