İşe Asgari Ücretle Başla, Emekli Olunca Asgari Ücreti Alama!..

Abone Ol

Ülke belirli kurallar dahilinde yönetilir, bundan taviz vermez ise sanıyorum uygulamalarda izahı güç durumlar ortaya çıkmaz. Ne var ki ülkemiz adeta bir kuralsızlıklar ülkesi haline geldi. Yönetimde bulunanların aldıkları kararlar daha uygulamaya geçmeden insanlar tarafından eleştirilmeye başlanıyor. Hemen belirteyim ki bu eleştirilerde eleştirmiş olmak için yapılan eleştiriler değil. Çünkü söz gelimi ücretlere yapılan bir zammı insanlar izah edemiyorlar. Söz gelimi ülkemizde asgari ücret 8 bin 500 lira, buna karşılık son yapılan açıklamaya göre en düşük emekli aylığı 2 bin lira artırılarak önümüzdeki günlerde 5 bin 500 liradan 7 bin 500 liraya çıkacak. Elbette ciddi bir artış söz konusu. Ancak, verilecek bu paranın yeterli olmadığının yöneticilerinde farkında olduğu kesin. Çünkü aynı iktidar sahipleri tarafından asgari ücret 8 bin 500 lira olarak belirlenmiş durumda. böyle olunca yeni işe başlayana 8 bin 500 lira  verilirken emekliler hala niçin asgari ücretin altında bir ücrete talim etmek zorunda kalıyorlar?

Hemen belirteyim ki böyle bir durum insanın akılın,  çalışanlar için yetersiz bulunun bir ücret emekler için niçin yeterli bulunur? Hemen belirteyim ki, asgari ücretin 8 bin 500 liraya çıkartılmış olmasını yeterli buluyor değilim. Çünkü her ay yapılan araştırma sonuçlarına göre çalışanlara yeterli görülen bin 500 liralık ücret iki aydan beri açlık sınırının altına düşmüş durumda. Çünkü piyasada fiyatlar firen tutmuyor, bu da dar ve sabit gelirlileri açlık sınırının altında bir gelire mecbur ediyor. Bu arada yoksulluk sınırını hiç gündeme almıyorum, çünkü yoksulluk sınırı rakamını gündeme getirmenin bir yararı yok. Kimsenin bir emekli ya da çalışanın yoksulluk sınırının üstünde bir geliri hayal etmesi bile mümkün değil. Ekonomik şartlar bunu gösteriyor.

Son iki sene içinde asgari ücret 4 defa artırıldı, ancak derde derman olmadı. Çünkü fiyat artışları engellenemediği sürece ücretlerde yapılan artışlar hep geride kalıyor, bunun da ötesinde ücretlerde yapılacak artışın fiyatlardaki artışın üzerinde olması da mümkün görünmüyor. Çünkü ücretlerdeki artış daha gerçekleşmeden piyasada fiyatlar yükselip gidiyor. Bunun yanında birde bazı kalemlerde yaşanan fiyat artışlarını karşılayacak bir artışa da ülke şartlarının elvermediği görülüyor. Bu işin artık bir mantığı da kalmadı. Söz gelimi konut bedelleri ile kira fiyatlarında yaşanan artışları karşılayacak bir ücret artışı bile mümkün görünmüyor. Bu bakımdan uygulanmakta olan ekonomi modelinin adı her ne ise toplumun refahını artıracak bir gelişme mümkün görülmüyor.

Bunun için toplum olarak elbirliği ile üretim artışına yönelmek, bunun için gerekirse bazı fedakârlıklara katlanmak gerekiyor. Yoksa emekli ve çalışanların ücretlerine yapılan zamların derde derman olması mümkün değil. 20 yıldır yapılan uygulamalarda ağırlık konut yapımına verilmiş olduğu halde ülkemizde ciddi bir konut açığı var ve yapılanlar ihtiyacı karşılamaya yetmiyor. Buna birde yabancıların konut alımına yönelmiş olmaları eklendiğinde meselenin bir izahı da kalmıyor. Geldiğimiz noktada asgari ücretle çalışan bir kişi ücretinin yarıdan fazlasını en iyimser bir yaklaşımla ev kirasına ayırmak zorunda. Elinde kalan ile rahatça geçinmesi mümkün değil. Bunun içindir ki, genellikle emekliler nerede bir ucuzluk ilan edilmişse gece yarısı o dükkânın önünde uzun kuyruklar oluşturuyorlar. Bu bakımdan emeklinin rahat nefes almasının en az alınan ücretlerin artırılması ile sağlanması mümkün görünmüyor. Alınan kararların enine boyuna araştırılarak alınmasında fayda var. Aksi halde her sene iki defa asgari ücret artışı ya da en az ücret alan emeklilerin ücretlerinin artırılması ile toplumsal refahı sağlamak mümkün görünmüyor. Bugüne kadar sürdürülen uygulamalar bunu gösteriyor.