İslam biz Müslümanlara ne diyor, bizden nasıl davranmamızı istiyor ve biz Müslümanlar, İslam’ın bizden istediklerini ne kadar yerine getiriyoruz?
Bu konuda “İslam biz ne diyor ve nasıl davranmamızı istiyorsa aynen istendiğini gibi davranıyoruz” cevabını vermek mümkün değil!
İslam’ın pek çok isteği sanki “duymazdan geliniyor” gibi bir durumla karşı karşıyayız. Hadi “duymazdan gelme” ağır bir tanımlama olacaksa “duymamış” gibi davrandığımızı söyleyebiliriz.
İslam, biz Müslümanlardan yalan söylemememizi bekliyor.
Biz dilimizi yalandan bir türlü arındıramıyoruz. İslam, biz Müslümanlara faiz belasından uzak durun diyor.
Biz ise bin bir türlü mazeret üretip faizle iç içe yaşamayı sürdürüyoruz.
İslam bizden zina ve fuhuş gibi konularda dilimize hâkim olmamızı bekliyor. Böylesine önemli bir konuda yani çirkin fiili “gözümüzle görmüş olsak” bile yanımızda “dört şahidimiz yoksa” dilimizi tutmamızı emrediyor. Biz ise sanki bu emri hiç duymamışçasına ağzımızı bir açıyoruz, kapatabilene aşk olsun!
Sağdan soldan yaptığımızın doğru olmadığı yolunda uyarılar gelince de “ama gördüklerimiz var” diye lafı onların ağzına tıkmaya çalışıyoruz.
Oysa hiç kimse bize böyle bir şeyi “görmeden kafamızdan” uydurduğumuzu söylemiyor ki! Bize bu konuda ilahi ikazı hatırlatmaya çalışıyorlar. Ama nafile! Biz doludizgin suçlamayı sürdürüyoruz. Tamam, ortada büyük bir ahlaki zaaf var.
Bir çürüme, bir kokuşma yaşanıyor.
Ancak bu durumu anlatmaya çalışırken dilimize mutlaka hâkim olmalı ve “zina suçlamasına” kadar gidecek karalamalardan kendimizi uzak tutmalıyız.
Böylesi bir suçlama için İslami açıdan sadece gözlemlerimizin yeterli olmadığını dört de şahidimiz olması gerektiğini aklımızdan hiç çıkarmamalıyız.
Yani ulu orta konuşmaktan vazgeçmeli, heyecanlarımızın esiri haline düşmemeliyiz.
Elbette yaşanan büyük ahlaksızlık karşısında sessiz kalalım demiyoruz. Ama sesimizi yükseltirken bile İslam’ın bizden ne istediğini aklımızdan hiç çıkarmayalım.
Nasıl davranmamız gerektiği konusunda “çerçevesi çizilmiş” olan temel konularda “kafamıza göre takılmayalım” yeter.