Irak'ta neler oluyor?

Abone Ol

Irak ta epey sıkıntılı günler yaşanıyor. Irak merkez idaresi ile Amerika Birleşik Devletleri arasında sıkı bir pazarlık yaşanıyor.  Taraflar arasındaki dengesizlik, buna rağmen adeta "kıran kırana sessiz bir çekişme" akla "Irak ta acaba yeni bir manda dönemi mi başlıyor " sorusunu getiriyor. 1918 ilk İngiliz mandasını getirmişti. Irak ta bir krallık kurulmuş ve 1932 ye kadar İngiliz mandasında, bir kısım işleri kendileri idare ederek 15 yıl yaşamış sonra biraz daha ilave haklar kazanmışlardı. Bu olayların üstünden bir 15 yıl geçtikten sonra 1947 lerde daha bağımsız bir duruma geçmişlerdi. Kısacası iç çekişmeler, ihtilaller ve darbeler sonunda Baas Partisi ülkeye hakim olmuş ve 1958 de krallık devrilerek Irak ta  tek adam diktası dönemi başlamıştı. Dolayısıyla Irak ın tam ve bütün egemenliği 55 yıl sürmüştür denilebilir.

Dünya konjonktüründe 1990 lardan itibaren dengeler değişmiş ve o tarihten sonra ABD küresel politikanın tek hakim ve etken gücü haline gelmişti. Orta Doğu "Birinci Körfez savaşı" ile Amerikan askeri gücüyle birinci elden tanışmış ve 2003 den itibaren de Irak, Amerika nın işgali altına girmiştir.

O yıllarda Irak ta "muhtemel kitle imha silahlarının varlığına inanan" ve aynı zamanda "hür dünyanın enerji ihtiyaçlarını yine muhtemel tehlikelerden korumak gayesiyle" bütün dünyayı ayağa kaldıran Amerika, Bush idaresinde saldırıya geçmiştir.  Irak a savaş ilan edilmeksizin, tamamen zorlama ve zanna dayanan sebepler çerçevesinde, kendisinin zorlaması sonucu  Birleşmiş Milletlerden aldığı manda yetkisi ile Irak ı işgal etmiştir.

2003-2008 yılları arası Irak için tam bir facia ve yıkım olmuş, tüm yeraltı ve yerüstü kaynakları talan edilmiş, yakıp, yıkılmış, binlerce aydın sistematik olarak yok edilmiş. İnsanlar, feci muamelelere ve işkencelere tabii tutulmuş ve ülke adeta orta çağlara döndürülmüştür. Şu sıralarda ABD ve etrafında başka ülkelerden gelen yabancı  güçlerle birlikte Irak tam bir işgal rejimi altında idare edilmektedir. Göstermelik bir hükümet ve parlamentosu mevcuttur. Sözde yetiştirilmekte olan Irak güvenlik güçleri, ülkede asayiş ve istikrarı temin etmeye çalışmaktadır. Ülke dış hatları ile bir bütünlük arzetse bile, içten 3 ayrı bölgeye ayrılmış durumdadır.

Irak ta, ABD nin 50 kadar askeri üssü ve sızan haberlere göre, İsrail in de 30 u aşkın haber toplama ve istihbarat merkezi bulunmaktadır.

Son gelişmelerin yorumu:

Irak Parlamentosu, bu hafta kendileri için hayati bir önem taşıyan "Savunma ve Güvenlik Antlaşması"nı tartışmak ve onaylamak üzere çalışmalara başlayacaktır. Bu konuda Irak Başbakanı Nuri Kemal el-Maliki devlet televizyonunda yaptığı on iki dakikalık bir tanıtma  konuşmasıyla, bu anlaşmanın ana temellerini ve genel çerçevesini  Irak halkına anlatmış bulunmaktadır.

"Irak ın Temel Savunma ve Güvenlik Anlaşması" olarak ifade edilen bu antlaşma, Irak ın gelecek 10-15 yılına şekil verecektir. Bu ülkede yetişecek  bir neslin maddi ve manevi şekillenmesinde ve  dünya görüşlerinin oluşmasında etkili olacaktır. Bu durum aynı zamanda  Irak ın bütün komşularının dış politikalarını etkiliyecek bir durum da meydana getirecektir. Zaten bu doküman bir antlaşmadan ziyade bir "accord" olarak adlandırılmıştır yani hem antlaşma ve hem de uyum ve uygulama maddelerini içeren bir dokümandır.

El Maliki, Irak Parlamento sundaki bütün grupların katılım ve katkılarıyla hazırlandığını iddia ettiği bu dokümanda, hiç bir gizli madde veya ilavenin olmadığını defalarca vurgulamıştır. Çok güçlü bir "şüphe ve komplo endişesinin hakim olduğu" Orta Doğu kültürü içinde, halkı ve tüm grupları inandırabilmek için bir çok defa bu konuda yemin bile etmiştir.

Özellikle Irak ın "özgürlüğüne" sıkça vurgu yapan El-Maliki, bu sözlerle tam bir çelişki içinde olan birçok duruma ise değinmemeyi tercih etmiş. Sözlerini "en azından özgürlüğümüzün tümüne üç yıl içinde kavuşabilmek için sağlam bir başlangıçtır" cümlesi birkaç yerde ve bilhassa sonuçta kullanarak, bu antlaşmanın toplum tarafından kabulünü sağlamaya çalışmıştır.

Parlamento da hazırlanan bu doküman görüşülüp tartışılacak ve sonra da onaylanacaktır. Parlamentonun her madde ve konuyu tartışma hakkı olmakla birlikte, hiçbir maddeyi değiştirme veya ilavelerle tamamlama gücü veya yetkisi yoktur. Önlerine gelen anlaşmayı (accord u) sadece kabul veya reddedebileceklerdir.

Gerek Başbakan El-Maliki ye ve gerekse Sünnilerin lideri Alaa Maki ye göre Irak ta birçok şeylerin halledilebilmesi için güçlü bir kabul ve işbirliği gereklidir. Benzer düşünceler Şii lider Ayatullah Ali al-Sistani ve güçlü anti-Amerikan cephesi lideri Mukteda el-Sadr tarafından da dile getirilmektedir.

Burada parlamento içinde sayıları denkleştirerek elde edilecek sayısal bir destekten ziyade, tam anlamıyla işbirliği içinde geniş tabanlı bir desteğin  önemli ve etkili olacağı vurgulanmaktadır.

 Ülkede herkesin kabul ettiği asgari ortak payda muhakkak ki; Amerikan güçlerinin bir an önce ülkeden çekilmesi hususudur.

Hükümet dışında kalmış olan Sünni grupların endişesi ise herkesten büyüktür. Bu sebeple, mümkün olduğu kadar Amerikalı yetkililerle görüşerek onlardan  bazı garantileri elde etmeye ve  bunları da antlaşmanın "ilaveler" kısmına yerleştirmeye gayret etmektedirler.

 ABD yetkilileri ise hiç bir söz vermeyerek,sadece  Sünnileri  dinlemektedirler. Sünniler bu kadar ısrarla bazı garanti ve güvence istemelerinin ana sebebi, ülkede meydana gelen her olayda, hem ABD hem de merkezi hükümet tarafından ilk ve en önemli süpheli grup olarak kabul edilip, sıkıntıya düşmeleridir. En azından yeni yapılan antlaşma içinde bu durumun düzeltilmesini istemektedirler.

Burada Sünni lerin belli bir sıkıntısı ve belki de bir taktik hatası mevcuttur.

 Hatırlanacağı gibi, Amerikalı uzman ve hukukçular tarafından hazırlanıp, sonra adeta "adet yerini bulsun" kabilinden ülkedeki çeşitli grupları katkı yapmaya çağıran ABD, bu metodla bir "Irak Anayasası" hazırlatmıştır. Bu yaklaşım büyük tepki toplamıştır.  İşte ABD ye karşı durumu protesto etmek isteyen Sünniler hiç bir olaya katılmayarak tavırlarını ortaya koymuşlardır. Ne var ki ABD nin taktiğini tam ölçemeyen Sünniler daha sonra seçimleri de boykot etmişler ve sonuçta herşeyin dışında bırakılmışlardır.

Son haftalardaki gelişmeler:

 Bugün Irak hükümeti Şii/ Kürt çoğunluğa sahip 37 bakanlı bir hükümettir. Bir de 275 kişilik bir parlamento iş başında bulunmaktadır. Yeni hazırlanan "Savunma ve Güvenlik Antlaşması" işte bu parlamento tarafından kabul edildiği zaman yürürlüğe girmiş olacaktır.

Bazı Amerikalı yetkililer, Iran hükümetinin Şii parlamenterlere rüşvet vererek kendi istedikleri yönde oy kullanmaya yönlendireceklerini ileri sürmektedirler. Garip bir şekilde bazı merkezler de ABD li grupların kendi yandaşları kabul ettikleri Kürt milletvekillerine ve bazı Şii milletvekillerine aynı şeyi yaptıklarını iddia etmektedirler. Kısacası, bazı dış kaynaklı medya yazarlarının ifadesine göre, şu anda Bağdat ta "fikir ve inanç tan ziyade  para nın güc ü yarışmaktadır."

ABD yetkililerine göre bu antlaşma, Aralık 2008 sonundan önce mutlaka imzalanmış olmalıdır çünkü Birleşmiş Milletlerin ABD ye Irak ta tanımış olduğu manda süresi Aralık 2008 de son bulmaktadır. Sünniler bazı garantileri almadan imzalamak istememekte, Şii ve Kürt gruplar ise kendi çıkarlarına göre hesaplar yapmaktadırlar. Kürtler e kalsa onlar daha 20 yıl ABD nin orada kalmasını arzu etmektedirler.

Antlaşmayı zamanında imzalatmak için her türlü baskı uygulayan ABD, Irak idaresini tehdit etmiş bulunmaktadır. Irak Başbakan Yardımcısı Barhan Salih e göre antlaşma zamanında imzalanmadığı takdirde, Amerikalılar, Irak ın  Amerikan bankalarında bulunan 50 milyar dolarlık likit parasını "dondurmakla" ve aynı anda Irak ın tüm borçlarının ödenmesini talep etmekle  tehdit etmiş bulunmaktadırlar.

Antlaşmaya göre Amerika 31 Aralık 2011 yılına kadar Irak ta kalacak ve belli merkezlere doğru çekilecektir. Irak şehirlerindeki savunma ve güvenlik görevlerini Irak güçlerine bırakarak belli üslere çekilecektir. Amerikalıların kurduğu ve kontrol ettiği 50 askeri üs, 2011 yılının sonuna kadar ABD kontrolünde olmaya devam edecektir. Yalnız, antlaşmaya göre ABD, Irak topraklarını ve hava sahasını kullanarak Irak ın komşularına karşı bir saldırı düzenlemeyecektir. Yalnız 2011 den sonra antlaşma ile bazı askeri talim sahaları  ve mühimmat depolama ihtiyaçları için bazı üslerin üzerinde anlaşma ihtimali bulunacaktır.

El- Maliki, bu antlaşmayı tüm komşularına yollayarak fikirlerini alacağını ifade etmiştir ama henüz böyle bir girişimin olup olmadığı bilinmemektedir.

 Bu arada, El-Maliki parlamento oylamasına altı gün kala Irak Televizyonu na çıkarak Irak ın güvenliği için en hayırlı şartların bu antlaşma ile sağlanmış olduğunu savunmuştur.

Diğer taraftan, Şii lider Muktada el-Sadr ise "Judgement Day" yani "Karar Günü" adı altında bir grubun kurulacağını ve onların görevlerinin bu antlaşmaya karşı çıkmak olacağını vurgulamıştır. Bu yeni grup antlaşmanın uygulanmasının yavaşlatılması ve hatta durdurulması amacı ile faaliyetlerde bulunacaktır.

Biran önce beş yıllık Amerikan işgalinin bitmesini isteyen birçok kesim ve grup, bunun tam aksine Irak ın tam bir Amerikan mandası altına girmek üzere olduğunu idrak etmeye başlamıştır. Üstelik bu durum hukuki bir metodla yani bizzat kendi parlamentolarında oylanarak yürürlüğe koyulmak üzeredir. Toplumun her kesimi durumun vehametini kavramaya başlamıştır.

 Durumdan memnuniyet duyan tek grup Kürtler olup, bu fırsatla Kerkük olayını da kendi lehlerine halletmeyi ummaktadırlar. ABD ne kadar uzun Irak ta ve Orta Doğu da kalırsa, kendi planlarının başarıya daha çabuk ulaşacağına inanmaktadırlar.

21. yüzyılın en kapsamlı Amerikan mandası ilk defa Irak ı ve sonra da  Orta Doğu yu şekillendirmeye devam edeceğe benzemektedir. Önümüzdeki hafta olayların nasıl gelişeceği büyük bir merakla beklenmektedir.