İpin Ucu Kaçınca

Abone Ol

İnsanlığın dengesi bozuk. Kararlı ve iradeli bir duruştan

uzak. Müslümanlar açısından bu çok önemli bir sorun. Küresel dünyada egemenler

bütün araçları denetimleri altına almışlardır. İletişim araçları, merkezleri

tamamen onların denetiminde.

Son zamanlarda gerek bilişimin ve gerekse iletişimin

insan hayatına girmesiyle insanlık kendinden ve değerlerinden uzaklaştı. Artık

bütün bilgiler öyle ya da böyle belli merkezde toplanıyor. Bilimsel çalışmalar,

özellikle sosyoloji belli güç çevreleri için veri oluyor. Öteden beri bu bir

gerçek olarak var. Fakat iletişim araçları evlere ve ceplere girince artık

sosyolojik çalışmalar yaptırtmanın çok da anlamı kalmadı. Çünkü bir topluma,

açık bir ifade ile Müslümanlara ait bütün bilgiler söz konusu merkezlere akıp

duruyor ve depolanıyor.

Müslümanlar ise böyle bir durumda ipin ucunu iyice

kaçırdılar. Gerek tivitlerde ve gerekse facebooklarda bir toplumun düşünce

demografisini çıkarmak çok da zor değil.

Siyasanın insan hayatında en belirgin alan olması

insanların sağlıklı düşünme gücü de ortadan kalktı. Siyasada merkezde bulunan

kişi veya kişilerin okumaya, düşünmeye zamanları yok. Büyük bir hengâme ve

gerilim ortamı var. Siyasa adamları çıkarlarını öncelediklerinden dava

bilincinden tamamen uzaklaşıyorlar. Önde gelenlerin danışmanları olur. Onlar

kendilerini ilgilendiren bilgileri toplarlar ve liderlerin önüne koyarlar.

Onlar da bu bilgilerden yola çıkarak veya danışmanların önerileri doğrultusunda

hareket ederler. Okumayan bir toplumun en büyük açmazı irade yoksunluğu, bilgi

yetersizliği, analiz ve kritik etme zamansızlığı ve hatta ihmali ciddi sorunlar

getiriyor. Düşünce insanları, bilgeler, alim ve şairler toplumun önünde yer

almadıklarından siyasa adamlarının gündelik savruluşlarına kurban gidiyorlar.

Facebook izleyicisiyim. Hemen her gün ne olup bitiyor bakıyorum. Tarafların

keskinliklerine burada tanık oluyorum. Bu alan artık sınır tanımaz bir durumda.

En aklı başında insanların bile siyasal savrulmuşluklara ve dalgalara nasıl

kapıldıklarını görüyorum. Siyasal körlük insanlığın önündeki en büyük engel.

Kişiler kişisel saltanatları için her şeyi göze alabiliyorlar. Kendilerini

olmazsa olmaz olarak görüyorlar. Böyle olunca sevenlerince tartışmasız,

dokunulmaz biri olarak algılanıyorlar. Onun günahlarını, yanlışlarını bile

görmezden gelebiliyorlar. Günah ve hatalara bile ne hikmetse bir hikmet

algısıyla bakılıyor. O böyle diyor ve yapıyorsa bundan bir hikmet vardır

düşüncesine kapılıyorlar.

Bütün bunlar medya üzerinden çok keskin bir biçimde

yaygın halde. Başında takkesi, sakallı, logosunda ayetler ve lafzullah olan

biri en pespaye tartışmalara çok rahat girebiliyor. Ne başındaki takkenin ne

ikonundaki ayet ve lafzullahın bir değeri kalıyor. Dedikodu, gıybet, pespayelik

ve şirretlik bataklığına kapılabiliyor. Bir partinin bilmem kimi tarafından

söylenmiş olan bir şarkısını neredeyse bir cihat ayeti gibi algılayabiliyor ve

onun üzerinden tartışmaya giriyor.

Yakın zamanda şu keskin ayrışmalar sonucu bir taraf için

söylenegelen bir yafta insanların üzerine haklı ya da haksız bir kara çamur ve

zift olarak yapıştırılabiliyor. Ne ahlâkın, ne insanlığın bir ölçüsü var bu

ortamda. Müslümanlar birbirine karşı nefret yüklüdürler. Artık sınır tanımazlık

başını almış gitmiş bulunuyor. Değer diye bir şey yok ortada. En aklı başında

insanlar bile bu kara dalgaya kendilerini kaptırmış bulunuyorlar.

Müslümanların bir kirli dünyadan nasıl kendilerini

koruyacakları önemli bir sorun. Bunun üstesinden gelmek de bir o kadar zor.

İnsanın kendi kendisini denetleme gücü de elinden alınmış. Bir bataklığın

içinde çırpındıkça batıyor. Allah insanımıza akıl ve izan versin.