İrfan herkese lazım

Abone Ol

Allah, insana iki kulak bir dil vermiş. İki kere dinlemeli, uzunca düşünmeli ve bir defada konuşmalı.

Konuşulan her kelimenin ve harfin ağırlıkları iyice tartılmalı ve ona göre konuşmalı. Kelimeler kurşun gibidir.  İsabetli atılmazsa sekme yapar ve sahibine döner.

Veya kelimeler karşıdaki insanın gönlündeki kelimeleri harekete geçirir ve o güne kadar hiç aklından geçmeyen cümlelerle geriye dönebilir.

Konuşma hatalarının çoğunluğu karşısındakileri hafife almaktan kaynaklanır.

Ağızdan çıkan sigara dumanı havada kaybolsa da yok olmadığı gibi ağızdan çıkan bir sözü veya yazılan bir cümleyi biz unutsak bile yıllar sonra karşımıza bir gül gibi veya bir diken gibi çıkabilir.

Delilerin tedavi edildiği hastaneyi ziyaret eden yetkili, başhekimi eczahanede bulur. Sohbet ederken: "Günah hastalığına da bir ilacınız var mı " diye sorar.

Başhekim "Efendim biz doktoruz. O işten anlamayız" der ama doktora yardım için orada bulunan bir deli:

"Tevbe kökünü istiğfar yaprağıyla karıştıracaksın. Tevhit tokmağıyla döveceksin. İnsaf eleğinden eleyip, gözyaşıyla yoğurup, aşk ateşinde pişirdikten sonra kanaat kaşığıyla yiyeceksin" demiş.

Yetkili hemen  kalemi almış ve:

"Ehli irfanım deyu kimseyi ta n  etme sen

Defteri divana sığmaz söz gelir divaneden"  

Yani:  Ben kültürlüyüm, zenginim, bakanım diye kimseyi hafife alma, hakaret etme. Deli zannettiğin, hafife aldığın insan öyle bir söz eder ki açıklaması en büyük defterlere sığmaz" deyivermiş.

"Okuma yazma oranımız yüzde doksana vardı" diye hava atmak boş şey. 29 harfi birbirine çatmak iş değil.

Deliye, doktora ve bakana aynı irfanı, havanın hepsine aynı vardığı gibi vardırmak.

Kırım dan gelenlerin şikâyetini dinleyen Fatih Sultan Mehmet, vezirine dönerek: "Görüyorsun bir vezir, ülkeyi nasıl rezil ediyor" deyince vezir: "O ülkeyi rezil eden vezir değil, o rezili vezir yapan padişah" deyivermiş.

Parası çok aklı az bir zengin nam olsun diye ünlü şairleri sarayına çağırmış, yedirmiş, içirmiş, şiirler okunmuş. Ev sahibi, kendisini, ailesini ve köyünü aşırı övmüş "Bizim köyden bir insan öldüğünde kabrinden güller biter" demiş. İyice daralan şairlerden biri  "Sizin köyün tamamı ölünce dünya gülistan olur" deyince az akıllı bu sözden pek memnun olmuş.

"Bıçak yarası geçer dil yarası geçmez." Atasözümüz vardır. Onun içindir ki sevgili Peygamberimiz,  O Mekke nin, zalim, katil, putperest, yöneticilerinin şahsiyetini rencide eden tek kelime kullanmamıştır.

O yalnız müşriklerin, inkârlarının, yollarının yanlışlığını söylemiştir.

"İyilikle kötülük denk değildir. Kötülüğü en güzel olanla gider. O zaman birde bakmışsın ki seninle arasında düşmanlık olan kişi sanki sıcacık bir dost oluvermiş." (K.Kerim  Fussilet 34)  

Bu ayetin tefsirini "Şifa tefsiri" (7/24) inden bir okuyuverin.