Belli ki Danıştay saldırısının perde arkası yine resmen ortaya çıkmayacak, resmi açıklama ile kamuoyuna duyurulmayacak, duyurulamayacak. Ancak, işin iç yüzünü, doğru boyutunu çeşitli ağızlar bazen kulislerde bazen de gazete köşeleri ve televizyon ekranlarında kişisel yorumları olarak aktarmaya devam edecekler. Zaten yıllardan beri pek çok olayın doğru boyutu hep kulislerde kulaktan kulağa fısıldanmış ama,olayın resmen kayda geçmesine sıra gelince bu becerilememiş değil midir Bu yüzden de kayıt dışı ekonomi gibi, kayıt dışı siyaset , kayıt dışı vatansever güçler oluşmuş değil midir Bazen siyasetin bu kayıtdışı bölümü kayıt altına alınmak istenmişse de netice alınamamıştır... Bu da kayıt dışı güçlerin diğer güçlere karşı daha kuvvetli olduğu gibi bir kanaatin oluşmasına vesile olmuştur. İsterseniz siz buna "Elitlerin iktidarının halkın iktidarına karşı direnişi" de diyebilirsiniz.
Adı üzerinde bir şey kayıt dışı olunca bunun eni boyu ölçülemiyor, karşınıza belli bir muhatap çıkmıyor. Olayların faili hep meçhul kalıyor. Böyle olunca da siyasi ortam gerginleşiyor, adeta bir takım odaklar bilek güreşine girişiyor. Ne var ki, neticede ortaya bir galip çıkıyor ama taraflardan birisi meçhul olunca galibin ya da mağlubun kim olduğu çoğu zaman meçhul kalıyor.
Danıştay üyelerini karşı girişilen saldırının hemen ardından olayın bir perde arkası olduğunu, bu olay ile bir takım merkezlerin Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde belirleyici olmak istediklerini, bunun için siyasileri zorlayıcı bir hamle yaptıklarına dikkat çekmiştim. Şimdilerde benzer yorumlar artık televizyon ekranlarına kadar yansıyor, hatta gazete sayfalarında benzer yorumlar yapılıyor.
Görünen o ki, olayın arkasındaki güçlerin ilk günler kamuoyunu yanıltmak adına kulaktan kulağa fısıldadıkları "irticanın hortladığı" şeklindeki iddiaları bu defa tutmadı. Etkisi de birkaç günlük oldu. Bir bakıma Danıştay a karşı girişilen saldırının arkasındaki güçler bu defa açık düştüler. Ancak, bu açık düşüş onların yenildiği anlamına gelmez ve böyle yorumlanması yanlış olur. Şu günlerde erken seçimin gerginliğin giderilmesi için bir çözüm olarak takdim ediliyor olması üzerinde düşünecek olursak ortamın gerginleşmesinin oluşturduğu psikolojik şartlar bir takım yorumcuları istenen noktaya çekmiş olduğunu göstermez mi Ayrıca, AKP ye televizyon ekranlarından ortamı daha fazla germemesi, mevcut gerginliğin giderilmesi için Erdoğan ya da Arınç ın Cumuhrbaşkanlığına aday olmamaları gerektiğini söyleyerek bir takım isimleri telaffuz etmeye başlamış olmaları bile ortamı gerenlerin hedeflerine ulaştığını göstermez mi Halkın oyları ile iş başına gelmiş bir iktidar isteği doğrultusunda bir aday göstermekten vazgeçmeye, ortamı geren çevreleri de memnun edecek bir isim üzerinde uzlaşmaya varması isteniyorsa bu ülkede insanlar göğüslerini gere gere demokrasinin varlığını söyleyebilirler mi