Korunmasız olarak meydana sürülen Irak ta başlayan
pastadan pay kapma yarışı devam ediyor. Sanki bu paylaşma IŞİD in Musul u
işgali ile başlamış gibi de bir hava veriliyor. IŞİD önce Suriye de ortaya
çıktı. Burada çatışmalara katıldı. Bazı yerleşim yerlerini ele geçirdi. Buna
karşılık Suriye muhalefetinden IŞİD in Esad ile birlikte hareket ettiği yolunda
açıklamalar yapıldı. Bu açıklamaların doğruluğu ya da yanlışlığı üzerinde kimse
de fazlaca durmadı. Kısacası birdenbire ortaya çıkan IŞİD nedir, ne değildir
sorusu fazlaca araştırılmadı. Gerçekten hiç yokken birdenbire Suriye deki iç
savaş sonucu mu IŞİD ortaya çıktı Ya da bazılarının ileri sürdüğü gibi el
Kaide gibi dünyanın çeşitli köşelerinde mücadele veren bir örgütün Suriye ve
Irak a yönelik bir kolu muydu Musul un ele geçirilmesinin ardından iddia
edildiği gibi IŞİD Saddam ın kendilerini bugüne kadar gizlemeyi başarmış
askerlerinin yeniden toparlanması sonucu harekete geçmiş ve Saddam ın
intikamını alma mücadelesi veren bir örgüt müydü Cevabı verilmesi gereken bir
başka soru ise eğer IŞİD Saddam ın ordusundan bugüne kalan birliklerin
oluşturduğu bir örgüt ise ideolojik ve fikri kimliğini nasıl izah etmek
gerekir Bazılarının söylediği gibi Irak ta Şii Maliki nin Sünnilere karşı
sergilediği ayrımcı tavra yönelik bir karşı hareket ve Irak ta Sünnileri bir
araya toplayacak yeni bir oluşumun mu peşindeler Ya da Saddam ın liderliğini
yaptığı Irak Baas hareketinin bugünkü temsilcileri midirler Eğer Saddam ın
askerleri ve Baas ideolojisinin temsilcileri iseler bu grubu Sünni ya da Şii
diye tarif etmek yanlış olur.
Sanıyorum IŞİD i en iyi tarif edecek olanlar kendileridir.
Başkasından ziyade kişi ya da grupların kendilerini nasıl tarif ettikleri
önemlidir. Söz gelimi söz ve davranışları ile İslam ile hiçbir ilgisi olmayan
birtakım grupların ille de Müslüman olarak tarif ediliyor olmaları o grupları
bağlamayacağı gibi doğru bir sonuca da ulaşılmış olunmaz. Bunu söylerken
IŞİD in inancı ile ilgili bir tanımda bulunmak istemediğimi belirtmek isterdim.
Çünkü bizim gördüğümüz değil onların kendilerini nasıl görüp tarif ettikleri
önemlidir.
Irak ta yaşananlar üzerinde pek çok şey söylemek, soru
sıralamak mümkün. Ancak, gelişmeler karşısında ABD, AB ve BM nin olayları
seyretmekle yetiniyor olmasına bakarak Irak taki olaylar Batı dünyasını
sevindiriyor demek yanlış olmaz. Yani, Suriye ve Irak ta yaşananlar
Müslümanların ve İslam dünyasının değil, emperyalist Batı ve onların
kontrolündeki uluslararası örgütlerin amaçlarına hizmet ediyor. Bundan bir an
evvel kurtulup Müslümanların ve İslam dünyasının çıkarlarını birinci hedef
haline getirmek gerekiyor. Ancak bu da pek kolay değil. İslam dünyası
paramparça olmuş, her biri kendini bir başka sömürgeci gücün kanatları altına
atmış. Sığındıklarından yardım bekleyenlerin İslam ve İslam dünyasının
çıkarlarını ön planda tutmalarını beklemek doğru olmaz. Irak ı bugünkü
karmaşaya iten zemini hazırlayan ABD öncelikli olarak kendi insanlarının can
güvenliğini sağlamanın gayreti içinde. Birleşmiş Milletler (BM) ise Irak ta bir
mezhep savaşının yaşandığı endişesini(!) dile getiriyor ama bunu önlemek
hususunda hiçbir hareketi yok. NATO ise uyur-gezer gibi ortada dolaşan bir
genel sekreterin açıklamaları ile yetiniyor. Çünkü ABD, AB ve NATO yu Irak ta
ölen insanlar ilgilendirmiyor. Hatta ölenlerin sayısı arttıkça onların
bölgemize yönelik hedeflerine ulaşmaları kolaylaşmış oluyor.
Bu arada Irak Kürdistan Başbakanı Neçirvan Barzani ise
Irak ın parçalanabileceğini, bu bakımdan bir Sünni bölge oluşturulması
gerektiğini söylüyor. Sanki ABD işgali ile Kuzey Irak Bölgesel Kürt
Yönetimi nin oluşturulması Irak ın bölünmesi yolundaki ilk adım değilmiş gibi.
Kısacası, Irak ta Iraklılar sanki kendi planlarını
uyguladıklarını sanıyorlar ama sonuçta hepsi de sömürgeci güçlerin planlarına
hizmet etmiş oluyorlar.