İslâm Ahlâkının Özü, Hayâdır

Abone Ol

İslâmiyet, ahlak dinidir, hayâ dinidir, edeb dinidir. İslâmiyet’in bâriz vasfı, ahlak ve hayâdır. Ahlak ve hayâ cihetinde noksaniyeti olan kimsenin İslâm sıfatında da noksanlık var demektir. Bu konu ile ilgili, dilerseniz ilk önce Peygamber Efendimizin (A.S.M.) hadis-i şeriflerine bakalım: “Ebû Mes’ûd’un naklettiğine göre, Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: ‘İnsanlık, ilk günden beri bütün peygamberlerin üzerinde ittifak ettikleri bir söz bilir: Şayet utanmıyorsan, dilediğini yap!’” (Buhârî, Edeb, 78; Hadislerle İslâm, c. 3, s. 215)

“Ebû Hüreyre’den (R.A.) rivâyet edildiğine göre, Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurmuştur:  ‘İman, yetmiş küsur parçadır. Hayâ da îmandan bir parçadır.’” (age. , c. 3, s. 217)

“Enes (b. Malik)’ten rivayet edildiğine göre, Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: ‘Her dinin (kendine özgü) bir ahlâkı vardır; İslâm ahlâkı (nın özü) hayâdır.’” (İbni Mâce, Zühd, 17; age., c.3, s. 217)

“Enes (b. Mâlik)’ten rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: ‘Arsızlık nerede ve kimde olursa olsun çirkinleştirir; hayâ ise nerede ve kimde olursa olsun zarifleştirir.’” (Tirmizî, Birr, 47; age., c. 3, s. 217)

“Abdullah (b. Mes’ûd) tarafından nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle derdi: ‘Allah’ım! Senden hidâyet, takva, iffet ve zenginlik dilerim.” (Müslim, Zikir, 72; age., c.3, S. 227)

Günümüzde İslâm toplumunun en büyük hastalığı; ahlak, iffet ve hayâ cihetinden zâfiyettir. Yaklaşık bir asırdır, sinema, televizyon, medya ve eğitim müesseseleri vasıtasıyla insanlarımızın ve gençlerimizin ahlakında büyük zâfiyet meydana gelmiştir. Dinimizde nâmahreme bakış bile yasaktır. Bakmak yasak olunca, yan yana olmak, hele el ele tutuşmak katmerli yasaktır. Aksi durum hayâsızlıktır.

Müslüman hayâlı olur. Nâmahreme bakmaz, haremlik-selamlık esasına riâyet eder. Arada nikah akdi olmaksızın nişanlısı ile dahi senli benli görüşemez, el ele tutuşamaz ve birlikte gezip tozamaz. Müslüman, helâli ile dahi evinin dışında mesâfeli olur. Edep ve hayâ dâiresinde hareket eder. Çarşı, pazar, toplu taşıma vasıtaları, park, bahçe gibi yerlerde lâubâli davranamaz, ev içindeki gibi hareket edemez, oynaşamaz. Ciddiyetini takınır. Bu konuda İcmâ’ vardır. Sahâbe-i kiram, tâbiîn, tebe-i tâbiin ve 1400 seneden beri bütün İslâm toplumu böyle davranmıştır. Ne hazindir ki günümüz İslâm cemiyetinde bu konuda ağlanacak bir hal vardır. Arada nikah bağı olanların lâubâlilikleri şöyle dursun, arada hiçbir meşrû bağ olmayan kimselerin alâmeleinnâs edebsiz davranışları iyice yaygınlaşmıştır. Maalesef bu hususa mâni olucu hiçbir müeyyide bulunmamaktadır. Çok affedersiniz, iki karşı cins, hayvanlar gibi ulu orta çiftleşmeye kalkışsa bunun cezası nedir?

Günümüzde “Müslüman” kimliği taşıyan insanların inancının ve ahlakının muhafazası için hiçbir tedbir alınmamakta ve saygı gösterilmemektedir. Hacca ve umreye giden insanlarımız, mayolu reklam panolarının önünden geçirilmekte, belediyeler panoları mayolu ve müstehcen kıyafetli reklamlara kiraya vermektedirler. Git gide, sözde şuûrlu Müslüman kitlelerde de dejenerasyon başlamış durumdadır. Hacda iken Mekke’de Kâbe’ye karşı hanımının fotoğrafını çekenleri, birlikte selfi çekinenleri, Medine-i Münevvere’de Ravza-i Mutaharra’nın önünde hanımının beline sarılarak selfi çekinenleri gördüm. “Edeb Yâhû!” Edeb ve hayâ cihetinden bu zafiyet çok ciddî tehlike işaretidir. Allah muhafaza bu durum kanser mikrobu gibi bünyeyi içten kemirir ve İslâm toplumunun çöküşüne sebebiyet verir. İffet ve hayâ eğitimi ailede başlar. İkincisi okullarda devam eder. Üçüncüsü içtimâî hayatta bunun örnekleri sergilenir ve insanlar bundan ders alır. Dördüncüsü medya bu işe öncülük eder. Beşincisi cemiyetin önde gelen sîmaları sözleriyle davranışlarıyla, yaşayışlarıyla cemiyete örnek olurlar. Sözü özlü bir sözle bağlayalım: “Girdim ehl-i irfân meclisine, aradım kıldım taleb / Her hüner makbul ise de illâ edeb, illâ edeb!”