IŞİD tek başına dünyayı dize mi getiriyor?

Abone Ol

Medyaya yansıyan haberler bir yalan rüzgârı dizisinin

propagandası değilse IŞİD in dünyayı tek başına dize getirmekte olduğunu

söylemek ve buna inanmak yanlış olmaz. Son günlerde medyaya yansıyan haberlerde

IŞİD in Irak ve Suriye nin yarısına hâkim olduğu ileri sürülüyordu. Mısır da

patlayan bombalarda IŞİD e bağlanıyordu. Libya da da IŞİD in cephede yerini

aldığı, Trablus ta hükümete bağlı güçlerin çekilmesi ile Sirte Havalimanı nın

kontrolünün de IŞİD e geçtiği belirtiliyordu. Kısacası, dünyanın neresinde bir

hareket varsa orada eskiden El Kaide den söz edilirdi şimdi her olay IŞİD ile

izah ediliyor.

IŞİD bir devlet değil, adı olan ama belli mekânı olmayan,

her an her yerde ortaya çıkabilen bir örgüt olarak görülüyor. Bu örgütün

bölgemizdeki ülkelerin sınırlarının yeniden çizilmesi, hatta yeni devletlerin

ortaya çıkartılması için ABD ve yandaşlarının düğmeye bastığı bir noktada

harekete geçmesi, ülkeleri işgal ederlerken ciddi bir direniş görmemiş olmaları

birlikte düşünüldüğünde günümüzün en önemli olayı olarak IŞİD in incelemeye

tabi tutulması gerektiği kanaatindeyim. Sadece incelemeye tabi tutmakla

yetinmemek, gerçeğine ulaşılması gerekiyor. Çünkü öyle bir örgüt ile karşı

karşıyayız ki, hem her yerde var hem hiçbir yerde yok. Hem bir isim altında

ifade ediliyor hem de farklı ülkelerde farklı isimlerle ortaya çıkıyor.

İlk bakışta sömürgeci güçlerin İslam dünyasına yönelik

saldırı, işgal ve katliamlarına karşı ortaya çıkan bir direniş hareketi olarak

görülebilir. Faaliyette bulundukları ülkelerdeki karmaşa ve otorite boşluğu

sebebiyle bu devletlerin sahip oldukları askeri cephane, araç ve gereçlerin bu

örgütün eline geçtiği, gücünü buradan sağladığı da söylenebilir. Musul un

işgali sırasında Irak ordusuna ait pek çok silah ve zırhlı araçların IŞİD in

eline geçtiği Irak yönetimi tarafından açıklandığı gibi, ABD ve koalisyon

güçlerinin Kobani harekâtı öncesi Peşmerge güçlerine gönderildiği belirtilen

silahların da IŞİD in eline geçtiği de açıklandı. Ancak, tüm bunlar böyle bir

örgütün bir anda ortaya çıkması ve dünyanın her yerinde faaliyet göstermekte

oluşunu izaha yetmez. Yani, sivil milislerin bir anda böyle bir güç

oluşturmaları düşünülebilir mi Çünkü milisler genellikle vur-kaç taktiği ile

hareket ederler, savaştıklarına karşı düzgün bir cephe oluşturmazlar. Zaten

güçlerini bundan alırlar. Bu arada bir dış desteğe sahip olmadan bu tür örgütlerin

varlıklarını yıllarca sürdürmelerinin mümkün olmadığı da ayrı bir gerçek.

Göründüğü kadarıyla IŞİD bir milis gücü olarak hareket

etmiyor. Böyle olsaydı, örgütün bir vilayet ya da kasabayı ele geçirmek için

harekete geçtiği günler öncesinden medyaya yansımazdı. Hemen her gün Irak ve

Suriye de IŞİD e yönelik hükümet kuvvetleri ile ABD nin başını çektiği

koalisyonun hava saldırılarından söz ediliyor. Eğer, ortada belirli bir hedef

yok ise ABD ve yandaşları hava saldırılarını dağa taşa karşı mı yürütüyor.

Böyle bir yaklaşımın mantığı olabilir mi

Benzer soruları çoğaltmak mümkün. Ancak, soruları

sıralamak marifet değil, cevaplarını bulabilmek önemli. Soruların cevabını

bulmak ise dünyanın her köşesinde faaliyet gösteren istihbarat örgütlerinin

sahip olduğu bilgi ve belgelere dayanarak bulmak mümkündür. Bizim ki ise bir

tahminden öte geçmez. İş gelip tahmine dayanınca ortaya bir takım senaryolar

çıkıyor. Bu senaryoların ilki yukarıda da belirttiğim gibi sömürgeci güçlere

karşı bir patlamanın sonucu böyle bir örgütün ortaya çıkmış olması ve özellikle

Irak ta Saddam yanlılarının örgütün saflarında yer almış olmaları akla geliyor.

İkincisi ise ABD bölge haritasını yeniden çizerken ortaya çıkmış/çıkartılmış

böyle bir gücü İslam dünyasına yönelik en büyük tehlike olarak göstermek

suretiyle amacına ulaşmakta kullanıyor. Ne olursa olsun, bölgemizde IŞİD olayı

aydınlığa kavuşturulmadan insanlar saflarını doğru tespit etmekte

zorlanacaklar. Bu da sömürgecilerin çıkarlarına hizmet edecek.