IŞİD Üzerinden Yeni Senaryolar!

Abone Ol

Ukrayna’da “Kırılgan Ateşkes” ile şu an için çatışmalar büyük ölçüde dondurulmuş iken, dünyanın diğer bölgelerinden gelen haberler hiç de iyi değil. Kuzey Afrika’dan Keşmir’e, hatta Myanmar’a kadar uzanan hatta yaşanan gelişmeler sürecin çok daha büyük savaşlara gebe olduğunun birer göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.

Bir kaç somut misal vermek gerekirse...

Örneğin, Myanmar’da Çin yanlısı gruplar saldırılarını arttırmaya başladı. Bununla ilgili haberler gündemdeki yerini almaya başladı. Şu an psikolojik operasyon sürecindeyiz. Yakında bölge çok daha büyük çatışmalara sahne olacağa benziyor. Bunun ne anlama geldiğini biraz sonra açıklayacağım.

Bir diğer gelişme, Pakistan-Hindistan arasında baş gösteren Keşmir gerginliği. Taraflar birbirine yine top mermileri sallamaya devam ediyor. Ama burada krizi daha da tırmandıracak olan husus, terör. Hindistan’dan gelen açıklamalar, ülkenin yeni bir Suriye olmayacağı yönünde...

Bölgede, başta Taliban ve El Kaide unsurları olmak üzere ciddi bir hareketlenme söz konusu. ABD-Pakistan arasındaki krizin temelinde de bu yatıyor. Bölgedeki gruplar daha kuzeye yönlendiriliyorlar. Bunun anlamı Orta Asya-Güney Asya hattında yeni terör eylemleri. Buna Çin’i de dâhil etmek gerekir. 

Bölgeye yapılan IŞİD takviyesinin de altında bu yatıyor. IŞİD üzerinden Çin daha da provoke edileceğe benziyor. IŞİD’in Myanmar’daki krize Müslümanlara destek bağlamında katılmasının beraberinde ne tür sonuçlar getireceğini artık hayal gücünüze bırakıyorum.

***

Çin’in Myammar’daki IŞİD varlığına sessiz kalacağını düşünmek çok büyük bir saflık olur. Yukarıda az önce belirttiğim husus da bununla ilgili. Myanmar’da ordu ile Myanmar Ulusal Demokratik Birlik Ordusu (MNDAA) olarak bilinen Çin yanlısı silahlı gruplar arasında devam eden çatışma, Çin’in ön alıcı bir girişimi olarak da değerlendirilebilir.

Burada Myanmar Hükümeti’nin yaptığı açıklama oldukça dikkat çekici. Myanmar yönetimi, Çin sınırındaki çatışmaların azınlıklarla resmi bir anlaşma yapılması için müzakerelerin başlamasına imkan vermediğini savunuyor. Azınlık grupları temsil eden BM Konseyi Genel Sekreteri Nai Hong Sar da, çatışma sebebiyle uzlaşmanın sağlanmasındaki zorluklara dikkatleri çekiyor.

Eğer burada İslam dünyası oyunu bozmaya yönelik ciddi tedbirler almaz ise, bölgedeki Müslümanlar Myanmar üzerindeki ABD-Çin mücadelesinde ciddi manada zarar göreceğe benziyorlar.

Bu arada, iki Japon gazetecinin IŞİD tarafından niçin vahşice infaz edildiği de daha net anlaşılıyor. Japonya, bölgedeki oyuna çekiliyor ve bu bağlamda hem Japonya’daki hükümet hem de Japon kamuoyu büyük ölçüde ikna edilmişe benziyor...

***

IŞİD üzerinden bir diğer müdahale alanı olarak karşımıza Libya çıkıyor. Kaddafi sonrası bölünme aşamasına gelen Libya’da IŞİD’in mevzi kazanmaya başlaması, bugüne kadar süreçte sessizliği ile ön plana çıkan İtalya’yı da harekete geçirmiş durumda. İtalya Dışişleri Bakanı Paolo Gentiloni’nin Libya’daki durumun İtalya’yı tehdit ettiğini söyleyerek, “İtalya’dan tekneyle birkaç saatlik mesafede aktif bir terör tehdidinin var olması fikrini kabul edemeyiz” açıklaması bu bağlamda oldukça dikkat çekici.

İç çatışmaların sürdüğü ve IŞİD’in güç kazandığı Libya’da gerekirse savaşmaya hazır olduklarını açıklayan Gentiloni’nin bu çıkışı, hiç kuşkusuz akıllara Mussolini’yi getiriyor.

Terör tehdidi üzerinden eski sömürgelerine dönmeye çalışan İtalya’nın, görünen o ki “Roma İmparatorluğu” hayalleri Akdeniz’in sularına gömülmemiş. Avrupa’nın tarihsel kodlarına dönmeye başladığı bir süreçte İtalya adeta ben de varım diyor! Dolayısıyla, oyun çok büyük!

Bu arada IŞİD’in yol açtığı bir diğer önemli sonuç ise kendisini Irak-Suriye-Lübnan boyutunda “İran tehdidi” ile göstermeye başlamış durumda.

İsrail Dışişleri Bakanı Lieberman “Hamas ile savaş sadece an meselesidir” derken, Genelkurmay Başkanı Benny Gantz de yakın gelecekte Lübnan sınırındaki “düşmanlarıyla” yeniden savaşacağını söylemesi bu bağlamda oldukça dikkat çekici. Bu hususu bir sonraki yazımızda ele almaya çalışacağız...