İslam Birliği Kurulmadan AB ve BM Değişmez

Abone Ol

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD gezisi ve orada yaptığı açıklamalar ve sorulara verdiği cevaplar gururumuzu okşadı. Ancak, söylenen sözlerin kendiliğinden hayata geçmeyeceğini görerek söz konusu tekliflerin hayata geçirilmesi için iktidarda geçen 20 yıl boyunca ne yapıldığı sorusunun cevabının verilmesi gerekiyor. Elbette dünya beşten büyüktür. Ancak, dünyayı 5 ülkenin kontrolünden kurtarmak için şimdiye kadar atılması gereken ama atılmayan adımlar var ise söylenenlerin hayata geçirilmesi konusunda teklif  ileri sürenlerin samimi olması gerekiyor. Bunun ötesinde söylenen sözlerin ilgi çekici ve etkileyici olması o sözlerin aynen hayata geçeceği anlamına gelmiyor. Çünkü dünyanın bugünkü uluslararası yapısını şekillendirenler bu düzenlemeyi laf olsun diye hayata geçirmiş değiller. Özellikle İkinci Dünya Savaşı’nın ardından ortaya çıkan durum savaşın galiplerinin elini güçlendirmiş, güçlendirmenin de ötesinde her istediklerini yapmalarına imkân vermiş ve bugünkü dünya ona göre şekillenmiş durumda. 

Yani, dünyayı 5 emperyalist ülkeye hediye eden çalışmalar ve şekillendirilen oluşumları hayata geçirenlerin mevcut yapıdan şikâyetçi olmadıkları bir gerçek. Çünkü dünyanın beşten büyük olduğu yüzlerce kez dillendiriliyor olsa da 5 sömürgeci dünyayı sömürmekten vazgeçmedikleri sürece ister adına reform denilsin, ister yeniden yapılanma denilsin değişen bir şey olmayacaktır. Söz gelimi BM’nin yeni bir yapıya kavuşturulması için Güvenlik Konseyi’nin 5 üyesi sahip oldukları veto imtiyazından vazgeçecekler mi? Bu soruya bugünkü dünya şartlarında evet cevabı vermek mümkün değil. Özellikle de Güvenlik Konseyi’nin 5 imtiyazlı üyesinin gönüllü olarak imtiyazlarından vazgeçmeleri söz konusu olmadığına göre yeryüzünde imtiyazlıların adil bir dünya kurulmasına evet diyebilmeleri için dünya üzerinde güç dengesinin yeniden oluşması gerekiyor. 

Bunun yolunu da rahmetli Erbakan Hocam 50 yıl boyunca hem insanımıza hem de dünyaya her fırsatta anlatmaya çalıştı. Bu yeni güç dengesinin de İslam Birliği ile sağlanabileceğini söyledi. Sadece söylemekle kalmadı, İslam Birliği’nin ilk adımını bir yıllık iktidarı içinde D-8’leri oluşturarak attı. Ne var ki, Erbakan Hocamın açtığı yoldan yürümek ve yeni bir dünya düzeninin kurulması için gayret sarf etmek durumunda olanlar yıllardan beri bırakın D-8’leri genişletmeyi, yeryüzünde belirleyici bir güç olmasını sağlamayı, adını bile ağızlarına almak istemiyorlar. Sanki birileri İslam Birliği’nin dillendirilmesini yasaklamış da bizim haberimiz yok. 

Böyle olunca da bugünkü düzeni kurmuş olanlardan bu düzeni değiştirmelerini, yerine adil bir düzen kurulması için çalışmalarını beklemek sanıyorum gerçekçi olmayacaktır. Böyle olduğu için söylenenler gönlümüzü hoş etse de yeni dünya düzenini iktidar sahiplerinden beklemek hayalcilik değilse bile toplumları bir takım algılara mahkûm etmek istemekten ibaret kalacaktır. 

Hemen belirteyim ki, BM’nin yapısının değiştirilmesinde, Türkiye olarak artık AB’ye rest çekilmesinde de  geç kalındığı ortada iken, Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde yolların ayrılmasını söylemenin ötesinde yeni dünya düzenin kurulması için çaba sarf etmenin şart olduğu ortada. Bu arada yeni bir dünya düzeni kurulacaksa sadece AB ve BM’nin yapısının değiştirilmesi mümkün olmayacağı gibi, NATO’nun da ABD’nin kontrolünden çıkartılması gerekiyor. Çünkü aynı ülkeler tarafından oluşturulmuş bugünkü dünya düzeninin değişmesi için yeniden oluşumlara ihtiyaç var. Yoksa söylenen sözler hayata geçirilemediği sürece söylenenin anlamı kalmıyor. Belki iç politika malzemesi yapılmış oluyor.