İşgalci kardeşlere kapak gibi fotoğraf

Abone Ol

İki işgalci buluşmuşlar…

Keller sağırlar birbirini ağırlar misali…

Al takke ver külah örneğinde olduğu gibi…

İşgalcilerden küçük olanı, Netanyahu sığınaklara nasıl da koşar adım gittiğini anlatmış olmalı, ağlamaklı…

İsraillilerin 7 Ekim Aksa Tufanı’ndan sonra İsrail’den nasıl göç ettiklerini ve göç etmeye devam ettiklerini dile getirmiş olmalı, üzüntülü bir halde…

Ve bundan sonra Gazze’de Filistin’de nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini kendince açıklamış…

Kime mi? Büyük işgalci sarı kovboy Trump’a!

Trump da, daha kısa bir süre önce ağza alınmayacak derecede hakaretler ettiği, adeta yerin dibine batırdığı Netanyahu’yu teselli edercesine şu cümleleri sarf etmiş;

* "Gazze artık tamamen yerle bir olmuş devasa bir yıkım alanı. Gazze'deki Filistinlilerin başta Mısır ve Ürdün olmak üzere komşu ülkelerde inşa edilecek yeni yerleşim yerlerine gitmeleri çok daha iyi olacak!"

Sarı kovboy Trump’a sadece bir fotoğrafı hatırlatmak istiyoruz;

Ateşkes sağlandıktan hemen sora yüz binlerce Gazzelinin yıkılmış evlerine, yurtlarına, vatanlarına, ülkelerine, topraklarına nasıl döndüklerinin fotoğrafını…

Bu bir zafer fotoğrafıdır…

* Gazzeliler vatanlarını, topraklarını terk etmek isteselerdi 50 bin şehit verirler miydi?

* Gazzeliler vatanlarını, topraklarını terk etmek isteselerdi yüz binlercesi yaralanır mıydı?

* Gazzeliler vatanlarını, topraklarını terk etmek isteselerdi, taş üstünde taş kalmayan Gazze’nin bu duruma gelmesine rıza gösterirler miydi?

* Gazzeliler vatanlarını, topraklarını terk etmek isteselerdi, 20 bine yakın çocuklarını şehit verirler miydi?

İşgalci kardeşlere kapak gibi fotoğraftır bu zafer fotoğrafı!

Sarı kovboy Bay Trump bu fotoğrafı galiba henüz görmedi!

Sen vatan nedir bilir misin ey Trump!

Öğren de gel!

ŞU AYRINTI GÖZDEN KAÇMASIN!

Soykırımcı Netanyahu, önceki gün Beyaz Saray'da ağırlandı.

ABD Başkanı Trump, Netanyahu evrak imzalarken adeta hizmetkârı gibi koltuğunu düzeltti ve arkasında emir eri hazırolda gibi bekledi.

Ama bu videoda bir ayrıntı hiç konuşulmadı; Netanyahu, evrak imzalamaya hazırlanırken Beyaz Saray bürokratlarının kendisi için hazırladığı kalemi bir kenara koyarak kendi kalemiyle imza atıyor.

Eli kanlı katil Netanyahu, Trump'a ve bürokratlarına bile güvenmediğini açıkça gösteriyor...  

ABD, İSRAİL VE AVUSTRALYA İŞGAL ETTİKLERİ TOPRAKLARI TERK ETSİN!

Gazzelileri bir başka ülkeye gitmeye zorlayan ve bir İslam coğrafyasını bütünüyle işgalci İsrail’e teslim etmek isteyen ABD Başkanı Donald Trump’a şunu söyleyen çıkmayacak mı;

- “Asıl İsrail'le birlikte iki soykırımcı devlet daha, ABD ve Avustralya başka bir yere taşınsın!”

Amerikalı denilince ilk akla gelen kovboy, yani sığır çobanı!

Kovboy denilince ilk akla gelenlerden biri, kanlı bir tarih…

Kovboy denilince ilk akla gelenlerden biri, haksızlıklar, adaletsizlikler üzerine kurulan bir süper(!) güç…

Kovboy denilince ilk akla gelenlerden biri, sömürgecilik… Kızılderili katliamı…

Ve elbette işgal… Amerika’nın asıl sahiplerinin silahla, güçle, şiddetle topraklarına el konulması…

Bu soykırım sonucunda bir ırk tamamen ortadan kaldırıldı. 20 milyon civarında Kızılderili çeşitli işkencelere, tecavüzlere, hastalığa, açlığa ve sürgüne maruz bırakıldı, hunharca, vahşice katledildi.

Kızılderili Soykırımı, Amerika’nın resmî devlet politikası oldu. ABD arşivlerinde bu belgeler mevcut.

Sır değil; Amerikan resmî makamları Kızılderili kellesi başına 5 dolar ödedi! ABD’de kamuya ait binaların bodrumları, Kızılderili kafataslarıyla doldu taştı.

***

Aynı şekilde Avustralya nasıl Avustralya oldu?

Bu topraklara gelen Batılılar işe bu toprakların asıl sahipleri olan Aborijinleri katletmekle başladı…

Avustralya topraklarında tıpkı Kızılderililer gibi soykırım yaşandı!

Aborijinler, Avustralya topraklarından adeta silindi!

***

İsrail’in soykırımcı olduğu zaten belgelendi, tescillendi ve ceza konusu oldu!

Daha yakın zamanda canlı yayınlarda işgalci İsrail’in 50 binden fazla Gazzeliyi katlettiğini tüm dünya -İslam âlemi dâhil- sessizce izledi!

***

Şimdi…

ABD ve Avustralya asıl vatanları olan İngiltere’ye taşınsınlar.

İsrail’e de ağababaları bir yer bulur herhalde!

Bu harika bir fikir olur! Hem dünya barışına da hizmet eder...

Velhasıl kelam; tak sepeti koluna herkes kendi yurduna!

NE KADAR OKUYORUZ YA DA ACI BİR SORU: EN SON HANGİ KİTABI OKUDUK?

Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim… İlk inen sure Alak Suresi…

Alak Suresi’nin ilk 5 ayeti şöyle;

"Yaratan rabbinin adıyla oku! O, insanı alaktan (asılıp tutunan zigottan) yaratmıştır. Oku! Kalemle (yazmayı) öğreten, (böylece) insana bilmediğini bildiren Rabbin sonsuz kerem sahibidir.” (Alak Suresi, 1-5).

Yüce yaratan ilk buyruğunda ‘Oku’ diyor.

Peki, gerçekte okuyor muyuz? Ya da ne kadar okuyoruz?

Kitaplarla aramız nasıl?

Mesela, şu soruyu hiç kendimize sorduk mu; en son okuduğumuz kitap hangisi?

Bir arkadaşımıza, “Şu kitabı okumanı öneririm!” demeyeli, bu teklifi yapmayalı kaç yıl/lar oldu?

Sahi gerçek bir medeniyet göstergesi olan kütüphane, kaçımızın evinde var?

Olsa bile şöyle dört dörtlük olan bir kütüphane hangimizin hanelerinde mevcut?

Soruları çoğaltmak elbette mümkün!

Ancak şu bir gerçek ki hangi makamda olursak olalım, konumumuz ne olursa olsun, maddi durumumuz ne olursa olsun okumuyoruz, okumuyoruz, okumuyoruz…

Otobüslerde, metroda, metrobüste, uçakta, vapurda vb. kitap okuyanların sayısı gittikçe azalıyor.

Herkesin, hepimizin elinde birer akıllı cep telefonu…

Allah (C.C.) sonumuzu hayreylesin!

 

---