İslâm, Doğru Temsil Edilmeli

Abone Ol

Bismillâhirrahmanirrahîm;

DÜNYADA en hassas alan, dinin doğru temsilidir. Çünkü İslâm, Allah yapısıdır; ilâhi kaynaklıdır. Sahibi Allah’tır (c.c.). Dinin mensupları ancak tebliğ ve davetle görevlidir. Bir emanetçi gibidirler. “Tebliğ” bir hakikati hiç değiştirmeden, olduğu gibi başkasına aktarmaktır. Peygamberlerin en önde gelen sıfatı “tebliğ”dir. “(Ey Habibim) Sana düşen ancak apaçık bir tebliğden ibarettir.” (Yasin, 30) Hocalar da ancak tebliğ ve davetçilik yaparlar.

Bir hocada ilim, hafızlık, güzel ses, hatiplik gibi özellikler olsa da, topluma ayna olması bakımından, dinin “doğru temsili” hepsinin önündedir. Bu da ihlâs, halisane niyet, güzel ahlâk, âdil olma, helâl haram sınırlarını koruma, dürüstlük, dünyevîleşmemek, cömertlik, fedakârlık gibi meziyetler gerektirir.

DİB, her diploması olana, imtihanı kazanınca hemen görev vermemelidir. Hocalık, 7’den 77’ye her yaştan insana hitap etmek ve eğitmektir. İşi yalnız, “namaz kıldırma memurluğu” olarak göremezsiniz. İmtihanı kazananlar bir hocanın yanında önce “yardımcı hocalık” statüsünde çalıştırılmalı; temsil yeterliliği olmayanlara Diyanet’in diğer hizmet alanlarında görev verilmelidir.

Bu sebeple DİB yeniden yapılanmalı; özellikle hocalarımız bu ulvî görevin doğru temsilini üstlenecek şekilde yetiştirilmelidir. Görevin gerektirdiği samimiyet, insan sevgisi, güler yüz, karşılık beklemeden çalışma, Allah rızasını gözetme gibi meziyetler kazandırılmalıdır. Diyanet, eğitim çalışmalarında bilgi ve mevzuattan önce, “İslâm’ı doğru temsil etme”yi ön plana çıkarsalar ne kadar güzel olur!

İYİ ÖRNEK OLMAK

HOCALARIMIZ, kâinat çapında büyük, çağları aşan güzellikte; insanların su, hava, ekmek kadar ihtiyacı olan ilâhi bir dini temsil ettiklerini unutmamalıdırlar. İnsanlara, ilâhi mesajdan esintiler sunmalıdırlar. Günübirlik söylemlerden uzak durmalı; “kalıcı” olana yönelmelidirler. “Günün adamı” olmak yerine, “hakikatin sesi” olmayı tercih etmelidirler. Bilmeliler ki, hocalar toplumun aynasıdır. Toplum, hocalara göre şekillenir. Toplumu değiştirmek yerine, önce kendilerini değiştirmeliler.

Toplumun iyiye gitmesini istiyorsanız, önce hocalarımıza dinin doğru temsilini öğretmemiz gerekir. İslâm’ın güzellikleri önce hocalarımıza yansımalı; dinimiz konusunda güzel örnek olmalıdırlar. Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, bu konuyu şöyle açıklamıştı: “Tefessüh eden ahlâk bizim hizmet kusurumuzdur. İyi örnek olamamışız, iyi anlatamamışız, demektir.” (TV5, 26.5.2017) İşte, sorumlu davranmak budur.

Sayın Görmez’in anlattığı “tefessüh eden ahlâk” durumunu hep birlikte yaşıyoruz. Yaz mevsimini birlikte yaşadık. Müslüman ismini taşıyan çok evlâdımızın çarşıda, pazarda, köylerde “vücut teşhiri” yaptığını hep birlikte gördük. Sorumlular olarak bu gidişata seyirci mi kalacağız? Islahı yoluna gitmeyecek miyiz? Cami cemaati hızla azalıyor. Yalnız cumalarda açılan köy camileri konuşulmaya başladı. DİB, bu manzarayı masaya yatırmayacak mı?

Yaşananlar ortada iken topluma bir şey diyemiyorum. Bir genel seçim dönemi yaşadık. Özellikle din içerikli hizmet verdiklerini söyleyen pek çok STK, çıkar sağlamak için bir partiye oy verme yolunu seçtiler.

ASLÎ HİZMET ÖNEMLİ

GENİŞ bir hizmet alanı olan bir “Başkan” da genel seçime 2 gün kala, bir siyasi parti genel başkanıyla önemli bir maneviyat erinin kabrini ziyaret etme “görüntüsü” verdi. Neden seçimden 2 gün sonra değildi ki!.. Seçimin tabiî akışını değiştirmeye hakkımız var mı? Bu iş için din kullanılabilir mi? Lütfen! Ne yaptığınızı bilin! İllâki yapacaksanız, dini kisvenizden çıkın; öyle yapın! Bir Müslüman olarak dinimin bu şekilde temsilini istemiyorum.

Bunu yapınca ne mi oldu? Faizde nass var, diyen; seçimlerde faizleri düşüreceğini söyleyen bu genel başkan; seçim sonrası Merkez Bankası’nın faizlerini üç kat artırdı. Kur’an’ın faizciler için, “Allah’a ve Rasülü’ne savaş açtıklarını bilin” (Bakara, 279) buyruğunu biliyorsunuz. Tanınmış bir gazeteci, -basına da yansıdığı üzere- hocalara bağıra çağıra şunları söyledi:

“Helâl haram deyince içine faiz girmiyor mu? Çöpten ekmek toplayanları görmüyor musunuz? Bu iktidara destek verdiniz; siyasi açıklamalar yaptınız! Siz iktidardan korktuğunuz kadar Allah’tan korkmuyorsunuz!”

İslâm’ı doğru temsil eden hocalarımızdan Allah ebediyyen razı olsun! Fakat çıkarı için İslâm’ı eğip bükerek “gazeteci”ye malzeme verenler kendilerine gelmelidir. Dinin doğru temsilinin uyarısı “gazeteci”ye kadar düşmemeliydi.

Rahmetli Mehmet Şevket Eygi, din tacirliğini, “kadın satmaktan daha rezilce ve âdi bir iş” (Millî Gazete, 8.3.2019) olarak görürdü. Hocalarımız, ya dinimizi doğru temsil etmeli veya başka alanda çalışmalıdırlar.