Irak yönetimi Kuzey Irakı kendi toprağı sanıyor!..

Abone Ol

İşgal ile bir ülkenin diktatörlerden kurtulup, demokratik

bir yönetime kavuşacağı iddialarının yalandan başka bir anlamı olmadığının son

örneği Irak’tır. ABD işgal ederek Irak’ı Saddam’dan kurtarmış, sadece

Saddam’dan kurtarmamış aynı zamanda eski yönetimden kökünü kazımış böylece bu

ülkede demokrasi ve insan haklarının yerleşeceği ileri sürülmüştür. Saddam ve

ekibinin kökünün kazınma aşaması gerçekleştirilmiş ama ikinci aşamaya

geçilmemiş/geçilememiştir. Zaten işgalcilerin amacıda Irak halkını özgürlüğüne

kavuşturmak değildi. Ne var ki yoğun propaganda sebebiyle Irak halkı gerçekten

Irak’a demokrasinin geleceğine inanmıştı. Irak’a demokrasi nasıl gelir, farklı

etnik ve dini grupların barış içinde bir arada yaşamaları nasıl sağlanır gibi

soruların cevabı nedense hiç düşünülmemiş/düşündürülmemiştir.

İşin bir başka acı yanı ise işgalciler her fırsatta Irak’ın

toprak bütünlüğünden yana olduklarını, kesinlikle parçalanmasına izin

vermeyeceklerini açıklamalarına karşılık Irak fiilen ikiye ayrılmış, yeni

parçalanmalar da gündemdedir. Ne acıdır ki bu bölünmüşlüğün bugünkü Irak

yönetimi hâlâ farkına varamamış ya da anlamak istemiyor. Bugün Kuzey Irak’ın

hâlâ Irak’n toprağı olduğunu sanan yöneticiler Kuzey Irak yönetiminin çeşitli

ülkelerle yaptığı anlaşmaları geçersiz saydıklarını, Irak merkezi yönetiminden

izinsiz Kuzey Irak yönetiminin üçüncü ülkelerle anlaşma yapamayacağını

söylüyorlar. Sadece söylemekle kalmıyor iki taraf çatışmanın eşiğine kadar

geliyor.

Irak’ta Kuzey Irak sürekli problem olmuştur. Bu durum

1900’lü yılların ilk çeyreğinden bu yana sürmektedir. Bunun çeşitli sebepleri

ve Kuzey Irak’taki Kürtlerin arkasında bir takım uluslararası güçler vardır.

Hatta, İngiltere bölgedeki Kürtleri içine alan devletin kurulacağı vadinde

bulunmuş, bu devletin Irak, Suriye, İran ve Türkiye’nin bazı yerlerini içine

alan bir haritasını bile bastırıp dağıtmışlardır. İşte, 1900’lü yılların

başında İngiltere’nin gündeme taşıdığı bu planın ilk adımı Irak’ın ABD

tarafından işgali ile atılmıştır. Bazıları kabul etse de etmese de Kuzey

Irak’ta bir devlet vardır. Hatta, bu devleti hayata geçirenler Irak

petrollerinden önemli bir pay bile ayırmışlardır. Ne var ki ayrılan pay şu anda

iki taraf arasında tartışma ve çatışma konusu olmaktadır. Belli ki İşgalcilerin

oluşturduğu bugünkü Irak yönetimi petrolün paylaşılmasını içine sindiremiyor.

Benden izinsiz bu petrolün pazarlamasını yapamazınız diyor. Kuzey Irak yönetimi

ise bunun kendine ait bir tasarruf olduğunu ileri sürerek Irak yönetimine

meydan okuyor. Hatta, askeri birliklerini Irak’a doğru harekete geçiriyor. Irak

yönetiminden bağımsız bir askeri güce sahip olan Kuzey Irak’ın hâlâ bağımsız

bir devlet olduğunu fark edemeyenler ise küplere biniyorlar. Geçmişte Saddam’ın

Kuzey Irak’a otonomi verdiğini, iç işlerinde tamamen serbest bir oluşumun

meydana geldiğini ancak, Barzani ve arkasındaki güçlerin bununla yetinmeyip

bağımsız bir devlet olmak peşinde koşmaları sebebiyle Saddam ile Kuzey

Irak’taki Peşmergeler karşı karşıya gelmiş, Saddam’a güçleri yetmeyince

ülkemize büyük bir göç dalgası yaşanmıştı. Yani bir asra yaklaşan bir süreden

beri Kuzey Irak Peşmergeleri bağımsız bir devletin peşindirler ve uluslararası

alanda destekçileri de vardır. İşgalci ABD ise bunu gerçekleştirmiştir. Ancak,

İngiltere’nin gündeme getirdiği hedefe daha ulaşılmış değildir. İsrail ve

ABD’nin İran’a yönelik tehditlerinin tek sebebi bu ülkenin nükleer çalışmaları

değildir. Bir diğer sebep ise Büyük Kürdistan projesinin bir adımını daha

gerçekleştirmektir. Bir diğer adım Suriye’deki gelişmelerle birlikte atılmaya

çalışılmaktadır. Planın Türkiye ayağına ise PKK terör örgütü yoluyla zemin

hazırlanmaya çalışılmaktadır.

Kuzey Irak’ta bağımsız bir Kürt devlet oluşturulmasına

Türkiye’yi yönetenler de tavır koyamamış, yıllar boyu söyledikleri Irak’ın

toprak bütünlüğünden yana ve Kuzey’de bir Kürt devleti kurulmasına karşı

olunduğuna dair sözlerin arkasında duramamışlardır. Bugün Irak’ta yaşananları

olayların geçmişini düşünerek değerlendirmek gerekiyor. Aksi halde Irak

yönetimi ne noktada olduğunun farkına varmadan kendine göre hamleler yapacak ama

sonuç alamayacaktır. Bu arada ikide bir Türkiye’ye kafa tutmakta içinde

bulunduğu durumu bilemeyişin bir başka boyutunu oluşturuyor.