İşbirlikçiler ne Medine’nin ne de Kudüs’ün yasını tutar

Abone Ol

Hırçın ve hırsız.

Onur hırsızı, hırçın, yırtıcı, kıyıcı, yıkıcı şahıslar; içerde ve dışarıda erdemli bir tarihi şahsiyet için acımasızca hırsız diyebilmekte.

  1. Cihan Harbi, her yanda toprak kaybetmekteyiz.

Hicaz, asiler tarafından işgal edilir.

Mekke Şerifi Hüseyin, İngilizlerle anlaşıp isyan başlatıp Medine’ye saldırdığında Fahreddin Paşa komutasındaki direnişle karşılaşıp geri püskürtülür. Fahreddin Paşa 15.000 kişilik Osmanlı askeriyle, 50.000 civarındaki asileri pek çok kez yenilgiye uğratır. Ne var ki bazı yerel idarecilerin tedbirsizlikleri yüzünden Mekke, Cidde elden gider. Medine dışında bütün merkezler asilerin eline geçer. Fakat Fahreddin Paşa son derece kısıtlı imkânlarla Medine’yi 2 yıl 7 ay kahramanca müdafaa eder. İstanbul’a yapılan yardım talepleri karşılıksız kalır. Osmanlı hükümetinin Hicaz’ı kısmen boşaltma kararı üzerine Fahreddin Paşa, Hz. Peygamberin mezarındaki otuz parçadan oluşan mukaddes emaneti İstanbul’a gönderir.

Silahlar yetersiz, yiyecekler bitmiş, hava askerimizin alışık olmadığı kadar şiddetli sıcaktır.

Çok güç şartlarda Medine’yi müdafaa eden Fahreddin Paşa, emrindeki askerlerin iaşesini sağlamak için, çekirge yemekleri hazırlattırır.

Bir Cuma günü hutbeye çıktığında ağlamamak için kendisini zor tutar ve;

“Türk, Arap, Kürt, Çerkez, Arnavut ey Ümmet-i Muhammed!

Halife orduları en büyük düşmanlarıyla boğaz boğaza çarpıştığı bir sırada Şerif Hüseyin’in isyan ve düşmanlarla ittifak etmesi Halep, Kudüs, Beyrut, Basra, Bağdat gibi birçok güzel şehirlerimizin düşman eline geçmesini sağladı.

… Mısır’daki İngiliz generali Ragnel Doncet güya şahsi menfaatimi düşünürcesine hayatım hakkında teminatlar vererek gönderdiği beyanname ile beni kandırmaya çalıştı.

Ben bu tacizcilere, bu işgalcilere şu cevabı verdim: Muhammedîyim, Türk’üm ve askerim. Tefahürü/övünmeyi sevmem…

Kardeşlerim!

Sizin bana ve benim size itimadım oldukça, sabır ve sebat edip düşmana boyun eğmeyeceğiz…

Almanlar bize: Siz Medine’yi müdafaa edemezsiniz, tahliye ediniz! diye birkaç defa teklifte bulundular. Ben bu teklifleri reddettim ve bugüne kadar Hz. Peygamberin mübarek kabrini siz kahramanlarla müdafaa ettim. Bununla beraber müşkülat sona ermemiştir. Sabır ve sebat edip düşmanlarımızı itaate mecbur edeceğiz, hatta bu uğurda icap ederse hep beraber öleceğiz.”

Arapların arasında İngilizlere ve işbirlikçi Araplara karşı verdiği destansı direnişle “Çöl Kaplanı” lakabıyla anılan Fahreddin Paşa, bedeviler arasında büyük güven ve itimat kaynağı olur. Gösterdiği kuvvet ve cesaret ile bedevilerce çok sevilir. Çoğu bedevi doğan çocuklarına “Fahri” adını verirler. Nitekim onun Medine muhasara altına alındıktan sonra teslim tekliflerine karşı verdiği şu cevap tarihe not düştürecek kadar önemlidir:

“Malumunuz olsun ki, kahraman askerlerim İslâmlığın gözbebeği olan Medine’yi son fişeğine, son damla kanına, son nefesine kadar muhafaza ve müdafaaya memurdur. Bu asker Medine’nin enkazı içinde ve nihayet Ravza-i Mutahhara’nın altında kan ve ateşten örülmüş kızıl bir kefenle gömülmedikçe Medine’nin kalesinin burçlarından ve Medine-i Saadet’in minarelerinden Türk’ün bayrağı alınmayacaktır!”

Bugün İslâm coğrafyalarında yeni Fahreddin Paşa’lara ihtiyaç bulunmakta.

Dün İngilizsever Arapların torunları bugün de maalesef Müslüman’dan çok Amerikalı sevmekte. Dün Medine’yi İngiliz’e peşkeş çekenler, bugün Kudüs’ü İsrail’e verecek kadar gözleri dönmüş. Dahası kahramanlara hırsız diyecek kadar nefrette sınır tanımamaktalar.

* Nâci Kâşif Kıcıman, Medine Müdafaası, Sebil Yayınları, İstanbul 1994, s. 344- 348.

* Süleyman Yatak, “Fahreddin Paşa”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. XII, İstanbul 1995, s. 87- 89.

** Nâci Kâşif Kıcıman, Medine Müdafaası- Hicaz Bizden Nasıl Ayrıldı?, İstanbul 1994, 180- 182.