İşgalcinin Türkiye’de İşi Ne?

Abone Ol

Bismillâhirrahmanirrahîm;

BU ne bitmez çiledir Yarabbi! İngiltere’nin 1917’de Filistin’i işgalinin üzerinden 126 yıl; İsrail’in 1948’de bölgeye yerleştirilmesinin ardından 75 sene geçti. Siyonist plan durmadan işliyor. İşgal sürüyor. Topraklarını savunmak adına bu kadar uzun süre direnen başka bir toplum var mıdır dersiniz?

Filistin halkı imrenilecek destanlık bir mücadele veriyor. Hem Kudüs ve Mescid-i Aksa gibi Müslümanların kutsal mekânlarını koruyorlar; hem de vatan toprağına sahip çıkmanın ne anlama geldiğini gösteriyorlar.

İslâm âlemi bu kadar büyük zillet ve şuursuzluğu nasıl kaldırır? Kutsal mekânlara, evlere yapılan saldırılar hız kesmeden sürüyor. Olay soykırım noktasına ulaştı. Zulüm, saldırı ve baskınların arttığı bir atmosferde; ne yaptığını bilmeyen İslâm dünyasındaki işbirlikçi bazı yöneticiler, İsrail’le normalleşme çalışması yapıyorlar. Bunlar hiç utanmıyor mu? 1947’den beri Filistin’de 1 milyondan fazla insan tutuklandı. Niceleri esir kamplarında ömür çürütüyor; işkence ve tıbbi ihmalden ölen nice kardeşimiz var.

Hayret ki, ne hayret! Bütün bunlar sürerken, Hükümet işgalci başı, katil Netanyahu’yu Türkiye’ye çağırıyor. İşgalcinin Türkiye’de işi ne? ABD, Filistin topraklarındaki doğal gazı, Türkiye üzerinden Batı’ya transfer etmeye çalışıyor. Bu hain görev bölge ülkesi (!) sıfatıyla İsrail’e verildi.

Sinsi planın temeli, 2016’da, dönemin enerji bakanı Berat Albayrak ve İşgalci rejimin Enerji Bakanı Yuval Steinitz arasında imzalanan anlaşmayla atıldı. Netanyahu’nun Türkiye’ye çağrılması bu hain planın uygulanmasıdır.

İŞGALCİYE DİRENİN

DAHA önce Herzog’u Türkiye’ye çağıran hükümet, o ziyarette işgalcinin geçeceği yerlere kırmızı halılar sermiş; şanlı bayrağımızla İsrail’inkini atlarımız üzerinde yan yana taşıtmıştı. Uygulamalar, hükümetin dış politikada İsrailci durumuna geldiğini gösteriyor. Türkiye halkı ve sorumluluk mevkiinde olanlar bu tehlikeli gidişata ilgisiz kalmamalıdır.

Saadet Partisi ve AGD’nin Filistin davasına sonuna kadar sahip çıktığını ve İsrail yanlısı politikalara her fırsatta tepki gösterdiğini biliyoruz. 2021 Haziran’ında İsrail’in camide namaz kılanlara saldırısı karşısında Türkiye ve İslâm âlemi ayağa kalktı. Saadet Partisi olayın hemen arkasından “Filistin gündemi”yle “Başkanlık Divanı”nı topladı. Genel Başkan Karamollaoğlu, şu açıklamayı yaptı:

“Gün İsrail’in tepesine balyoz gibi inme günüdür. İsrail’le normalleşmeden vazgeçilmeli; siyasi partilerin tamamının katılacağı bir toplantı yapılmalıdır.”

Son Cenin kampına yapılan saldırılar sonrası, “Hak-İş Konfederasyonu Kudüs Komitesi” tarafından, Kayseri’de “Kudüs için ayaktayız; Kudüs için buradayız” temalı büyük bir toplantı yaptı. Programda konuşan Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Aslan, “İslâm dünyasına çağrı yapıyoruz. Gözlerinizi, kulaklarınızı Filistin’e yöneltin” diyerek Filistinli kardeşlerimize karşı sorumluluğumuzu şöyle anlattı:

“Filistin 1 asırdır onur mücadelesi veriyor. Karşılığında çok ağır bir fatura ödüyorlar. Filistin konusunda tarihi bir sorumluluğumuz var. Sorumluluğumuzu unutmayacağız; unutturmayacağız.” (21.7.2023)

Bu şuur ve kararlılık Filistin toprakları, Kudüs ve Mescid-i Aksa özgürleşene kadar sürdürülmelidir. Dünyanın huzur ve barışı buna bağlıdır.

ÖZGÜR FİLİSTİN İÇİN

TÜRKİYE başta olmak üzere, İslâm âlemi çok çetin bir sınavdan geçmektedir. Karşımızda 106 senedir işgal, zulüm, saldırı ve baskınlarla anılan bir İslâm coğrafyası var. 1 asırdır bu topraklar yangın yerine döndü. Bu kadar uzun süre zulüm ve haksızlığa direnen kararlı bir Filistin halkı var. İşgale direndiler; haksızlığa boyun eğmediler. Yüz binlerce insan ateşler içinde yanarken, siz Müslümanlar, onların kardeşleri, hangi mantıkla olayları tribünden seyredebiliyorsunuz? Nerede insanlığımız?

Filistin’e karşı görevlerimizi yapmadığımız gibi, Filistin doğal gazının Batı ülkelerine transferi için İsrail’in taşeronluğuna soyunuyoruz, öyle mi? Hayır, hayır, binlerce kere hayır! Netenyahu Türkiye’ye gelmemelidir. Türkiye İsrail’in taşeronu olamaz. Bunu yapmak Filistin, Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya karşı en büyük ihanettir. Zulme ortak olmaktır. ABD ve İsrail’in yanında yer alarak İslâm âlemine hizmet edilmez. Savaş ve insanlık suçu işleyen İsrail, uluslararası mahkemelerde yargılanmalıdır.

Hani, AKP kazanınca Filistin kazanacaktı? Erdoğan BOP Eşbaşkanlığı’nı yapıyor. İsrail’le normalleşti. BOP’u yok edecek yöntem, 2 milyarlık İslâm âleminin birlik oluşturmasından geçer. İsrail’in savunma gücü, para birimi ve ordusu yok. İsrail’i güçlü gösteren İslâm âlemindeki işbirlikçi yöneticilerdir.

Türkiye ve İslâm dünyasındaki yeni nesiller Millî Görüş hareketini yakından tanımalıdır. Genç nesillere, İslâm Birliği ve “Yeni Bir Dünya” ufku kazandırılmalıdır. Batı’nın kuyrukçusu değil; İslâm dünyasının “lideri” olmalıyız.