İslam Birliği

Abone Ol

Hani, bin tane şoför, kırmızı ışığı görse ne olur? Hepsi du­rurlar değil mi?

Hâlbuki bunların birbirleriyle bağlantısı yok ve hiçbiri diğerini tanımaz ama trafik kanunu öylesine yer etmiş ki, onlar da, kırmızı ışığı gördüğünde hepsi birden duruyor.

Refleks haline gelmiş.

Beş vakit namazını kılan Müslümanlar, Endonezya’dan, Japonya’dan, Litvanya’dan Senegal’den İskoçya’ya ve özetle tüm dünyada ezan okunduğu zaman beş vakit namazlarını kılarlar.

Ramazan ayı gelince hepsi dünyanın yuvarlak olması nedeniyle bir gün arayla oruç tutarlar.

Hacı adayları her sene aynı günde Arafat’ta vakfeye dururlar, Mescid-i Haram’da tavafta berber olurlar.

İnşallah çok yakın bir zamanda bütün haramlardan uzaklaşmaya, helal yollardan ihtiyaçlarını kazanmaya başlarlar.

Hayatımızın kurallarını dinimiz İslam düzenler.

İnsanın hayat kurallarını tanımadığı insanlara bırakırsa adaleti kovboy belirler ve 25 milyon Kızılderili’yi kanunlara göre öldürdüğünden onların öldürülüş şekillerinden bile para kazanmak için Kovboy-Apaçi savaşları adı altında on binlerce film çevirir de yüzü bile kızarmaz.

Birleşmiş Milletler’ini esir alan Netanyahu mu dünyanın harp hukukunu yazacak?

Dünya insanları dünyayı, insanları yaratanın, insanların aklını kalbini, kanını… 24 saat çalıştıran Allah celle celalühün hukukuna muhtaçtır.

İşte bizim bütün düşüncemizi, tepkimizi, sevgimizi ve nefretimizi, “Allah için sevmek, Allah için buğuz et­mek” kuralını yeşil ışıkta geçmek, kırmızı ışıkta durmak gibi herkesin gönlüne yerleştirebilsek, nelerden hoşlana­cak, nelerden nefret edecek, bunu insanlara tam olarak anlatırsak; biri Kadıköy de biri Levent’te, biride Bakırköy’de olsun, biri Japonya’da, biri Konya’da ol­sun, televiz­yondan bir haber dinlediklerinde aynı anda “Aferin” de di­yebilsin, aynı anda “Allah ıslah etsin” de diyebilsin.

Birbirlerinden hiç haberleri olmadığı halde aynı anda aynı şekilde hareket edebilenlerin kül­tür birliği dediği şey bu.

Bunu sağlamak gerekiyor. Bunu sağlamak için hepimizin okuduğu, he­pimizin müşterek okuduğu bir şey olmalı ki, oda Kuran’dır ve de onu açıklayan ve nasıl yapılacağını gösteren Sevgili peygamberimizdir.

Birlik sağlamak meselâ, Türkiye’deki Müslüman, Japonya’daki Müslüman ayrı ayrı durdukları halde aynı imana sahip olur ve aynı kulluk görevini aynı şekilde yerine getirirler.

Günümüzde zulümle, sömürüyle semiren devletler, ülkeleri kendi aralarında bölüşmüşler ve herkes kendi sömürdüğü ülkelerde istedikleri gibi silah zoruyla sömürülerini devam ettirirken ne büyük ceza olarak bazen kınama cezasına katılıyorlar ama bu “Devam” anlamına gelir.

İmza attıkları da hoş bir şey değil: “Yağmu­run, yaşın altında kaldı bu silahlar, modası geçti, bunları geri kalmış ülkelere satalım, paralarını alalım, ülkelerini silah küllüğü yapalım.

Aralarında savaş çıkacakmış havası oluşturalım

Birbirlerinin nüfusunu azalttıktan sonra ara buluculuk yapalım ve bizi kendilerine silah yardımı yapan ve seven dost olarak kabul ettirelim” diyorlar.

Rabbimiz onları iç dünyalarını bize teşhir ediveriyor:

“Onlara, "Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın" denildiğinde: "Biz ıslahatçılarız" derler.

Aman ha! Gözünüzü açın, asıl bozguncu onlardır, ancak farkında değiller.” (Bakara süresi ayet 2/11-12)

Bir araya gelmeleri de bozgunculuk.

Dünyayı denetleme ve gözetleme yerlerini o geri kalmış ülkelere devrederken dostluk nişanesi sayıyor.

Hâlbuki uzay istasyonlarına geçiş yapmış ve ülkelerdeki üslere ve istasyonlara ihtiyacı kalmamış da ondan.

Ülkeler dese ki, “Sen, bunu bana bağışlamıyorsun,

Taşıma zahmetinden kurtuluyorsun,

Ülkemi silah çöplüğü yapıyorsun,

Sen pisliğini bana hediye ettiğini söylüyorsun” da diyemeden gidiyor.

Müslümanların birliği insanların belirlediği kurallarda değil, Yaratan Rabbinin belirlediği kurallardadır.

Ayrı yerlerde olsalar da aynı güneşten ısı ve ışık aldıkları gibi ayrı kıtalarda Allah katında tek kabul edilecek din olan İslam’a göre hareket ettiklerinde yarı dursalar da aynı hareket ettikleri için birlik sağlanmış olur.

Yoksa tırnağın gözle, gözün tırnakla birleşmesi söz konusu değil.

Aynı yöne bakan gözle oraya doğru giden ayak, birleşmiş demektir.

“Eli işte, gözü oynaşta” olanlar kendi içinde bile birlikte olamazlar.

Hırsızlara, katillere, tacizcilere, tecavüzcülere karşı evinize, çelik kapı, kamera, taktırdıktan sonra onlara da güvenmeyenler ve korumalar tutanlar, korumaların da satın alınabildiğini gördükten sonra çaresiz kalanlar, geliniz hep birlikte helali, haramı bilen insanlar olarak yetiştirilen İslam neslinden olmaya karar verelim ve bu yolda çalışma yapalım.

Şu anda dünya ülkelerinin hiçbirinin kanunlarında, helal ve haram kelimeleri kullanılamaz; buna Türkiye de dâhil.