Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Allah, kâinat, insan ve İslam, bu dört kavram; insanlar, Müslümanlar ve de Millî Görüşçüler bakımından, dünya ve ahiret saadetine ulaşmak için verilecek mücadelede temel kavramlardır. Bu kavramlarla ifade edilen gerçekler, bilinip özümsenmeden hiçbir saadete ulaşılamaz. Kâinatı ve de kâinat içinde insanı eşref-i mahlûkat olarak yaratan, yaşatan, yöneten sadece Allah’tır. Ondan başka hak ilah yoktur. Ve Allah insanları ve cinleri ancak kendisine kullukta bulunsunlar diye yaratmıştır. Bu kulluğun gerçekleşmesi için Allah, kullarına İslam’ı telkin ve teklif etmiştir. İslam; Yüce Allah’ın ilk insandan son insana kadar, insanla başlayan beşeri hayatın başından kıyamete kadar gelecek bütün kişilere, bütün toplumlara ve bütün çağlara gönderdiği akide ve düzenin adıdır. İslam; akide ve düzendir. İslam akidesi; tevhit inancına dayanan esaslar bütünüdür. İslam düzeni ise doğru hak anlayışını esas alan adalet temelli bir saadet düzenidir. İslam’ın düzeni Adil Düzen’dir. Bu düzen, kendi içinde; 1. Dini ve ahlaki düzen, 2. İlmi düzen, 3. İktisadi ve ekonomik düzen, 4. Siyasi, idari ve hukuki düzen olmak üzere dört düzenden oluşur. “Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye” sadece bu dört düzenle kurulabilir. Bütün insanlığın saadeti için “Yeni Bir Dünya” sadece İslam ile kurulabilir. Millî Görüş; yeni bir saadet dünyasını kurmak için İslam ipine sıkıca bağlanmak demektir. Bugün Gazze’de, Lübnan’da, mazlum İslam coğrafyasında ve bütün dünyada soykırım yapan, insanı ve insanlığı katleden Siyonizm’in, ABD ve İsrail eliyle yürüttüğü, zulüm düzeninden kurtulmanın tek çaresi, yine Millî Görüş’tür. Bu gerçek, her bir Millî Görüşçü için önemli bir sorumluluktur. Bu sorumluluğun altından kalkmak için ise hiçbir Millî Görüşçünün keyfi davranmak gibi bir tavrının olmaması gerekir. Siyonizm, haçlı Batı, AB, ABD ve İsrail, İslam’dan hoşlanmıyor diye, İslam’ın sırtımıza yüklediği tebliğ ve davet, Adil Düzen’i tanıtma, nefis terbiyesi ve eğitim, iktidarın adil ve ehliyetli kadroların elinde olması için mücadele görevinden geri duramayız. Bu görevler, inancımızın emrettiği disiplin ve ciddiyet içinde yapıldığında Allah’ın yardımı bizimle olacaktır.
DUAMIZ
Biz Millî Görüşçüler ve İslam toplumu olarak şu duayı yapanlardan olmalıyız: “Ey Rabbimiz; bizi Sana teslim olan şuurlu Müslümanlardan eyle, neslimizden de Sana teslim olan şuurlu Müslüman bir ümmet çıkar, bize ibadet yerlerimizi göster. Bizi İslam düşmanları karşısında zafere ulaştır. Ayaklarımızı, davamızda sabit kıl, bizi bize bırakıp yolundan sapanlardan eyleme. Bizi hakkını vererek mücadele edenlerden eyle. Bizleri Gazze’de vatanlarını savunan bir avuç Müslüman’ın cihadına ortak eyle. Bizlere hidayet ver, feraset ver, dirayet ver ve bizleri Müslüman olarak ölenlerden eyle Allah’ım!” Bilelim ki; Allah katında tek hak ve gerçek akide ve düzen sadece İslam’dır. Bu, değişmez bir gerçektir. Kim İslam’dan başka bir yol, din ve düzen ararsa, aradığı yolların hepsi batıldır, asılsızdır ve sonunda zillet vardır. Allah, İslam dinini kemale erdirmiştir ve İslam, Allah’ın rızasıdır. Allah, aklını Kur’an’la ve Sünnetle çalıştıran herkese hak yolu hidayet eder ve onun gönlünü İslam’a açar. Kim de aklını, nefsinin arzularının esiri ederse, onun da gönlünü İslam’a kapatır ve o zalimlerden olur. Kim İslam ipine, kulpuna sarılırsa saadet bulur. Kim de inkârcılığa, şirke ve münafıklığa saparsa, işte bunlar apaçık bir sapıklık içinde olurlar. İslam’a çağrılırken, Allah’a karşı yalan uyduranlar katıksız zalimdirler. Allah bizi, böylesi zalimlerden eylemesin.
BİR KUL
Bir kul İslam'a girer ve bunda samimi olursa, daha önce yaptığı bütün hayırları Allah, onun lehine yazar, işlemiş olduğu bütün şerleri de affeder. Müslüman olduktan sonra, yaptığı her hayır için en az on misli olmak üzere yedi yüz misline kadar sevap yazılır. İmanın tadını; Rab olarak Allah’ı, din olarak İslam’ı, peygamber olarak Muhammed’i seçip razı olanlar duyar. İslam, nasihat ve samimiyettir. İslam; Allah için, kitabı için, Resulü için, Müslümanların liderleri ve her Müslüman için nasihat ve samimiyettir. Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir. Ona yardımını kesmez, ona yalan söylemez, ona zulmetmez. Müslüman; diğer Müslümanların elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir. Müslüman, sevdiğini Allah için sever, kızdığına da Allah için kızar. İslam; gerçek mümin olmanın kuralları ve yoludur. Müslüman bir kul, dua ederken Allah’a şöyle yalvarır: “Rabbim, canımı Müslüman olarak al ve beni doğru yolda olan salih insanlar arasına kat.” Duası bu olan bir kul, İslam’dan başka bir yerde karar kılmaz.
KAVRAMLAR
Hakkı üstün tutan bir medeniyetin kurulmasına temel olacak güçlü kavramlara ihtiyaç vardır. İslam’ın temel kaynağı olan Kur’an’da bu kavramlar mevcuttur. Bu kavramlardan bazıları şunlardır. Önce Ahlak ve Maneviyat, İslam Birliği, Adil Düzen, Tebliğ ve Davet, Maruf ve Münker, İslam ve Müslüman, Hak ve Adalet, İtaat, Biat, İhlas, İttika, İhsan, Sadakat, İstişare, Kardeşlik, Cihat, Disiplin ve Ciddiyet, İttifak, Vefa, Ülfet, İnfak, Nefis Terbiyesi, Hidayet, Feraset, Dirayet, Emanet, Ehliyet ve Liyakat ve daha nice kavramlar. Öz kaynaklarından güçlü ve etkili kavramlar üreten taraf, diğer tarafa hâkimiyet kurabilir. Millî Görüşçüler; “Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye, Yeni Bir Dünya” kurmak istiyorlarsa, öz kaynaklarına sadık kalarak, yeni ve güçlü kavramlar üretmek zorundadır. Üretilen bu kavramların tanımları da efradını cami, ağyarını mani olmalı ve bu tanımlara sadık kalınmalıdır. Selam hidayete tabi olanlara…