İslam Dünyasını Bekleyen Tehlike

Abone Ol

İslam dünyasının içerisinde bir süredir büyük bir cepheleşme var.

Bütün bu politik ayrışmalar yetmezmiş gibi bir de IŞİD gibi bir bela daha musallat oldu coğrafyaya.

Ancak itiraf etmek gerekir ki IŞİD’i yeni bir olguymuş gibi karşılayanlar, maalesef İslam dünyasını bugüne kadar hakkıyla takip edememişler denilebilir.

Bugün IŞİD’in savunduklarını uzun bir dönemdir yanı başımızdaki Afganistan’daki Taliban da savunmuyor muydu Ya da Pakistan Talibanı’nı bir hatırlayalım.

Farklı motivasyonlarla bir araya geldiği tartışılan Taliban ve benzeri hareketler, kimler eliyle bugüne kadar mobilize edildiyse edilsin, aslında organize edenler açısından tüm İslam dünyasında uygulamaya konulacak terör konusunda önemli bir tecrübeye karşılık gelmişlerdi.

Nitekim gün geldi bakla ağızlardan çıkarılıverdi ve bugünlerde Pakistan Talibanı başta olmak üzere benzer grupların IŞİD’e biat edip etmeyeceği tartışılıyor.

Tıpkı PKK’da olduğu gibi farklı sesler yükseliyor olsa da, Taliban arasında IŞİD’e bağlanmak isteyenler çoğunlukta.

Sebep ise bizlerin yıllarca gözden kaçırdığımız bir şey: aynı hedefler için çabalamak.

Aynı varoluşsal çıkış noktasına sahip olan Güney Asya’daki gruplar, bugün ortak hedeflere sahip olma gerekçesiyle IŞİD’e bağlanıp bağlanmamayı tartışıyorlar.

Bu konu ilginç bir şekilde Batı basınında IŞİD’in Güney Asya’ya yayılabileceğinin iddia edilmesi sonrası gündemde yer bulmaya başladı. Yani birileri düğmeye bastı.

Tartışmaların ve gelişmelerin kaynağının ne olduğu ayrı bir tarafa, bahsedilen bu birleşme gerçekleşirse İslam dünyasını içinden çıkılmaz daha büyük tehlikelerin beklediği rahatlıkla iddia edilebilir.

Bu birleşme Güney Asya’da açılacak yepyeni bir cephe demek ve meseleye Çin’den Hindistan’a Pakistan’dan Afganistan’a birçok aktörün daha dâhil edilmesi anlamına geliyor.

Tabi o zaman mevcut İslamofobi tartışmalarını düşünmek bile istemeyebiliriz ya da Charlie Hebdo yansımalarının neden Asya’da bizden daha fazla yükseltildiğini anlamlandırabiliriz.

Diğer taraftan da tartışmaları, mevcut ABD-İran ittifakına karşı oluşturulmaya çalışılan yeni cepheye karşı bir ön alıcı hamle olarak da değerlendirebilmek mümkün.

Nitekim Pakistan Başbakanı Şerif’in Riyad ziyaretinde en önemli gündemlerden biri de İran’ın yayılmasıydı. Çok fazla ayrışmanın yaşanmadığı bilinen ziyaretin akabinde, geçtiğimiz gün İslamabat’ın “İran karşıtı cephede yer almak için acele etmeyeceğiz” çıkışı, IŞİD eliyle Pakistan’ın korkutulduğu sorusunu akıllara getirebilir.

Sonuçta hamle ya da tehdit, atılan her adım İslam dünyasındaki terörün ardında gerçekte kimlerin olduğunu biraz daha ortaya çıkarıyor.

Yeter ki olayların arkasındaki bağlantıyı kurabilelim ya da kurmak isteyelim.