Iraktaki Haçlı işgali

Abone Ol

Başlangıçta ABDnin Iraka müdahalesine çeşitli gerekçelerle destek verenler artık desteğini çekmiş görünüyor. Hatta, öylesine çektiler ki, Iraktaki işgal olayını "Haçlı ittifakı" olarak nitelendirmeye başladılar. ABDnin Iraka demokrasi ve özgürlük getireceğini savunanlar, bu gerekçelerle Irakın günlerce havadan bombalanmasına, ardından işgal ve eski yöneticilerin -geçmişte Haçlılarla ittifak halinde olanlar hariç- yakalanıp yargılanmalarına kadar tüm gelişmelere destek verenler bugün tam bir şaşkınlık içinde bulunuyorlar... Bu şaşkınlıkları ABDnin işbirlikçilerini asmayacağına inandıklarından mıdır belli değil ama belliki şoktalar.

Elbette idam edilen bir devlet başkanı  ne kadar suçlu olursa olsun uzun yıllar yönettiği bir ülkede sevmeyenleri kadar sevenlerinin de olması doğaldır. Bu tesbit Irak ve Saddam Hüseyin için de geçerlidir.

Bu bakımdan demokrasi ve özgürlük adına işgal edilen Irakta bugüne kadar yaşananlar dünün destekçilerini ABDye karşı konuma getirmiştir. Çünkü, Iraka demokrasi ve özgürlük adına hiçbir şey gelmediği gibi kan ve göz yaşı hakim olmuştur. İşgalin başından bu yana Irakta 700 bin kişinin öldüğü belirtiliyor. Bunun demokrasi ve özgürlük getirmekle izahı mümkün olabilir mi Hatta halkın bir bölümü Saddam dönemini arar hale gelmiştir.

Aslında gelinen şu noktada gerçeği görüp saf değiştirmekten çok bundan sonra ne yapılabilir sorusunun cevabının araştırılması gerekir. Bir de elbette başlangıçta bir takım yalanlara inananarak ABDnin yanında yer alanların akan kandaki sorumluluklarını düşünmeleri önem kazanıyor. Eğer işin başında Afganistanın işgaline alkış tutulmasa, Irakın işgaline destek verilmeseydi ABD böylesine fütursuz ve ölçüsüz hareket edemezdi. Dünün ABDdestekçilerinin bugün gelinen nokta karşısında tepki göstermeye çalışmaları timsahın gözyaşlarını andırmıyor mu

İleriyi görmek odur ki, felaket daha yaşanmadan farkına varabilmek ve ona göre tavır alabilmektir. Bunu yapamayanların gelişmelere göre tutum takınmalarının bir kıymeti yoktur... Böyleleri eğer bir ülkenin yönetiminde bulunuyorlarsa devlet adamı vasıflarından yoksun olduklarını söylemek yanlış olmaz.

Ne var ki, yeryüzünde devlet adamında olması gereken özelliklerden yoksun pek çok yönetici vardır ve bunlar Haçlıları cesaretlendiriyor, bilerek ya da bilmeyerek onlara destek olmaktadırlar... Çağımızdaki felaketlerin esas sebebi de sanıyorum budur.

***

Belli ki Sadamın idamını önümüzdeki aylarda da konuşup yazacağız. İstesek de istemesek de gündemimizden çıkartamayacağız. Önümüzdeki bir diğer konu ise ülkemizle ilgili olarak yaşayacağımız iki seçimdir. Bunlardan ilki yeni Cumhurbaşkanının seçimi, diğeri ise genel seçimlerdir. Görünen o ki, her iki seçimi de sancılı ve gergin bir ortamda yaşayacağız. Çünkü, siyaset dışı güçler  Cumhurbaşkanı seçiminde belirleyici olmak istiyorlar.. Bunun ardından genel seçimler gündeme geldiğinde sanıyorum benzer bir olayı o zaman da yaşayacağız. Çünkü, bu ülkede kendilerini Cumhuriyetin kurucusu ilan eden bazı çevreler koruyuculuk görevinide kendi kendilerine üstlenmiş bulunuyorlar... İşte bu kuruculuk ve koruyuculuk iddiasına bir de halka güvensizlik eklenince siyasette zorlayıcı bazı adımlar atmaktan geri kalmıyorlar. Varlıklarını demokrasiye ve halkın verdiği oylara borçlu olan bazılarının da bu antidemokratik istek ve çıkışlara destek vermeleri sanıyorum ülkemizin bir talihsizliğidir.

Böyle bir ortamda yapılacak Cumhurbaşkanı seçimi ile genel seçimler 2007 yılına damgasını vuracak, hatta diyebiliriz ki 2008 yılının nasıl şekilleneceğini de belirleyecektir. Bunun için bu yıl insanların saflarını çok net belirlemeleri gerekiyor. Yanar dönerlikten bu ülke şimdiye kadar hiçbir yarar görmediği gibi bundan sonra da görmeyecektir..