Irak ta yaşananlar konusunda herkes farklı bir
değerlendirme yapıyor. Bir bakıma bakış açısına göre farklı yorum ortaya
çıkıyor. Musul un işgali IŞİD terör örgütünün bir hamlesi olarak
nitelendirildi. Ancak, Musul un işgalinin ardından IŞİD militanlarının Bağdat a
doğru yürüyüşe geçmesi, bazı il ve ilçeleri ele geçirmesi üzerine yorumlarda
değişiklik başladı. Söz gelimi Musul un ardından Saddam ın hortladığı, ortadan
kaybolmuş görünen Saddam askerlerinin IŞİD i oluşturduğu, Saddam ın
komutanlarının IŞİD militanlarını yönettikleri yazıldı. Daha sonraları
Maliki nin çeşitli hatalar yaptığı, Sünnilere eşit davranmadığı, onları
dışladığı, zaman içinde Sünnilerin zulme dayanamadıkları için uzunca bir
süreden beri içten içe merkezi yönetime karşı bir ayaklanmaya hazırlandıkları,
IŞİD in bu hazırlık sonucu Musul u ele geçirecek güce eriştiği söylenmeye ve
yazılmaya başlandı.
Bu arada Şii lider Sistani Sünnilere karşı cihat
çağrısında bulundu ve pek çok genç gönüllü yazılmak üzere müracaat etti.
Kısacası gelinen noktada yıllar önce ABD nin uygulamaya koyduğu İsrail tasdikli
Irak planının ikinci adımı hayata geçirilmeye başlandı. Bu plan Irak ın üçe
bölünmesini öngörüyordu. İlk adım işgal ile birlikte atılmış, daha önceden
Peşmergelere verilmiş söze uyularak Kuzey de adı konulmamış bir oluşum hayata
geçirilmişti. Bu oluşumun adı Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi idi. Musul un
işgali ile başlayan süreçte Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Türkmen
bölgelerini de kontrolü altına almak suretiyle işgalciler tarafından günün
şartları gereği yarım bırakılmış Kürdistan ın sınırları yeniden çizilmiş
durumda. Bunun anlamı parçalanan Irak ta sahipsiz tek kesim Türkmenler olduğu
gerçeğidir. Bu durumda Irak Türkmenleri ya Peşmergelerin himayesine ya da IŞİD in
insafına sığınacaktır. Medyaya yansıdığı kadarıyla eğer IŞİD Sünnilerin zulme
başkaldırışının silahlı gücü ise Türkmenlerin o tarafa yakınlaşması da söz
konusu olabilir.
Bu arada Kuzey Irak ile Irak ın diğer yerlerinde toplam
120 bin Türk ün bulunuyor alması, Musul un işgali sırasında konsolosluğumuzun
basılarak 49 insanımızın rehin alınması, buna ilaveten sayıları tam olarak
bilinmemekle birlikte TIR şoförlerimizin IŞİD elinde bulunması Türkiye nin
elini bağlamış durumda. Böyle olunca da parçalanan Irak a yönelik Türkiye nin
bağımsız, milli bir politika üretmesi imkânı kalmamış görünüyor.
Irak ın bölünmesini öngören ABD-Siyonist ortak planında
Irak Türkmenleri yok. Onlar, çatışan tarafların insafına bırakılmış durumda.
Böyle olunca da Türkiye nin ABD ile ilişkilerini gözden geçirmesi, dış
politikamızda ABD nin ağırlığı ne kadar artarsa gelişmelerin aleyhimize
sonuçlandığını görmesi gerekiyor.
Kafaları karıştıran bir başka husus ise özellikle CHP ve
MHP nin Konsolosluk baskınına özel kuvvetlerin niçin müdahale etmediği, niçin
çatışmadan teslim olunduğu polemiği. Muhalefet yapmak için olay detaylı olarak
düşünülmeden bir ucundan tartışılması da sanıyorum bize has bir tavır olsa
gerek. Yukarıda da belirttiğim gibi Irak ta 110 bini Kuzey Irak ta olmak üzere
120 bin Türk ün bulunuyor olması böyle bir müdahalede istenmeyen gelişmelere
yol açabilirdi. Bununda ötesinde Musul da IŞİD e karşı sergilenecek olan
müdahale önceden hazırlanmış büyük planın bir parçası olabilirdi. Yani, eğer
IŞİD saldırısı Irak taki bölünmeye yönelik bir hamle ise böyle bir durumda
Türkiye nin ne yapacağı, Türkmenlerin bulunduğu il ve ilçelere yönelik bir
planının olması gerekirdi. Yani Türkmenler Peşmergenin kanatları altına sığınma
ihtiyacı duymamalıydı. Görünen o ki, Irak parçalanıyor ama bu parçalanmada
Türkmenlerin adı yok. Hamasi nutuklar atmak yerine özellikle Kuzey Irak ın
ortaya çıkışının doğru değerlendirilmesi, muhatabın Peşmergeler değil ABD nin
olduğu görülmeli onlara karşı bir duruş sergilenmesi gerekiyordu.