Bugün dünyada karşılaşılan tutarsızlıklar, milletlerin dünya görüşü ve değer ölçülerine ters düşen ilkelerin zorla empoze edilmesinden kaynaklanmaktadır. Yaşanan salgın süreci, dünyadaki olayların arka planını deşifre etmiştir. Küresel güçlerin kendi ve komşu halklarına bile fayda vermediği görülmüştür. Şimdi geleceğine yön vermek isteyen herkes, özgün çalışmalara kapı aramalıdır. Özgünlüğü ise üretken çalışmalarla, insanları hem maddi hem de manevi açıdan geliştirecek adımlar renklendirecektir.
GÖRÜYORUM:
“Her şeyin başı niyettir!”
Her milletin kendi düşünce ve görüşüne göre ülkesini yönetmesi ve sorunlarını çözmesi doğaldır ve gereklidir. Bu açıdan ilim evrenseldir ancak çözümler yerel ve milli olmalıdır. Gelişmeleri takip ederek sorunları milletinin dünya görüşünü esas alarak çözmek en temel meseledir. İhtiyacımız olan tek şey niyet ve bu uğurda gayrettir.
Milletin makûs talihini değiştirilebileceğine inanan insanlar, milletin dünya görüşü ve değer ölçülerine sahip çıkacak bir duruş gerçekleştirmenin arifesindedir. Bu duruş, milletin bir araya gelerek inandığı ve tecrübe ettiği ilkeleri esas almasıyla şekillenecektir. Bu soylu eylemi gerçekleştirenler hem kendi tarihlerine hem de dünya tarihine yön vereceklerdir. Bu niyet, dünyanın medeniyet seyrini bilen ve geldiği noktanın önemini kavrayan kadrolarla zihniyete dönüşecektir.
ÖNGÖRÜYORUM:
“Yönetim, idealin yansımasıdır!”
Her Ramazan hatmettiğimiz, “bir millet kendisini değiştirmedikçe…” düsturu önümüzdedir. Zihniyet değişikliği için önce temel bir yaklaşım oluşturarak işe başlamalıyız. Çünkü ülkemizin önündeki tehlikeler ve dünyanın karşı karşıya bulunduğu riskler artmaktadır. Güncel yanılgıya kapılmadan çözüm önerilerimizi tek tek, madde madde örtüştürmeliyiz. Uzmanı olduğumuz konuda tespit, teşhis ve tedavi önerilerimizi önce niyete, sonra zihniyete dönüştürmeliyiz.
Temel yaklaşımda buluştuktan sonra düzeltilecek tek şey, yönetim anlayışımız olacaktır. Çünkü yönetim, ideallerin bir yansımasıdır. İdeallerin buluşması için, kurtuluş mücadelesinin yüzüncü yılında yeniden tarihe bakma ve inancımıza sarılmak yeterlidir. Özellikle bu Ramazan eksikliğini hissettiğimiz nimetlerin yeniden bizlere lütfedilmesi için, azmi elden bırakmadan çalışmaktan başka çaremiz yok! Bilgimizi niyete, birikimimizi zihniyete ve fedakârlığımızı gayrete çevirerek insanlığa bir işaret verelim. Anlayan için tek işaret yeter!