İş işten geçmeden

Abone Ol

ŞİMDİ, iktidar yanlısı medya ciyak ciyak bağırıyor;

işlerin yolunda olmadığını, bir şeylerin ters gittiğini fark etmiş olmalılar.

Özellikle şu konularda dert yanıyorlar:

- Müttefik ülkelerin Türkiye yi kuşatmasından söz

ediyorlar.

- Bazı dost ve kardeş ülkelerin hasmane tutumlarından

yakınıyorlar.

- Muhataplarının çözüm sürecine ihanet ettiğini ifade

ediyorlar.

- Eski partnerlerinin HDP ye destek verdiğini ve PKK ile

iş tuttuğunu söylüyorlar.

(...)

Öncelikle şu tespiti yapalım: Bu duruma gelinmesi AK

Parti nin kendi siyasi tercihlerinin sonucudur. Dilerseniz, ele alınan

başlıklarla alakalı biz de birer cümle ile hatırlatmada bulunalım:

- Siz, müttefik zannettiğiniz Batılıları yeni mi

tanıyorsunuz

- Sıfır sorun diye yola çıkılmıştı. Sonuç: Sıfır dost.

- Çözüm ancak İslam kardeşliğindedir. Size dayatılanlar

safsata.

- Baba ocağından ayrılıp bu ekibin kucağına atlarken hiç

düşünmediniz mi

Hocamız defaatle uyardı, dinlemediler. Kaşınız, gözünüz

yarılmadan gelin dedi, kulak ardı ettiler. Kendilerine ne söylenmedi ki,

hangisini hatırlatalım. Ayrıca, fayda verir mi, emin değilim.

Her şeye rağmen, biz, bir kez daha çağrıda bulunalım:

Gittiğiniz yol yanlış! Geri dönün! Bu cadde çıkmaz

sokak .

Hem, adama sormazlar mı, ülke tehlikeli oyunların içine

çekilirken iktidarda bulunanlar ne iş yapıyordu Bu iş çocuk oyuncağı mı Duble

yollar yapılınca bütün mesele halloluyor mu sandınız Devlet yönetmek ciddiyet

ister, birikim ister, tecrübe ister. Popülizm başka, devlet idare etmek başka

bir şeydir.

Yola çıkarken ağızlarından düşürmedikleri, öne

çıkardıkları hususiyetlere bakınca ne kadar sığ bir düşünceyle işe başladıkları

daha iyi anlaşılacaktır. O günlerde ne diyorlardı, hatırlayalım: Gençlik,

yenilik, değişim. Tamamı popülizm. Hepsi geçici ve boş sözler.

Şimdi bu özellikleri kaldı mı

Hayır.

O vakitler gençtiler, şimdi yaşlandılar.

O zamanlar yenilikçi idiler, şimdi eskidiler.

O dönemde değişim istiyorlardı, şimdi değişime

direniyorlar.

Hiçbir ciddi meseleyi ele alıp, kendi çözümlerinin ne

olması gerektiğine kafa yormadılar. Dış politikayı AB ve ABD ye bıraktılar,

bürokrasiyi, şimdi kavgaya tutuştukları ekibe tevdi ettiler...

Her şeye rağmen geç de olsa yanlışı fark etmek

anlamlıdır, ama yetmez. Bu gidişle ancak küresel sisteme vagon olunur, daha

ilerisi olmaz. Muhteşem maziye sahip çıkmak ve yeniden medeniyet kurma gibi

ulvi hedeflere yönelmek ancak Milli Görüş le mümkün olabilir. Bunları istermiş

gibi yapmakla uygulama safhasına geçmek ayrı şeylerdir. Sadece dövünmek ise,

ancak acizlerin ve çaresizlerin başvuracağı bir durumdur.

Şu sıralar ağızlarından düşürmedikleri, Merhum Başbakan

Erbakan dikkate alınacaksa, onun uygulamaları ortada. O, her zaman orta yolu

takip ederdi. Mesela: Mısır daki Müslüman Kardeşler le iş birliği yaptığı gibi,

diktatör Hüsnü Mübarek le de irtibatı koparmazdı. Dünya Müslümanlarının

geleceğini İhvanla konuşurdu, ama, D8 leri kurarken Mübarek i işin içine dâhil

ederdi. Kürt kardeşlerimize bakışı da öyle; asla rejimin refleksleriyle hareket

etmedi. Küresel sistemle hiçbir zaman iş tutmadı. O, her zaman haktan, hukuktan

ve mazlumdan yana oldu.

İş işten geçmeden yapılması gerekenleri yapmak için,

yeniden besmele çekmek ve yeniden yola koyulmak lazım. Bu da; ancak, Yeniden

Milli Görüş çıkışıyla mümkün olur.