Barzani ailesi içindeki sıkıntılar şimdi Erbil‘in arka sokaklarındaki çay ocaklarında çok kısık seslerle konuşuluyor. Barzani ile Talabani arasındaki savaş, yapılan üzeri örtülü "saldırmazlık" antlaşmasıyla siyasi çekişmeye dönüşüyor. Irak genelinde yaşanan Şii-Sünni çatışmasında hep dışarıdan bakan Irak Kürtleri, Tarık El Haşimi‘nin Kürdistan‘a sığınmasıyla bu kamplaşmadaki yerlerini hatırlıyor.
Cihat Arpacık
Hayatın sert, kuralların acımasız olduğu, silahın sigorta sayıldığı Ortadoğu topraklarında hüküm süren aşiret hukuku insanların dillerine vurulan prangalar gibidir. KDP ile KYB arasında süren o kanlı iç savaşta hakimiyeti yavaş yavaş kaybeden Barzani Saddam‘ı imdada çağırıp kenti geri aldığında takvimler 31 Ağustos 1996‘yı gösteriyordu. Talabani taraftarlarına yönelik katliamlarda bu tarihten sonra başladı. Bu bir kara leke olarak bilinse de şimdi kimse konuşmuyor bunu. Aşiret hukuku bunu gerektiriyor çünkü. O günden bugüne değişen nedir taraflar arasında? Barzani ile Talabani arasında adı öyle konulmasa da yapılan "saldırmazlık" anlaşması tarafları silahlı mücadele yerine siyasi çekişmelere zorluyor. Ancak Barzani ailesi içindeki sıkıntı şimdi Erbil‘de "ayıp şeylermiş" gibi konuşuluyor. "Aşiret teamüllerine" göre Molla Mustafa Barzani‘nin ardından "reis"liğe büyük oğul İdris‘in geçmesi gerekiyor. Ancak Mesud Barzani bir manevrayla dümene geçiyor. Bu da İdris Barzani‘nin büyük oğlu Neçirvan ile Mesud Barzani arasında üstü örtülü, adı konulmamış bir mücadelenin sebebini oluşturuyor. Şimdi Erbil sokaklarında konuşulan ama "açıklanmayan" siyaset bu.
ORTADOĞU TİLKİSİ‘NİN SON MANEVRASI
Bir süre önce Talabani‘nin KYB‘sinden ayrılan Neçirvan Mesud‘un kurduğu Goran Partisi ile KYB‘nin son günlerde yakınlaşması, birlikte bazı adımlar atmaları kafalarda soru işaretleri uyandırsa da siyaseti bilenler buna pek şaşırmamışa benziyor. Zira Goran Partisi‘nin oluşturulan suni ihtilaflarla KYB‘den ayrıldığı ifade ediliyor. Bunun sebebi ise oldukça basit: "KYB‘ye uzak muhalefetin oylarını çekmek." Ortadoğu Tilkisi lakabıyla anılan Celal Talabani‘nin geçmişteki politikalarına bakarsak bu durum çok da "komplo teorisi" gibi durmuyor.
"HAŞİMİ OLAYI" KÜRTLERİ DAHA DA SÜNNİLEŞTİRDİ
Irak‘ın Sünni Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık el Haşimi, hakkında verilen tutuklanma kararının ardından Kürdistan bölgesine sığınmıştı. Türkiye hükümetinin dahliyle Barzani himayesine giren Haşimi şimdi Kürtlere "sünni"liği hatırlatıyor. ABD işgalinin ardından Irak‘ta başlayan ve binlerce Iraklının hayatına mal olan Şii-Sünni iç savaşında dışarıda kalan Kürtler, Şii ile Sünni siyasetçiler arasındaki kavganın tezahürü sayılan Haşimi vakıasında Haşimi‘yi himaye etmesiyle Sünni kampta yer almaya başladı. Bir başka deyişle, Haşimi Kürtlere "sünni"liği hatırlattı.
TAŞ FIRIN ERBİL, ŞAİR SÜLEYMANİYE
Kürdistan federasyonunda "basın özgürlüğü" peki? Geli Kürdistan televizyonundan Reva Haji‘yle konuşuyoruz bunu. Erbil‘de denetimin çok daha sıkı olduğunu söylüyor. Adı konulmamış bir sansürün yanı sıra gazete ve televizyonlarda otosansür mekanizmasının her daim güçlü bir şekilde çalıştığını belirtiyor. Ancak Talabani‘nin kalesi Süleymaniye öyle değil. Süleymaniye‘de Talabani‘ye varıncaya kadar sert eleştirilen yapılabilmesi birbirine çok yakın bu iki şehir arasındaki farklardan sadece biri. Erbil ne kadar "taş fırın" ise Süleymaniye o kadar yumuşak görünüyor. Hemen her sokağa bir şair veya sanatçının ismi veriliyor. Türkçeyi ve Türkiye‘yi çok iyi bilen Haji, "Sizde nasıl fıkralar Karadeniz üzerinden anlatılıyorsa bizde Erbil üzerinden" anlatılır" diyor.
MERSİNLİ TÜRK TATLICI: "KÜRDİSTAN‘A GÖÇE KARŞI DEĞİLİM AMA DÜZGÜN İNSANLAR GELSİN"
Türkiye‘den Kürdistan bölgesine gelip burada çalışan yüzlerce insan var. Cep telefonu bayiliği, tantunicilik, tatlıcılık Türklerin yaptığı işlerden bazıları. Mersin‘den buraya gelip tatlıcılık yapan Hasan Altın, Ev kiralarının son bir yılda fahiş bir şekilde arttığını söylüyor. Bunu bölgenin çok göç alan bir bölge olmasına bağlayan Altın kendisinin de bir göçmen olduğunu unutarak belki şöyle söylüyor: "Biz buraya göçe karşı değiliz. Ama buranın dokusuna uymayan insanlar geliyor ve burayı yozlaştırıyor. Geçen yıl insanlar namaza gittiklerinde dükkanlarının kapısını kilitlemezdi, şimdi kilitlemek zorunda kalıyorlar." İşte Erbil‘de Mersinli bir Türk, Kürdistan‘ı böyle "yurt" biliyor.




