Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Allah ve Resulünün emir ve yasaklarına uymayı esas almayan bir anlayış, Müslümanlık olamaz. Yaşadığımız olumsuz bütün olaylar, Kur’an ve sünnete uymayan ‘faizci kapitalist düzen ve ahlâkına’ rıza göstermemizdendir. Böyle bir düzene rıza gösteren toplumların başı beladan kurtulmaz. İnsanın dünya ve ahiret saadeti için İslam, tek çaredir ve İslamsız kalkınma da olmaz, huzur ve barış da olmaz. Olur diyenlerin durumu ortadadır.
Müslüman’ın hayatı, iman ve cihattır. İman ve cihat şuuru, insanları hayra çağırmayı, iyiliği emredip, kötülüklerle savaşmayı gerektirir. AHZAB 36: “Allah ve Resulü bir şeye hükmettiği zaman, mümin erkek ve kadınların (başka bir hükmü) tercih etme hakları yoktur. (Bundan sonra) kim Allah ve Resulüne isyan ederse, artık o kişi açıkça sapıtmıştır.” Allah ve Resulünün hükmü İslam’dır. İslam’dan başka “din ve düzen” arayanlar açık bir sapıklığa düşmüştür. İslam ise baştan sona hayat ve düzendir. İman ve cihat, bir bütün olarak itaat ve sadakattir. Peygamberimize; “Hangi amel daha hayırlıdır?” diye sorulunca; “Allah'a ve Resulüne iman etmektir” demiştir. “Sonra hangisidir?” diye sorulunca; “Amellerin zirvesi olan Allah yolunda cihat etmektir” buyurmuştur. “Bundan sonra da hangisidir?” diye sorulunca; "Kabul olunan hacdır" cevabını vermiştir.” (Buhari ve Müslim) Allah yolunda cihat etmek, İslam ile insan arasına konulmuş bütün engelleri ortadan kaldırmak ve insanı İslam ile buluşturmak için yapılması emredilmiş farz bir görevdir. İman ve cihadın gayesi insanlığın saadeti için “Adil Bir Düzen” kurmanın mücadelesini vermektir. “Adil Düzen” dediğimiz zaman, inancımızın düzenini ifade etmiş oluyoruz. Adil Düzen’de; faiz, zina, içki, kumar, haksız vergiler, israf, tüketim çılgınlığı, materyalist eğitim, Batılıları veli ve yönetici edinme, bencillik, zulüm, riya ve yalan gibi kötülükler olmaz. Bu kötülüklerin yaşandığı ve yaşatıldığı toplumlarda iç barış bozulur, terör ve benzeri musibetler toplumu kasıp kavurur. Kim, bu kötülükleri bir düzen olarak yürütmeye devam ederse, bu kötülüklerin doğal sonucu olan terörü çözemez. Hz. Aişe (R.A.)'dan; Allah Resulü (S.A.V.) buyurdu: "Bu ümmetin sonunda, yere batış, maymun ve domuza çevriliş ve taşlanma meydana gelecektir." Dedim ki: “Ey Allah'ın Resulü, içimizde salih insanlar bulunurken biz helak olacak mıyız?” "Evet. Zina çoğalınca" buyurdu.” (Tirmizi) Allah kullarına zulmetmez. Kul yaptığı yanlış tercihler ile kendine zulmeder. BAKARA 61: “Hani siz (ey İsrail oğulları, verilen nimetlere karşılık): Ey Musa, bir tek yemekle yetinemeyiz; bizim için Rabbine dua et de yerin bitirdiği şeylerden; sebzesinden, salatalığından, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından bize çıkarsın, dediniz. Musa ise: Daha iyiyi daha kötü ile değiştirmek mi istiyorsunuz? O halde şehre inin. Zira istedikleriniz sizin için orada var, dedi. İşte (bu hadiseden sonra) üzerlerine aşağılık ve yoksulluk damgası vuruldu. Allah'ın gazabına uğradılar. Bu musibetler (onların başına), Allah'ın ayetlerini inkâra devam etmeleri, haksız olarak peygamberleri öldürmeleri sebebiyle geldi. Bunların hepsi, sadece isyanları ve taşkınlıkları sebebiyledir.” Beni İsrail’in ilahi gazaba müstahak olmaları “işittik ve isyan ediyoruz” yoludur. Bu yol kârlı bir yol değildir. Müminlerin yolu ise “işittik ve itaat ediyoruz” yoludur. NUR 51: “Aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Resulüne davet edildiklerinde, ‘işittik ve itaat ettik’ demek, sadece müminlerin söyleyeceği sözdür. İşte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.” Allah ve Resulünün sözü tek doğru sözdür. Bu doğru söze uymak insanlığa saadet getirir.
YOLU YANLIŞ OLANLAR
Yolu yanlış olanların arkasından gidilmez ve onlara itaat edilmez. Bunlar kimlerdir? Bunlar şunlardır: 1-Kâfirler: Allah’a itaat, nasıl imanın gereği ise, kâfirlere itaat de küfre yol açacak bir isyandır. 2-Hristiyan ve Yahudiler: Bir mümin Hristiyan ve Yahudilere de itaat edip, onların düzenine uymaz. 3-Münafıklar: Bunlar; sözleriyle müminleri, işleri ile de inkârcıları memnun eden ikiyüzlü, iş birlikçi kimselerdir. Mümin bu kimselere de itaat etmez. AHZAB 1: “Ey Peygamber! Allah’tan kork, kâfir ve münafıklara itaat etme…” 4-Allah Yolundan Saptıran Liderler: Mümin, bu liderlerin de arkasından gitmez. 5-Şeytan ve Şeytanın Dostları: Şeytan yandaşlarına itaat, insanı şirke ve batıl düzenlere götürür. 6-Günahkâr ve Nankörler: İNSAN 24: “Rabbinin hükmüne sabır göster. Onlardan günahkâr veya nankör olana itaat etme.” 7-Yalancılar, 8-Ahlâksızlar, 9-Gafiller, 10-İsrafçı ve Fesatçılar, 11-“Çoğunluğun İstediği Olmalı” Anlayışı ve Zan, 12-Kötü Arzu ve İstekler, bütün bunlar müminin uzak durması gereken şeylerdir. İnsan tabiatı hakka meyilli olduğu gibi batıla da meyillidir. Aklını Kur’an ve sünnetle çalıştıranlar ancak Allah ve Resulüne itaat eder ve İslam’da karar kılar. Toplumun bu fani dünyada, siyasi, idari ve ekonomik bakımdan itaat edip uyduğu, bizi kurtardı, ya da kurtaracak dediği, adeta kutsayıp dokunulmaz ve hata etmez saydıkları, ilkelerini, görüşlerini ilahi ve nebevi bildirinin üstünde tutarak ilahlaştırdıkları önderler, büyük hesap gününde en büyük düşmanları haline gelecektir. Kalabalıkların şuursuzca itaat edip izini takip ettikleri reislerine, “Siz olmasaydınız elbette biz mümin olurduk” diye suçlayacakları zaman, reisleri onlara: “Size hidayet geldiği zaman, sizi ondan biz mi çevirdik? Hayır, siz kendiniz bu suçu işlediniz” diyecek ve hiçbir suçlamayı kabul etmeyeceklerdir. O gün, uyanlar da uyulanlar da perişan olacaklardır. Günümüzde kurtuluşun tek mecrası Milli Görüş yoludur. Selam hidayete tabi olanlara…