Cumhurbaşkanı Erdoğan, Memur-Sen Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, seçimlerden sonra memura refah payı, emekli maaşlarında yeni düzenleme geleceğini söylemiş. Hemen belirteyim ki, keşke bu vaatler seçimden sonraya ertelenmese de şimdiye kadar hayata geçirilmiş olsaydı. Çünkü insan ister istemez “Seçimleri kazanacağınızın bir garantisi mi var?” diye sormadan edemiyor. Çünkü “Seçim sonrası neler yapacaksınız?” sorusuna muhalefetten gelen bu tür açıklamalar makuldür ama 20 yılı aşkın bir süreden beri tek başlarına iktidar olanların milyonlarca insanın hayatını ilgilendiren ücret artışına bir ihtiyacın olduğunu görmelerine rağmen söz konusu sıkıntıların giderilmesini seçim sonrasına bırakması ister istemez, “Bu, bir seçim rüşveti mi?” sorusunu akla getiriyor. Bu arada muhalefetin verdiği birtakım sözlere karşı, “Parayı nereden bulacaksınız?” diye soranlara insan ister istemez, “Seçimlerden önce bu müjdenizi yerine getirmiş olsaydınız daha iyi olurdu ama acaba bu vaatleri karşılayacak kasada para mı kalmadı?” diye düşünmeden edemiyor.
Kısa aralıklarla emekli ücretlerine, memur aylıklarına asgari ücrete hatırı sayılır zamlar yapılmış olmasına rağmen daha senenin ortasına gelmeden yapılan ücret artışlarının eriyip gitmesinin iktidar sahiplerini yeni müjdeler vermeye mecbur etmesi de gösteriyor ki, ülkemizde dar ve sabit gelirli milyonlarca insanımız artık orta gelir seviyesinin de altına düşerek yoksullar arasına girmiş bulunuyorlar. Kısacası çalışanlar ve emeklilerin refah seviyesini yükselterek, rahat nefes almalarını sağlamak gerekirken toplumun adeta yoksullaşmada birleştirilmesi söz konusu oluyor. Hemen belirteyim ki elbette hiçbir iktidar toplumu yoksullukta birleştirmek için çabalamaz. Çoğu zaman bu durum bilgi yetersizliğinden ortaya çıkabilir. Çünkü herkes bilir ki, toplumun iki dayanağı vardır. Bunlardan birisi sağlam bir aile yapısı, ikincisi de güçlü bir orta direk. Bu orta direği de genellikle çalışanlar oluşturur.
Artık herkes biliyor ki, toplumda aile yapısı giderek çözülüyor. Bu köşede birkaç kez dile getirdiğim gibi insanlar; özellikle de yaşlılar tek başlarına yaşıyorlar. Çünkü yıllar önce geniş aile yapısı parçalandı ve adına çekirdek aile dedikleri anne, baba ve bir ya da iki çocuktan oluşan bir aile yapısı ortaya çıktı. Ne yazık ki, çekirdek aile yapısı da giderek anlamını yitiriyor. Çünkü insanlar evlenmekten korkar hale geldiler, evlenme yaşı 30’lara dayandı. Buna karşılık bu tür ailelerde evliliklerin sona ermesi gündeme gelince ailenin çocukları ortada kalıyor. Daha sonralarda yaşlılar tek başlarına apartman dairelerinde ölümü beklemeye başlıyorlar. Böyle bir ortamda ailenin toplumu birleştiriciliğinden söz etmek mümkün olabilir mi? Sonuç olarak aile giderek yok olurken; bunun yanında bir de toplumun ikinci ayağı olan orta gelir seviyesini beceriksizlikler yüzünden ortadan kaldırdığınız zaman toplumun nasıl ayakta kalacağını düşünmek ve yalnızlaşmanın giderilmesi gerekiyor.
Bu bakımdan işçi, memur ve emeklilerin ücretlerinde artış sağlanacağını söylemenin ötesinde, bu kesimin insanca yaşayacağı refah seviyesinin yükseltilmesi şart. Bunun da ötesinde mademki Batı özentisi sonucu aileyi de temelinden sarstık, o zaman ailelerin dağılmasının ortaya çıkaracağı yeni problemlerin çözümünün geç kalmadan bulunması gerekiyor. Söz gelimi bundan sonra olsun yaşlılarımız evlerinde tek başlarına ölümü beklemekten kurtaracak önlemlerin alınması gerekiyor.