İskilipli Âtıf Hoca

Abone Ol

Tağutları reddedip, yalnız Allah ın hükümlerini tanıdı.

eğilmeden, bükülmeden ve dinin emirlerinden geri adım atmadan darağacına

çıktı...

İskilipli Âtif Hoca, 1924 yılında Frenk Mukallitliği ve

Şapka ismiyle yayınladığı risalede, Batı taklitçiliğinin sonunun felaket

olacağını anlatmıştı. Risalesinde, toplumun içine sürüklendiği uçuruma dikkat

çekmişti. Risalesinin yayınlanmasından 1 buçuk sene sonra yürürlüğe giren Şapka

İktizası Hakkında Kanun a muhalefet suçlamasıyla tutuklanan İskilipli Atıf

Hoca, idam edildi. Her şeyin Avrupalısını almayı meziyet sayan zihniyet, ne

hikmetse Avrupa nın Kanunlar geriye doğru işletilemez prensibini almayı

unuttu(!)

 TAKVİMLER

1924 yılını gösteriyordu. İskilipli Âtıf Hoca nın Frenk Mukallitliği ve Şapka

isimli risalesi, körü körüne Avrupa taklitçiliğini eleştiren bir eserdi. Hoca,

bu eserinde; Avrupa nın ilim ve fennini almanın caiz, hatta lüzumlu olduğunu

belirtmiş, bizde yapılanın şuursuz bir Batı taklitçiliği olduğunu tespitini

yapmıştı. Kılık kıyafette Batı ya benzemenin aslında ruhtaki bir bozuluşa

alamet veya onun bedene aksetmesine sebebiyet vereceğini, bunun ise müstakil

bir şahsiyet inşa eden İslâm düşüncesine zıt düştüğünü açıklamıştı. Âtıf Hoca

risalesinde, Resul-i Ekrem in Bir kavme benzemeye çalışan onlardandır hadis-i

nebevisi ışığında durumu izah ediyordu. Tabii, o günün şartlarında basımı ve

dağıtılması için Maarif Vekâleti nin (Milli Eğitim Bakanlığı) izni olmalıydı.

Bu izinlerle birlikte takdir bile almıştı bu kitap.

 Şapka Kanunu ve İstiklal Mahkemesi isimli bir tiyatro

Kitabın yayınlanmasından yaklaşık bir buçuk sene sonra 25

Kasım 1925 te kabul edilen Şapka Kanunu, Anadolu da yer yer protestolara sebep

olmuştu. Binlerce Müslüman buna muhalefet ediyordu. Konya, Maraş, Giresun,

Rize, Erzurum, Kayseri gibi şehirlerde halkın şapkaya direnmesi, buralarda

gezici İstiklal Mahkemeleri nin oluşmasını da beraberinde getirmişti. Bu

mahkemeler sadece Erzurum da 30 kadar idam hükmü verdi.

Bu arada şapka olaylarında etkili olduğu gerekçesiyle

Frenk Mukallitliği ve Şapka isimli kitap toplatıldı. Müellifi İskilipli Âtıf

Hoca hakkında soruşturma başlatıldı. Müellif bu eseri Şapka Kanunu ndan önce

yayınlamıştı. Cumhuriyet öncesinde İttihatçıların iftiralarıyla birkaç kez

sürgüne gönderilen İskilipli Âtıf Hoca nın sevenleri çoktu ancak başta İttihat

ve Terakki artıkları olmak üzere düşmanları da bir hayli fazlaydı. Yeni

Cumhuriyet in aldığı Avrupa hukukunda bile kanunların geriye doğru

işletilmemesi prensibi varken, İstiklal Mahkemeleri ndeki karanlık mantık ters

işliyordu. İskilipli Âtıf Hoca, 7 Aralık 1925 te tutuklanarak, Ankara İstiklal

Mahkemesi tarafından Giresun a gönderildi. Buradaki mahkemede suçsuz olduğu

anlaşılıp beraatine karar verilmesine rağmen, İstanbul a getirildiğinde

salınmayarak tekrar yargılanmak üzere trenle Ankara ya götürüldü.

 Suç bulabilmek için çok uğraştılar

İskilipli Âtıf Hoca, yayınlanan kitabından dolayı

herhangi bir ceza almayacağını ümit ediyordu. Mahkeme bir suç bulabilmek için

adeta yırtınıyor, Hocaefendi karşısında aciz kalıyor bu da onları iyice

asabileştiriyordu.

2 Şubat 1926 günü, mahkemede savcı Necip Ali Bey

iddianamesini ve ceza taleplerini okudu. İskilipli Âtıf Hoca için 10 senelik

sürgün cezası isteniyordu. Normalde, mahkemelerdeki bir anane olarak, hakimler

savcının isteğinden fazla ceza vermezler; ya aynısını ya da daha azını

verirlerdi. Ama bu anane ertesi gün İskilipli Âtıf Hoca için değiştirildi.

Gözlerini kan bürümüş bu heyetin kararı herkesi şaşkına çevirdi. Savcının 10

yıl sürgün istediği İskilipli Âtıf Hoca için verilen karar idamdı. 

Hücrelerine çekilen hükümlüler, infaz anını

bekliyorlardı. Sırası gelenlerin kimisi kapıyı şaşırıyor, kimisinin bacakları titriyor

ve yürümekte güçlük çekiyordu. Derken, sıra İskilipli ye geldi. İskilipli

Mehmet Âtıf diye bağıran görevlinin karşısına metin ve mütevekkil bir edayla

dikilen Âtıf Hoca, ağır adımlarla, dualar mırıldanarak sehpanın yolunu tuttu.

 Bir tanığın sözleri

Mahkemeyi takip eden yazar Şevket Süreyya Aydemir mahkeme

zulmüne olan tanıklığını şöyle anlatıyor: Hükümlüler arasında sarıklı bir

müderris göze çarpıyordu. Müderrisin başında fes ve sarık vardı. Cübbesi ve

kıyafeti temizdi. Suçu, o sıralar yayınlanan Şapka Kanunu na muhalefet etmekti.

Fakat bu suç, bir takım ithamlarla da karışınca mahkemeden en ağır hükmü

yemişti. Artık son saatlerini yaşıyordu. Hocanın yüzü sakindi. Metanetini

muhafaza ediyordu. Yalnız dudakları kımıldıyor ve galiba bir dua okuyordu.

Fakat eskiden kalpaklı ve şimdi hasır şapkalı zat, bu hükümle de kanmamış

gibiydi. Bağırıyor, çağırıyordu. Acaba Hoca yı bir tekmeyle merdivenlerden

aşağıya yuvarlayacak mı diye bekledim. Fakat olmadı. Müderris, bu sözler

üzerine kendisine değilmiş gibi bekledi. Sonra sağanak geçince yürüdü.

Muhafızların arasında merdivenlerden indi. Önümüzden geçerken gene dudakları

kımıldıyordu.

 Üç Aliler Mahkemesi

1925 te kurulan iki İstiklal Mahkemesi, ayaklanma

bölgesinde görev yapacak ve verdiği kararlar TBMM onayından geçmeyecekti.

Ankara İstiklal Mahkemesi başkanlığına Afyon Mebusu Ali Çetinkaya, üyeliklerine

de Gaziantep Mebusu Kılıç Ali ve Rize Mebusu Ali Zırh seçildiler. Bu yüzden,

Ankara İstiklal Mahkemesi Üç Aliler Mahkemesi olarak da anılır. Mahkemenin

savcısı da Denizli Mebusu Necip Ali idi. Üç Aliler Mahkemesi, idam kararlarıyla

sonuçlandırdığı pek çok davanın yanı sıra Mustafa Kemal Atatürk e yapılmak

istenen İzmir Suikasti davasını da karara bağlamıştı.

İskilipli Âtıf Hoca nın hayatı

 İSKİLİPLİ

Âtıf Hoca nın asıl adı Mehmed Atıf tır. Akkoyunlu beylerinden Mehmet Ali

Ağa nın oğlu olup Hicri 1292 (Miladi 1875 / 1876) senesinde Çorum un İskilip

kazasının Toyhane köyünde doğmuştur. Annesi Mekke-i Mükerreme den göç etmiş

Ben-i Hattab aşiretinden Nazlı Hanım dır. Altı aylıkken öksüz kalan Mehmet

Atıf, dedesi Hasan Kethüda Efendi nin himayesinde büyümüştür.

İlk öğrenimini köyünde almış, 1893 yılında İskilip te

Müderris Hoca Abdullah Efendi nin yanında tahsiline devam etmiştir. İki yıl

sonra ailesinden ayrılarak İstanbul a gelmiş, medrese tahsilini burada

sürdürmüş, 1902 de medrese eğitimini iyi derece ile bitirerek aynı yıl açılan

imtihana girerek İstanbul müderrisliğini kazanmıştır. Ertesi sene Fatih

Camii nde ders vermeye başlayan Mehmet Âtıf bunun yanında Kabataş Erkek

Lisesi nde de Arapça öğretmenliğine devam etmiştir.

ikinci Meşrutiyet in sancılarının yaşandığı Osmanlı

coğrafyasındaki birçok insan gibi Mehmet Âtıf Efendi de sürgüne gönderilmiştir.

Bodrum daki sürgün sonra İstanbul a dönmüş ve Sebilürreşad ve Beyanü l-Hak

isimli dergilerde dini ve ilmi makaleler yazmaya başlamış, 1910 da medreselerin

genel müfettişliğine tayin edilmiştir.

Bu arada Çorum mebusu olmak istemişse de İttihatçıların

baskıları sonucunda bunu gerçekleştirememiştir. Mahmut Şevket Paşa suikastinde

dahlinin olduğu iddia edilerek önce Sinop a sürülmüş daha sonra Çorum,

Boğazlıyan ve Sungurlu da üç dört yıl yaşamak zorunda kalmıştır.

Sürgün hayatından sonra geldiği İstanbul da 1919 yılında

Dar-ül Hilafet-i Âliye (Yüce Hilafet Merkezi) medresesi İbtida-i Dahil umum

müdürlüğü ve Medreset-ül Kudat ta (Hakimler okulu) Hikmet-i Teşriiyye (kanun

yapma hikmetleri) dersi müderrisliğine getirilmiştir. 

19 Ocak 1919 da kurulan Cemiyet-i Müderrisin (Profesörler

Derneği) adlı derneğin ikinci başkanlığına getirilen Mehmet Âtıf Efendi daha

sonra başkan Mustafa Sabri Bey in Şeyhülislam olması sonucunda dernek başkanı

yapılmıştır. Bu dernek daha sonra ismini Teali-i İslam a (İslamı yüceltme)

çevirerek halka açılmıştır. 

Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki işgallerle başlayan

Milli Mücadele hareketine gazete ve dergilerde çıkan makaleleriyle destek veren

İskilipli Âtıf Hoca, Cumhuriyet in ilk yıllarındaki yazılarında, Batılılaşma

illetine tutulmuş birçok yazarı tenkit eden makaleler kaleme almıştır.

Yazıları  ve eserleri incelendiğinde Doğu

ve Batı da yazılan eserlere vâkıf oluşu rahatlıkla anlaşılmaktadır. Kültürel

olarak Batılılaşma taraftarı fikirlere şiddetle muhalefet eden Mehmet Âtıf

Efendi, 1923 yılında yayınladığı Tesettür-ü Şer i (dini örtünme) ve 1924 de

neşrettiği Din-i İslam da Men-i Müskirat (islamda içki yasağı) adlı eserleri

ile Atıf Efendi Kütüphanesi Neşriyatından adıyla yeni bir serinin telifine

başlamıştı. Bu seriyi 10 sene içerisinde 50 kitaba ulaştırma azmindeydi. Üçüncü

eser Frenk Mukallitliği (batı taklitçiliği) ve Şapka dır. Bu kitabı

yayınladıktan bir buçuk yıl sonra tutuklanmış ve daha sonra uydurulan başka

suçlar da sebep gösterilerek 4 Şubat 1926 da idam edilmiştir.

Batı taklitçiliğini tenkit, şehadet getirdi

Osmanlı nın dağılmasının bir numaralı müsebbibi İttihat

ve Terakki nin kalıntıları Cumhuriyet döneminde de devam etti. Kendilerine

muhalefet edenleri entrikalar ve suikastlerle bertaraf eden bu zihniyet

kurulduğu günden beri medeniyetin Batı da olduğunu savunmuştu. Batı yı her

alanda taklit ederek muasır medeniyetler seviyesine ulaşacaklarını tasavvur

etmişlerdi. Batı taklitçiliğini ferdi olarak değil de toplumun tamamının

tanımasını istemişlerdi. Kurulan sözde mahkemede yargılanıp idama mahkum edilen

İskilipli Atıf Hoca, 4 Şubat 1926 da idam edildi. İnandığını sonuna kadar

savunan bu önemli şahsiyet, Batı nın bilimini almanın bir sakıncasının

olmadığını, yaşam biçimini benimsemenin ise Müslüman ı  küfre götüreceğini belirtmişti. İskilipli

Atıf Hoca nın şehadet yıldönümü vesilesiyle hazırladığımız bu sayfada günümüzde

de önemini yitirmemiş detayları bulacaksınız.

Kronoloji

1 ŞUBAT      

Ayasofya

Camii nin müze

oluşu (1935).

2 ŞUBAT      

İbrahim

Paşa Komutasındaki

Mısır Ordusu nun

Kütahya ya Kadar

İlerlemesi (1833).

3 ŞUBAT      

İlk

uzay gemisinin Ay a inişi

(1966).

3 ŞUBAT     

  II.

Murat ın ölümü

            (1451).

4 ŞUBAT    

Balkan

Paktı nın imzalanması

(1934).

5 ŞUBAT    

   Teşkilat-ı

Esasiye  Kanunu

(Anayasa) nun  İkinci

Maddesinde Değişiklik

Yapılarak Altı Ok un

Konulması:

            Türkiye

Devleti,Cumhuriyetçi Milliyetçi,

Halkçı,  Devletçi,

Laik ve  İnkılapçıdır.Başkenti  Ankara

Şehridir   (1937).

7 ŞUBAT      

Sultan

II. Ahmet in  Ölümü ve

Yeğeni (IV. Mehmet in

Oğlu)  Şehzade

Mustafa nın

 Osmanlı  Hükümdarı Olarak

Tahta Çıkması (1695).

8 ŞUBAT       Sultan

4. Murat ın

            Ölümü

(1640).

9 ŞUBAT    

   Avusturya nın

Osmanlı Devleti ne

Savaş İlan Etmesi

(1788).

10 ŞUBAT    

Sultan

2. Abdülhamit in

vefatı

            (1918).

13 ŞUBAT   

  Kıbrıs

Türk Federe Devleti nin

Kuruluşu

            (1975).

14 ŞUBAT    

Telefonun

İcadı (1876).

14 ŞUBAT    

Yeni

Balkan Paktı Ankara da

İmzalandı

            (1953).

16 ŞUBAT    

Bölücü

Örgüt PKK nın Başı

Abdullah Öcalan,  Kenya nın

Başkenti

 Nairobi de

Yakalanarak Türkiye ye

Getirildi

            (1999).

17 ŞUBAT  

   Türk

Medeni Kanunu nun

Türkiye

Büyük

Millet

            Meclisi nde

Kabulü

            (1926).

17 ŞUBAT     Fatih

Sultan

            Mehmet in

Tahta

            Geçmesi

(1451).

18 ŞUBAT     Türkiye nin

ve

            Yunanistan ın

NATO ya

            Girişi

(1952).

20 ŞUBAT     Genç

Osman ın Katli

            (1622).

20 ŞUBAT     Boğaziçi

Köprüsü nün

            Temel

Atma Töreni

            (1970).

21 ŞUBAT 

    Hükümetin

Londra   Konferansı na

Katılışı

            (1920).

22 ŞUBAT    

Harp

Okulu Komutanı Albay

Talat Aydemir ve  Arkadaşları

Hükümet   Darbesine

Kalkıştı  (1962).

24 ŞUBAT    

Napolyon un

Gazze yi İşgali

(1798).

24 ŞUBAT  

   Şehzade

Cem in Ölümü

            (1495).

24 ŞUBAT    

Türkiye-Irak

arasında  Bağdat

Paktı  (CENTO) nın İmzalanması

(1955).

25 ŞUBAT

     Rusların

Osmanlılara  Karşı

Savaş İlan Etmesi

            (1711).

25 ŞUBAT   

  Çoruh

İlimizin  Artvin

Adını Alışı

            (1950).

25 ŞUBAT    

 Varşova

Paktı nın Feshi

            (1991).

26 ŞUBAT   

  II.

Osman ın Saltanat

            Tahtına

Çıkması (1618).

27 ŞUBAT

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Rahmet-i Rahmana kavuştu.

28 ŞUBAT    

Islahat

Fermanı nın İlan

            Edilmesi

(1856).

28 ŞUBAT   

  İstiklâl

Marşı Bestecisi

            Zeki

Üngör ün Ölümü

            (1958).

28 ŞUBAT   

  İsveç te

Palme ye

            Suikasti

(1986).

28 ŞUBAT   

  Körfez de

Ateşkes İlanı

            (1991).

 

28 ŞUBAT   

  Post-Modern

Darbe Olarak

Adlandırılan  Süreç

Başladı

            (1997).