İşi ehline vermeli

Abone Ol

Düşmana akıl danışmak, şeytana yol sormak gibi bir şey. Cahilden bilgi almaya çalışmak körden renkleri sormak gibi bir şey. "Altının ayarını sarraf bilir" demişler. Altının ayarı, tezek satıcısından sorulmaz. Nahl suresine isim olan arılar, bal alacak çiçeği bilirken, insan oğlu insanın, ilim alacak yeri bilmemesi ve işi ehline sormaması kendi işini zorlaştırır. Bal yapması için kovanlarda arı yerine sinek beslemiyoruz. Hastamızı doktor yerine kasaba götürmüyoruz.

Aynı şekilde Kur an ile ilgili bilgi almak gerektiğinde Kur an ı en iyi bilenlere sormamız emredilmekte.: "Eğer bilmiyorsanız zikir (Kur an) ehline sorunuz." (Nahl 43 )

Ayette "zikir ehli" denmesi, işin ehli olmayanlar tarafından istismar edilmiş ve "Kim daha çok Allah ı zikrederse bilmediklerinizi ona sorun" diye yanlış mana verilmiş ve bu yanlış verilen manayı destekleyecek hikayeler uydurulmuş.

Halbuki aynı ayetin ardından gelen ayette "Zikir" den kastın Kur an olduğunu "Onlara ne indirildiğini insanlara açıklayasın diye sana da zikri indirdik. Ta ki iyice düşünsünler" (Nahl 44) Sevgili peygamberimiz sözleri ve davranışları ile Kur an-ı Kerim i bize açıklayıvermiş.

Kur an ı yine Kur an açıklar.(Hud 1) Aklımızın, ilmimizin, fikrimizin erişemediği yerlerde "Benim aklıma sığmıyor, öyle ise doğru değildir" diyerek inkâr kolaylığına giderek zorlaştırmak yerine aklını, ilmini ve fikrini geliştirme tarafına gitse ve Kur an ın: "Eğer bilmiyorsanız zikir (Kur an) ehline sorunuz." (Nahl 43, Enbiya 7) ayetine göre hareket etse daha iyi olurdu. Mevlâna bakınız ne diyor:

Kur an ın manasını, yine Kur an dan sor. Veya Kur an a aşık olandan sor.

Ki O, Kur an a  candan Kurban olmuş, ruhu Kur an ın kendisi kesilmiştir.

Gülde yağ tamamen mahvolsa, ister onu gül, ister yağ diye kokla. (5/3137-3139)

Sarımsak yiyenin ağzı koktuğu gibi, uyuşturucu, kullananın tenini ve huyunu kötü yönde etkilediği gibi okuduklarımız bizi daha çok etkiler. Çünkü yediklerimiz vücudumuz tarafından dışarı atılıncaya kadar bizi etkiler. Okuduklarımız ölünceye kadar etkilediği gibi öldükten sonraki ahiret hayatımızı da etkiler.

Rabbimiz Nisa suresinin  58 nci ayetinde "Allah size  emanetleri ehline  vermenizi, hükmettiğiniz zaman adaletle  hükmetmenizi emreder" buyurmuş. Yani her işi ehline vermemiz emrediliyor.

Günümüzde her konuda uzmanlığa önem veriliyor da siyasetle, dini konularda uzmanlığa hiç önem verilmiyor. Bu iki konuda herkes okumadan alim kesiliyor ve "Bana göre"lerle kişiler kendi işlerini zorlaştırıyor.

Hatta bu zorlaştırma işlemi sisteme bağlanmış durumda. Birkaç kişinin hayatından sorumlu olan şoförden, pilottan, kaptandan ehliyet sorulur da milyonlarca insanın hayatından ve geleceğinden sorumlu olan yöneticilerden ehliyet sorulmaz. Nisa suresinin  58 nci ayeti olan "Allah size  emanetleri ehline  vermenizi, hükmettiğiniz zaman adaletle  hükmetmenizi emreder"

Bir okula öğretmen olacak bilgisi olmayanlar, bir bakkal dükkanını yönetecek kapasitesi olmayanlar, bir otomobili sürecek bedeni mahareti olmayanlar, ülkenin başkentini haritada gösteremeyecek durumda olanlar, parmak sayısının gücüyle ülkeler yönetebilirler. Biz işi daima ehline verelim yoksa şairin dediği gibi:

"Çok tel kırılır sîne-i Kanun-ı cihanda

 Nâ ehline mızrab-ı tasarruf verilirse"