IŞİD Abede silâhlarını ele geçirmişmiş!

Abone Ol

Yalan imparatorluğunun yalanı bin para. Ucu bucu görünmez

sahtelikler dizisi. Dünya egemenliğinde varlığını bunun üzerine kurmuş ve

sürdürüyor. İşi gücü dünyayı karıştırmak insan öldürtmek ve öldürmek olan bir

güç. Bundan elbette ki en çok etkilenen Müslümanlar. Müslümanların varlığı

tedirgin ediyor. Denetlenmesi zor bir millet. Tek seçenek Müslümanların etkisizleştirilmesi.

Öncelikle kölelik ruhunun etkin kılınması ve en iyi seçenek. Çünkü sonuçta

insan gücüne de gereksinim var. Belli bir toplumu veya milleti ancak

bulundukları yerden kendilerine sadakati olanlar il rahatlıkla yönetilebilir.

Bunda başarılı olunmaz ise o zaman daha yıldırıcı yöntemlere başvurmak.

Irak işgalinden beni Müslümanları uçlara zorlamak.

Kışkırtıcılığı gerektirecek ne kadar unsur var ise onları palazlandırmak. Ya da

Filistin örneğinde olduğu gibi dört bir yandan kuşatmak, onları etkisizleştirmek,

açlığa, yokluğa çaresizliğe zorlamak. Bu da o bölgenin insanlarının direncini

arttırıyor. Ya özgürlük ya ölüm seçeneklerinden birini tercih etmek zorunda

kalınıyor. Filistinlilerin onurlu direnişlerinin en önemli özelliği bu.

Avrupa da veya dünyanın birçok yerinde aşağılanan,

dışlanan ve ötekileştirilen Müslümanlar kendilerine reva görülenlere karşı

içten içe kinleniyor ve öfke biriktiriyorlar. Emperyalizm bunu fırsat biliyor

bu azınlıkları örgütleme işini de üstleniyor.

Suriye olayından beri bunu açıkça görüyoruz. Onlarca

muhalif grup bir araya geldi, silâhlandıcihad bilinciyle bir araya geldi.

Toplama olan bu kitleler birkaç on yüz kişilik bu gruplar örgütlendi. Askeri

eğitimleri olmayan ancak kısa zaman içinde kendilerini cephede bulan bu insanlar

maddi imkânlardan da yoksunlarken dünyanın en tehlikeli topluluklarına

dönüşebiliyorlar, en modern silahlara sahip olabiliyorlar. Bunlar o kadar

güçleniyorlar ki(!) Abede nin en güçlü silahlarına sahip olabiliyorlar. Milyar

dolarlık birikim edinebiliyorlar. Sonra da önü alınamaz güç olarak bir bölgeyi

kasıp kavuruyorlar. En acımasız yöntemlere başvurarak bir sinema filmi

örneğinde olduğu gibi kurguya benzer sahnelere tanık olunabiliyor. O kadar ki

bir Abede F 16 uçağının nereden kalktığı, havalandığı bilinmezliğinde oralarda

turluyor sonra bir isabet alarak Türkiye Hava Kuvvetleri uçakları eşliğinde ve

kontrolünde bir askeri hava alanımıza iniyor onarılıyor ve sonra bilinmez bir

yöne doğru gidiyor ortalıktan kayboluyor. Bunlara epey bir zamandır alışığız.

Zaten topraklarımız ne yazık öteden beri yolgeçen hanı. İsrail uçaklarının

Suriye deki kimi tesisleri bombaladığından beri.

IŞİD in bu kadar modern ve milyar dolarlık silahlara ve

teknolojik birikime sahip olması elbette ki düşündürücü. Bunda hayıflanılacak

bir durum yok aslında. Biz neyin ne olduğunu biliyoruz. Ama dünya insanlığı

veya Müslümanlar bunu yeterince biliyorlar mı Medya ve reklâm gücü her şeyi

örtbas etmeye fazlasıyla yetiyor. İnsanlar öylesine kapılıyorlar ve inanıyorlar

ki bunun önüne geçilmesi oldukça zor görünüyor. Büyük dalga her türlü

olumluluğu silip süpürüyor.

Müslümanların dünya kamuoyunda bu kadar vahşi, acımasız

kan içici olduklarını gösteren sahnelerin hazırlayıcıları ve onlara alet

olanları, besleyicileri anlatmada güçlük çekiliyor. Çünkü sahih, iyi ve güzel

olanın görünmesinden elbette ki rahatsız olunuyor.

İnsanlığı kuşatan, sarıp sarmalayan yüce İslâm

düşüncesinin, İslâm milletinin ve ümmetinin görünümü emperyalizm açısından

rahatsız edici. Ne yapıp edip onu kötü role soyundurmak.

IŞİD in gösterimli infazları kan dondurucu, tüyler

ürpertici. Bu eylemde bulunanların bilinç ötesi güdülmüşlüklerinin izahı olamaz

elbette. Onları besleyen kukla sermaye güçleri salt kendi konumlarını

düşünüyorlar. İnsanlık ve hatta Müslümanlar onların umurunda bile değil.

Ne yazık ki Türkiye Abede emperyal gücünün dairesi içinde

ve kendini kurtaramıyor. Tam bir sarmalın içinde. Oyun içindeki bu oyunun küçük

ve etkisiz bir parçası konumunda. İtiraz ve direnme hakkı bile yok. Her yönüyle

kuşatılmış eli kolu bağlanmış esir konumunda.