IŞİD nedir, ne değildir?

Abone Ol

Irak ta ilk bölünmenin ürünü olarak işgalci ABD

tarafından sınırları çizilen Kuzey Irak Bölgesel yönetimini sessizce bağrına

basan çevreler IŞİD in ilerleyişi karşısında paniğe kapılmış görünüyorlar. İşin

garip tarafı IŞİD e karşı çıkanlar Irak işgaline ve işgalin arkasından bölünen

Irak a seyirci kalmayı tercih edenler şimdilerde Irak ın bölünmesinden büyük

üzüntü duyuyorlar(!), hatta bölünmeyi önlemek için Irak ı bugünkü noktaya

getiren gelişmeleri tezgâhlayan ABD den yardım istiyorlar. Tüm bu gelişmeler ve

belli merkezlerde üretilmiş haberlerin medyaya servis edilmesi dışarıdan

izleyenlerin kafasını karıştırıyor. Yani, öyle bir kampanya yürütülüyor ki,

doğrular ile yanlışlar aynı potada harman ediliyor.

Ne şekilde olursa olsun Irak ın parçalanmasına dün de

karşıydık bugün de. Tutarlı olmak da bunu gerektirir. Ama dün ABD işgaline

Saddam düşmanlığı ile alkış tutan ve destek verenlerin bugün Irak ın bölünme

yolunda ilerleyişinden üzüntü duyduklarını belirtmeleri kanaatimde timsahın

gözyaşlarından öte bir anlam ifade etmez.

Bu noktada Irak ın ABD tarafından işgalinden önceki

günlere ve yapılan yayınları şöyle bir hatırlamakta yarar var. Öncelikli olarak

Saddam ın elinde çok miktarda kimyasal ve biyolojik silah bulunduğu, bunun da

çevre ülkeler (özellikle İsrail) için tehlike oluşturduğu haberleri servis

edildi ve dünya korkutuldu. Arkasından bir BM heyeti Irak a gönderildi. Heyet

varlığı ileri sürülen biyolojik ve kimyasal silahları, bunları üreten tesisler

konusunda aylar süren araştırma yaptı ve raporunu BM ye sundu. Sunulan raporda

Irak ta kimyasal ve biyolojik silah bulunamadığı gibi, bunları üreten

tesislerin varlığının da tespit edilemediği belirtildi. Ne var ki, bu raporda

Irak ın işgalini engelleyemedi. Çünkü, bir defa kurt kuzuyu yemeyi kafasına

koymuş, Saddam ın ortadan kaldırılması kararlaştırılmıştı. Netice olarak Irak,

televizyonların canlı yayınları eşliğinde bombalandı ve işgal edildi. İşgalin

arkasından tüm aramalara rağmen Irak ta kimyasal ve biyolojik silah ve bunları

üretecek tesis bulunamadığı açıklandı. Hatta ABD li bazı yetkililer

kendilerinin bu hususta aldatıldığını itiraf etmek zorunda kalmışlardı. IŞİD

adlı örgütün Irak ta harekete geçerek bazı şehirleri ele geçirmesinin ardından

medyada, Devrik lider Saddam ın kimyasal silah tesisini ele geçiren IŞİD in

katliam yapmasından korkuluyor. Haberi, Artık kimyasal silahları da var

başlığı altında yer alıyordu.

IŞİD i terör örgütü olarak kabul edip, böyle bir örgütün

Irak ta söz sahibi olmasına karşı çıkılmasına bir itirazım yok ama BM heyeti ve

Irak ı işgal eden ABD nin bulamadığı kimyasal silah tesislerini IŞİD in nasıl

bulduğu ve ele geçirdiğini birilerinin izah etmesi gerekmez mi Gerçekten IŞİD

böyle bir tesisi ele geçirmiş ise bu tesisi Saddam dan sonra yönetime gelen

kadroların kurmuş olması gerekmez mi Şahsen Irak yönetimin böyle bir iş

yaptığını / yapabildiğini düşünmüyorum. Ama medyaya yansıyan haberlerin

kafaları karıştırmak için belli merkezlerce üretilmekte olduğuna dikkat çekmek

istiyorum. Bu noktada, Maliki nin mezhepsel tavrı sebebiyle Irak ı terk etmek

zorunda kalan eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El-Haşimi nin şu

değerlendirmesini okuyucularımın dikkatine sunmak istiyorum:

Ülkede (Irak) IŞİD dışında bir Sünni isyanı var.

Maliki nin baskılarına dayanamayıp IŞİD e katılan kızgın gençler var. Mesele

IŞİD değil Sünnilerin isyanı .

Bu değerlendirme ne ölçüde doğrudur o ayrı bir konu. Ama

Irak ı bölen IŞİD değil ABD olmuştur. IŞİD belki bölünen Irak ta pay kapmaya

çalışıyor. Ayrıca, IŞİD Irak içinden çıkma terörist bir örgütü ise Irak ı işgal

eden ABD ve yandaşları niçin terörist sayılmadı ve terörist ilan edilmedi

Demek istediğim o ki, dünya jandarmalığına soyunmuş baş terörist ABD karşısında

teslim bayrağını çekenlerin bugün sızlanmalarının anlamı olabilir mi

Bu bakımdan Irak ta yaşananları sadece IŞİD etrafında

izan etmek olayın özünü gözden kaçırmak anlamına geliyor.