İşgale Karşı Nükleer

Abone Ol

“İran nükleer silaha sahip olmayacak.” Dünyada herhangi bir devlet için bu cümleyi kurma yetkisini bu cümleyi kuranlar nereden alıyor? Cümle şöyle olsa nasıl olur; “ABD nükleer silaha sahip olmayacak.” Bir devletin hangi silahlara sahip olacağını başka bir devlet karar veremez, böyle bir karar verme yetkisi de yok. Uluslararası hukukta böyle bir yetki tanımlaması ve herhangi bir devlet başkanına böyle bir yetki verildiği yer almıyor. Bağımsız egemen bir devlete başka bir devlet “senin nükleer silahın olmamalı” diyemez. Bunu demesi için -diyemez de- önce kendisinin nükleer silahı olmamalıdır. ABD’nin nükleer silahları var ama İran’ın olmamalı. Nedenmiş o! Senin varsa onun da olur, olmalıdır. Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması diye ABD’nin bir yerlerinden uydurduğu hukuk, dünyanın patronluğuna soyunmadan başka bir şey değil. Güçlü devletler nükleer silah üretir güçsüz devletler nükleer silah sahibi olamaz mantığını hukuk diye dünyaya dayatmışlar. Eğer güçlü devletlerin nükleer silahı varsa güçsüz devletlerin de olmalıdır. Hatta güzsüz devletlerin daha fazla nükleer silahı olmalı. ABD emperyalizmine karşı her ülke nükleer silah üretmeli. BM’de veto hakkı olan beş daimi kurucu üye devletlerde nükleer silah olduğuna göre diğer BM üyesi bütün devletlerin nükleer silahı olmalıdır. Nükleer silah sahibi olmak iyi bir caydırıcılıktır. İran’ın nükleer silahı olmasa ABD “anlaşmaya” oturmazdı. ABD kendisinin caydırıcı nükleer silahlara sahip olduğunu açıkça söylüyor. Peki, İran ya da o ayarda başka bir ülke özellikle de İslam ülkeleri neden açıkça nükleer silahı olduğunu söyleyemiyor. Bu, politik korkaklıktır. Anlaşmaymış falanmış filanmış. ABD hangi anlaşmaya uyuyor da siz o anlaşmaya uymaya çalışıyorsunuz ki! İslam ülkeleri hiç uymamalı. ABD caydırıcı nükleer silahları olduğunu her fırsatta açıklıyor. Göz korkutmak için yapıyor bunu çoğunlukla. Varsa kullan ulan diyen bir devlet başkanı çıkmayınca dünyanın patronu sanıyor kendini. ABD’yi güç olarak kabul etmemek yenilmemenin ilk şartıdır. Nükleer silah konusunu neden açtık?

ABD İran’dan alacağını aldıktan sonra sıradaki ülke işgaline sıra gelecek. İşgal edilecek sıradaki ülke Türkiye’dir. ABD bir bahaneyle ülkemizi işgal edecek. Öyle bir bahane uyduracak ki belki Türkiye’de düşüncesiz bazı kesimler ABD’yi haklı bile bulacaklardır. Irak işgalindeki “kimyasal silah var” yalanı ya da “demokrasi getireceğiz” yalanı gibi. ABD işgal etmek istediği her ülkeyi işgal ediyor. İşgal gerekçesi bulmada da zorlanmıyor. Her türlü yalanı sahtekârlığı işgal gerekçesi yapıyor. Gözünün üstünde kaşın var diyerek bile ülkeleri işgal ediyor. ABD işgaline karşı koymak için ne lazımdır? Türkiye daha topraklarına ABD bombası düşmeden gerekeni yapmalı. Bomba düşmesini beklememeli. Kavgada ilk yumruk atan kazanır. Yumruğu vuracak tabi, boşa sallamayacak. Devletlerin savaşında da böyledir, genelde yumruğu ilk atan kazanır. Devlet başkanı her ne pahasına olursa olsun korunmalı. Savaşta devlet başkanı devletin ve milletin kendisidir. Devlet başkanını kaybeden bir devlet savaşta kazansa da tam kazanmış olmaz. Şah düşerse çünkü mat olur. Her savaş bir satrançtır. Devlet başkanını ve komutanları korumak her devlet için birinci vazifedir. Türkiye, hava savunma sitemlerini güçlendirmeli. Uzun menzilli füzeler üretmeli. Türkiye nükleer silah üretmelidir. Nükleer silah şart. Nükleer silah olmazsa ABD işgaline karşı konulamaz. İşgale karşı koymak için nükleer silah üretmelidir. Türkiye nükleer silah üretmeli ve bunu da açıkça açıklamalıdır. Ülkeye saldırı ihtimalinde en önemli caydırıcı olur nükleer silah. Türkiye daha ileri gidip nükleer silahtan daha öldürücü güce sahip bir silah icat etmeli. Yapamaz mı ülkemiz, ülkemizde kafası çalışan çok insan var. Ülkeyi yönetenler bunu düşünmeli. İşgal edilmeden Türkiye işgale karşı koymalı, caydırıcı gücüyle. Nükleer silahlara dair anlaşmaların/kanunların hiçbiri nükleer silahlara dair değildir. Güçsüz devletlerin güçlü devletlere “tamam abi” deme hukukudur, hukuk değil yani.

Türkiye, nükleer silahlara sahip olmalıdır!