İslam Dünyası Erbakanı Arıyor

Abone Ol

Necmettin Erbakan hareketiyle, 1971 yılında Süleyman Hilmi Tunahan Hocaefendi’nin öncülüğünü yapmış olduğu ve kamuoyunda Süleymancılar cemaati olarak bilinen hareketin yayınlamış olduğu Ufuk Gazetesi vasıtasıyla tanıştım. 

Hareketin siyasal kimliği olan Fazilet Partisi’nin kapanışına kadar bizzat içinde yer aldım. Bu hareket içerisinde zaman zaman eleştirdiğimiz hususlar olsa da, hareketin İslami anlayışından ve ülkemiz için yaptığı çalışmaların etkinlik ve verimliliğinden hiç şüphe duymadım.

12 Eylül 1980 öncesi gençler sağ ve sol diye bölünmüş ve sokaklar bu grupların çatışmaları dolayısıyla adeta savaş alanına dönmüştü.  Sayın Erbakan hareketin içindeki gençleri bu çatışmalardan ve kavgalardan uzak tutarak, ahlaklı, özgür, bilimi seven ve ağır sanayi sevdalısı gençlerin yetişmesi için çabalamıştı.

1980’li yıllarda Afganistan, Rusya tarafından işgal edilmiş, ardından halkın kendi içerisinde çatışmaya başlamasıyla ülke bir iç savaşa sürüklenmişti. Erbakan ülkedeki etnik gruplarla görüşerek iç savaşın sona ermesi için çok fazla çaba sarf etmiştir.

Yine Bosna Hersek’te yaşanan dramın sona ermesi için de Prof. Dr. Necmettin Erbakan gecesini gündüzüne katmıştır. Bunun yanı sıra Sayın Erbakan; Bosna Hersek, Sudan, Keşmir, Pakistan, Filistin, Lübnan ve Irak’taki çatışmaların ve Müslümanlar arasındaki kavgaların durması için de mücadele etmişti.

Bu mücadelenin nedeni ise Müslümanların birlik ve beraberlik içerisinde kardeşçe yaşaması gerektiğini kendisine düstur edinmiş olmasıdır.

Bugün İslam dünyası Erbakan’ı aramaktadır.

Geldiğimiz noktada ise Afganistan başta olmak üzere Mısır, Irak, Libya, Suriye, Sudan ve diğer İslam devletlerinde yaşanan çatışmalarda milyonlarca Müslüman hayatını kaybetmiştir. Başta İsrail olmak üzere emperyalist ülkeler yaşanan bu olayları viskilerini yudumlayarak keyifle izlemektedirler.

28 Şubat döneminde toplum mühendisleri bir milyon insanı statlara nasıl hapsedilebileceğini düşünürken, Sayın Erbakan siyasi hayatına mal olsa da, kitlelerin sokaklara dökülmesini engellemiş ve çıkması muhtemel bir iç savaşı önlemiştir.

Sayın Erbakan Adana’nın Kozanoğlu aşiretindendir.

Mısır meydanlarında, Suriye dağlarında, Libya çöllerinde, Irak ve Lübnan camilerinde oluk oluk Müslüman kanının aktığını görenler Sayın Erbakan’ı şimdi mumla aramaktadır.

Ayrıca 28 Şubat döneminde ülkemiz bugün Mısır’da yaşanan iç savaşın bir benzerini yaşamamışsa bunun nedeni Sayın Erbakan’ın Müslümanların birlik ve beraberlik içerisinde kardeşçe yaşaması gerektiğini kendisine düstur edinmesidir.

Sonuç olarak bugün Mısır, Afganistan, Irak, Filistin, Lübnan, Sudan, Suriye, Bosna Hersek ve Pakistan başta olmak üzere bütün İslam Âlemi Sayın Erbakan’ı birlik, beraberlik ve kardeşlik özlemiyle yâd etmektedir.

Sayın Erbakan’ı yapmış olduğu bu hizmetlerinden dolayı bir kez daha rahmetle anıyoruz.

(Ali Zafer Topşir)

Bu üç konuya dikkat!

Üç konu bugünlerde ayrı bir hassasiyet gerektiriyor.

* Yıllardır yazıyorum.

Yine altını çizmek istiyorum; yeni Demokratikleşme Paketi’nde özgürlüklere ilişkin önemli hususların yer alması bekleniyor. Dış politik gelişmelerden dolayı pakete henüz nokta konamadı. Son sözü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan söyleyecek.

Merak ettiğim şu; Bu paketin içinde, Başbakanlığa bağlı olarak faaliyet gösteren Vakıf Öğrenci Yurtları’nın yeniden faaliyete geçirilmesi de var mı, yok mu

“Konunun özgürlüklerle, demokratikleşmeyle ne alakası var ” diye soranlara şunu söylemek istiyorum; Bu yurtlar zeki ama yoksul Anadolu çocuklarının kaldığı, âdeta sığınaklardı.  Sırf bu çocukların önü kapansın diye, 28 Şubat darbecileri bu yurtların kapısına kilit vurdu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a bu uğurda iki kez açık mektup yazdım.

Başbakan ve kabine üyelerine bir kez daha buradan seslenmek istiyorum;

-28 Şubat darbesinin izlerini silmek istiyorsanız, öncelikle Başbakanlığa bağlı faaliyet gösteren, sayıları 70’i bulan Vakıf Öğrenci Yurtlarını lütfen faaliyete geçiriniz. Bu bir vebaldir. İşte buradan yazarak kendi üzerime düşeni yapıyorum. Top sizde…

Bu alanda bir çift lafım da anlı şanlı STK’lara; Bir binanızın tuğlası düşse Başbakan’ın kapısını aşındırmasını biliyorsunuz da bu konuda neden hiç sesiniz çıkmıyor

* İkinci ve en az Vakıf Öğrenci Yurtlarının açılması kadar önemli bir husus ise sivil ve yeni Anayasa.

Mısır’da askeri darbe, Suriye’de kimyasal silahlar derken yeni ve sivil anayasa güme gitmemeli.

Tamam, TBMM Uzlaşma Komisyonu’nda çalışmalar devam ediyor ama sonuç alıcı adımlar atmak elzem. Yeni ve sivil bir anayasayı bu parlamentodan çıkaramayan yönetim için bu bir zafiyet değil de nedir Daha da ötesi gelecek kuşaklar adına bu bir vebal değil de nedir

* Son husus ise SBS ve dersaneler.

Dersaneleri ben de eleştiriyorum. Fakir-fukara, garip-guraba, çocuğu daha iyi okulları kazansın diye, elinde avucunda ne varsa dersanelere yatırıyor. Dersaneler de “Bu kadarı yeter!” demiyor, hortumluyor da hortumluyor.

-O zaman okullar neden var sorusu da doğru.

Bunlar hep doğru…

Ama birader yasa, kanun marifetiyle dersane kapatılır mı, hiç

Kanun çıkaracaksınız ve “Ben dersaneleri kapattım!” diyeceksiniz!..

28 Şubat darbecilerinin yaptıklarından ne farkınız kalır o zaman

Peki ya SBS! Bu yıl SBS yapılacak mı, yapılmayacak mı Sayın Bakan Nabi Avcı, neden derli toplu bir açıklama yapmıyorsunuz

Aziz Yeniay bunları biliyor mu, acaba          

Oldukça parlak projeleri var.

Adından söz ettirmesini biliyor.

Başbakan Erdoğan adını beğenmese de “Mega Arena”dan biliyoruz, bunu.

Küçükçekmece Belediyesi Başkanı Aziz Yeniay’dan bahsediyorum.

Şimdi…

Aziz beye bir güzergâhı hatırlatmak istiyorum.

Aziz bey, sabah makamınıza gelmeden önce şoförünüze Çınaryolu’na gitmek istediğiniz talimatını verin. Yukardan Çınaryolu’na girin.

Eğim bittiğinde hemen sağda “Milli Gazete, Milsan, Evimevim..” tabelalarını göreceksiniz.

Sağdan girin.

Ulusoy Tır garajının hemen yanından geçerek Ayamama Deresi’ne kadar gelin.

Bu arada sağınıza solunuza dikkatle bakın, lütfen!

Ne gördünüz

NOT: Bugün 26 Ağustos 2013 Pazartesi… İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. Cemil Çiçek, liderlerle görüşerek yeni bir süreç başlattı. Mısır’daki askeri darbe ve katliam bu süreci gölgelememeli. Du bakali n’olacak Her şeye rağmen yine de takipteyiz…