İş dünyası atakta iç dünyası batakta

Abone Ol

Bir ekonominin istikrardan daha çok ihtiyaç duyduğu şey, herkesin hakkını aldığı bir ortam sağlamasıdır. Bu ortam sağlandığında fiyat istikrarı da, büyüme hedefleri de tutturulur. Ekonomik başarıyı sadece para akışına bağlayan bir anlayışın, herkesin hakkını almasını başarması ise mümkün değildir. Bugün “halkın sevdiği yatırımların araştırılacak” olması, iş dünyasının iç dünyasını ele vermektedir. Medya iş dünyasını atakta gösterse de, iç dünyasının batakta olduğunu gizleyemiyor.

Özel sektör yatırımlarında görülen azalma durdurulamıyor, kredi borcu ve kur zararı sürekli artıyor ve sonuçta iş dünyasının hayat kalitesi düşüyor, işine koşarak gidenlerin sayısı azalıyor. Ne “cazibe merkezleri”, ne de “üretim reform paketleri” gerçekleri örtmeye yetmiyor. Bugüne kadar işler yolundaymış gibi yapanlar, şimdi “karekod” uygulamalarıyla, karşılıksız çek ve senet artışıyla deşifre olmaya başladı. İşimizin bozulması, içimizin bozulmasıyla birebir örtüşmektedir ve içimizden bir ses; “bu böyle gitmez” demektedir.
Her 100 dolarlık üretim için 43 dolarlık ithalat yapmak zorunda olan bir imalat sanayi, döviz kuruna bakarak nasıl yatırım yapsın? Sanayiye direnç katmayan teşvik sistemi, nasıl katma değer üretsin? Her 100 fabrikasından 25’i kapalı olan bir ekonomi istihdam payını nasıl yükseltsin? Son 15 yılda imalat sanayinde üretilen mal ve hizmetten daha fazlasının dışarıdan ithal eden bir anlayış, iç borçlanma faizinde dünyada 2., dış ticaret açığında 4. sırada olmaktan nasıl kurtulsun? Kısacası milli gelirinden daha fazla faiz ödeyen

Bir ekonomi, nasıl huzur versin?

İş dünyasında “normalleşme”, sadece hedef göstermekle sağlanamaz. Öncelikle üretimi adeta cezalandıran uygulamalar kaldırılmalıdır. İthal edeni destekleyen, üreteni cezalandıran üretim ve pazarlama politikası değiştirilmelidir. Ekonomiye yön vermesi gerekenler, “bankaları kredi vermeye davet” etmeyi, “orta vadeli plan” açıklamayı bırakmalı, sanayicinin önünü daha net görebilmesi açısından, yatırıma, üretime, ihracata harcanacak payı artırmalıdır. Türkiye ’nin gücünü artıracak faizsiz ve üretim ortaklığını destekleyen yeni uygulamalarla, genç nüfusun ekonomi için fırsata dönüşmesi sağlanmalıdır. Bugünün fırsatlarını ucuz harcayanlar, yarının risklerini pahalı ödeyecektir.