Güneş henüz batıdan doğmadı. Ve anneler doğurmaya devam ediyor. Zalimlere direnen aksakallı insanlar. Gençler işgallere karşı direniyor. Ezanlar hâlâ yüksek sesle okunuyor. Yeni doğanların kulağına okunduğu gibi yetişkinlere de sesleniyor; Hayya alel felah / haydi kurtuluşa diyerek. Ve müslümanlar bu çağrıya duyarsız kalmıyor. Kör ve sağır değiller. Evet, İslam dünyası var ve müslümanlar direniyor.
Bilge insan İzzetbegoviç “İslami gerilemenin en alçak noktası olan, 1918 yılının bir sonbahar gününde ortaya çıkan ve hiç bir Müslüman ülkenin bağımsız olmadığı gerçeği artık büyük ölçüde geçmişe aittir” diyordu. Ama bugün öyle değil. İsrail’e “one minut” diyen, zalimlerin Darün-nedve’sinde/Birleşmiş Milletlerde gözlerine tevhid ve özgürlük parmağını sokarcasına; mazlumlar adına “dünya beşten büyük” diyen bir millet var.
Gazzenin sesi olmak adına; dünyanın dört bir yanından özgürlükten ve insanlıktan yana olan, farklı dinlerden ve milletlerden oluşan insanları Mavi Maramara gemisinde bir araya getirenler; islam dünyasının mensupları.
Arakan’a ümit olan, Doğu Türkistan’a el olan, Balkanlara gelecek olan, Filistine varlık olan, Suriyeli mazlumlara sahip çıkan ve Halep için ayağa kalkan ve vicdan sahiplerini ayağa kaldıranlar; İslam dünyasının mensupları.
Sosyalizmin, Komünizmin, Faşizmin, Kapitalizmin ve Demokrasi avutmasının; açları doyurmadığı, yoksulluğu gidermediği, savaş ve işgalleri durduramadığı ve insanları kardeş yapamadığı gerçeğinden hareketle; çağa ve insana bir kurtuluş recetesi sunan; islam ve onun mensupları var.
“Allah’a yemin ederim ki biz köle olmayacağız” diyen bir medeniyetin mensupları ve Fransız İslamolog Jacques Rissler “İslam’ın beş değil altı ana şartı olduğunu iddia eder; ona göre islam’ın altıncı şartı; mücadaledir.” Yerinde tesbiti ile direnen; islam dünyasının mensupları.
Mazlumlardan yana olmak İslami bir vasıf. Üstelik Müslümanlar mazlumun kimliğini sormaz. Çünkü Allah mazlumun kimliğini sormaz. Bizimle Kudüs/Halep/Bağdat/Urimçi/Arakan bağı diğer bağlardan önce mazlumiyet bağıdır. Diğer insanlarla ve coğrafyalarla olduğu gibi; Halep ile de…
Mazlumlar unutulmamalı. Mazlumları unutanları Allah’ta (cc) unutur. «Mazlumun duasın(ı almak)tan sakın. Zira onun duası ile Allah arasında (hiçbir) perde yoktur» buyurur Son Nebi (sav). Kendilerine yardım eli uzanmayan ve unutulan coğrafyalarda arşa yükselen mazlum dualarında; unutanların yer alması kaçınılmazdır.
Kâbe sorumluluk, Mescid-i Nebevi sorumluluk, Mescid-i Aksa sorumluluk, Halep sorumluluk, Güney Amerika ve Afrika sorumluluk, yani mazlumlar: Ayasofya’da sorumluluk yükler; Müslümanlara. Özgürlük sorumluluğunu. Sorumluluğu yüklenmek var olmak demektir. islam dünyası direniyor: bu hal var olmanın ifadesidir.
15 Temmuz’da ümmetin onurunu kurtaran şanlı direnişin mesajı; İslam dünyası elbette var. İnsanlığı zalimlere karşı direnişe çağıran bir dünya.