İp edebiyatı yahut ipin ucu kimdedir?

Abone Ol

İp edebiyatı yapacağız. İp üstünde kay kay...

Şu cümleyle başlayalım:

Farklı öğretilere yaslanan siyaset ve adamlarının tek bir çizgide kesişip birleşmelerini tuhaf bulmuşumdur.

Belki de benim bu tuhaf bulmuşluğum tuhaftır. Öyle ya, bir yanılgının içinde bocalıyorduk, kim bilir Gözlerimiz büyülenmiş, sihirli bir dünyaya bakıp duruyorduk da, yeni uyandık.

Tabii mesele biraz da nereden baktığınızla ilgili. Zira baktığınız yere göre görür, gördükleriniz kadar düşünürsünüz.

Şöyle de denilebilir örneğin: Siyasetçilerin "ortak aklı" galip geldi! Rejim zayıflamasın yeter ki...

Birkaç yıldan beri dengelerinin merkezî bir noktaya doğru kaydığı gözleniyordu zaten.

Bu, pratik hayatta şuna benzer görüntülerle gerçekleşti:

Haksız kazanç sahibi kimi "ipten kazıktan kurtulmuş" "büyük güç odakları"nın millet adına el konulan işletmeleri birtakım vesilelerle geri iade edildi.

Bazı 28 Şubat darbecisi "ipiyle kuyuya inilmeyecek" iş adamlarıyla enine boyuna nikâhlar kıyıldı. Ortak imzalar atıldı. Böylece o zanlıların yargı sürecine takılmaları ihtimali iyice azaldı, ortadan kalktı.

Bir zamanlar devletli pozisyonunda olup da, millete zulmeden, Müslümana buğz eden, azınlık olanlara kahreden ve bu tutumlarına duyulan tepkiden ötürü sahneden inişlerinde halk tarafından arkalarından davul çalınan kimi "ipi çürük"lere "bayram tebriği" şeklinde gülücükler gönderildi.

Bütün bunları, anlayışla karşılamak istemese de, sineye çekebildi toplum. Kim bilir, belki de yarasına tuz bastı...

Ya da, baştan beri toplum pek de umurunda olmayan bir durumla meşgul olmak zorunda mı kalmıştı acaba

İpe gelelim...

Şu olmuştu, hatırlayın: Birkaç yıl önce bir miting meydanında kavmiyetçi bir öfke tonuyla -nasıl da kınamıştık!- bir ip atılmıştı ortaya. Demokratik yollarla seçilmiş ve iktidara gelmiş olan Başbakan -ister istemez onu seçen halk da!- idamla tehdit ediliyordu.

Şimdi ne oldu Şu oldu: İp o gün tehdit edilenin ağzında!

Keşke öyle olmasa diyesi geliyor insanın! Hatta korkuyor: Aman "ipin ucunu kaçırmasa" diye dua etmek istiyor. Ama ipin ucunun kaçmak üzere olduğunu da görünce, eyvah çekiyor, eyvah! Ölçü, düzen gidince elden, neler gelir başa

Bunun sonucunda bir de ipleri kötü niyet sahiplerinin ele geçirdiğini düşünün, aman Allahım, tüh, yazık!

İpe sapa gelmez (aklın ve mantığın anlamakta zorlandığı) bunca şey nasıl gerçekleşir, gerçekleştirilir

Gerçekleşiyor ve Ergenekonun İPiyle, Devlet (Bahçeli)in malum (üstte bahsettiğimiz) ipiyle aynı çizgide kesişiliyor, çiftleşiliyor... İpler uzuyor, çoğalıyor...

Bu, bir bakıma ipe çekilmek bağlamı üzere hakkında bahisler açılan(lar)ın oyununa da gelmek olmuyor mu "Bir kahraman yaratmak! Bir efsane!"

Yapay ulusalcılıkların zirveye çıktığı bir dönemde -üstelik seni köşeye sıkıştırmak istiyor bunlar- kötülüğü desteklemek -bizzat kendine cephe almak- değil mi bu

Eylül, Ekim, Kasım (süreğen bir sonbahar mevsimi) romantizmine yaslanarak ip cambazlığına soyunanlar takımı ile aynı pozda buluşmak yakışık alır mı

Madam Defargeın örgü iplerine benziyor; ne çoraplar örüyor o roman kadını, o iplerle ne felaketler!

İp edebiyatı... Bu, esas itibariyle kötü bir edebiyattır.

Öyleyse eğer, bu edebiyatla aradaki ipi çözmek gerektir...

Son olarak belirtmekte fayda var, baştan beri söylediklerimizi, hiç kimsenin, hiçbir grubun veya zihniyetin adına söylemiyoruz, tamamen insanî kaygılarla dile getiriyoruz. İşte onlardan biri: İp hamalı olmamak sanki daha hayırlıdır...